Bundan iki sene önce Fatih'te iki binanın üstündeki yazıların resmini çekerek eşe dosta ve bazı siyasilere göndermiştik. 

Fatih'te Balipaşa caddesinde bulunan bir binanın üstüne sarı madeni harflerle "Arap Anadolu" yazılmıştı. Bugün sadece Arap kelimesi silinmiştir. Aynı yere yakın Halıcılar Caddesinde yine yeni bir binanın "Anadolu Federasyonu" ismi altında adını İlk defa duyduğumuz Arap dernekleri tarafından işgal edilip kullanıldığını görmüştük. 
Her iki yersizlik ve çirkinliğin de resmini çekerek birçok yere göndermiştik. Bazıları bunu ciddiye dahi almamış; hoca nelerle uğraşıyor diye düşünmüş olabilirler. Şimdi konu ve gelişmeler bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. 

Sayın Ümit Özdağ'ın işgalci Araplar ile ilgili hassasiyetine karşı çıkanlar şimdi acaba ne düşünürler bilemeyiz. Onlar böyle konuları basit ve önemsiz görebilirler ama iki ay önce CHP 'ye katılan, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile mutlu resmi çıkan Anadolu Arapları Derneği Başkanının Twitter 'daki Türk ve Türkiye 'ye düşman beyanları,  TC vatandaşının bu beyanatları basite alınamaz. Bundan bir çok milletvekilinin de rahatsız olduğunu öğrendik. Aslında Cumhuriyet Türkiye'si de Osmanlı'nın bir devamı olarak haklı  gerekçelerle gerekeni yapmış; defolu çıkabilecek örnekleri hesaba katarak hiçbir yerde kendisini Türk milletine mensup saymayanları yerleşim olarak sınırlı tutmuştur. 

Bizim iktidar yanlılarının ensar diye öve öve bitiremedikleri, kucaklarından indiremedikleri, bu yediği kabı kirletenlerin , geçici sığınmacı olanların sözde ekonomiyi canlandıranların iç yüzü ortaya dökülmektedir. Türkiye'deki bazı ve dışarıdaki bu Arapların büyük çoğunluğunun nasıl bir Türk düşmanı oldukları meçhul değildir. Bu sözde Müslüman kardeşlerimiz maalesef Türk düşmanlığını sürdürerek Türkiye'nin büyük fedakarlıklarına rağmen, milletlerarası toplantılarda aleyhimizde oy kullandıkları unutulmamalıdır.
Biz ise; ensarcı olarak geçici sığınmacıları ve bazı yerlileri sözde yabancı düşmanlığını önlemek için nefret yasasını bile çıkardık. 
Türkiye'de ülkeye yönelen ihanetlere öyle alıştırıldık ki, artık bunları olağan karşılıyoruz. Nasıl olsa büyük ve ünlü aydınlarımız kafalarını kuma gömerek parti mücadelesi ile uğraşıp si... yarışı yapmaktadırlar; oysa siyasette öyle münhal bir yer de yoktur. Bazıları siyasete bu da mı geldi deyip gülüyorlar. Ülkemizde milli şuur ve hassasiyetler biraz dumura uğradığı için şahsi çıkarlar öne çıkmaktadır. 
Kimi TOGG araba alımı ile uğraşıyor, torpil arıyor; kimi evini , mobilyasını ve arabasını yeniliyor; yeni yazlık alıyor; tatili yurtdışında geçirmeyi hatta yurtdışında ev alma peşinde; kimi ise asıl kimliğini gizleyerek orayı burayı soymakla uğraşıyor. Kamu bankaları soyuluyor, üreten fabrikalar sözde özelleştirilip üretim dışına atılıyor veya insanlarımız ciddi konularla meşgul olmasınlar ve dinlensinler diye park ve bahçeler yapılıyor. Aslında ihanet kokan beyanların sahipleri sayın Cumhurbaşkanımızın da arasıra kullandığı kavramla "deport" edilmelidir. Anlaşılan vatandaşlık bunlara pek yaramıyor. Bunların ileride cesetleri bile bu aziz topraklara gömülmemeli; kabristanlarımız kirletilmemelidir.

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL