İnsanlar genel olarak iki gruba ayrılıyor. Birinci grup, iddiacı, başına buyruk ve tartışmayı seven A tipi, ikinci grup ılımlı, daha uyumlu, dinlemeyi seven B tipi. Yapılan araştırmalar A tipi insanların kalp krizine yakalanma tehlikesinin, B tipina oranla üç kat daha yüksek olduğunu gösteriyor.

“Keskin sirke küpüne zarar verir” atasözümüzde ifade edildiği gibi, öfkeli, sert kimsenin zararı kendisine oluyor. Dale Carnegie’in deyişiyle, ”Tartışmayı kazanmanın imkanı yoktur. Kazanamazsınız çünkü tartışmayı kaybettiyseniz, kazanmadınız demektir. Kazansanız da kayıptır neden mi?

Diyelim karşı tarafın tezlerini çürüttünüz. Bu durunda kendinizi üstün hissedeceksiniz ve bu sizin hoşunuza gidecek. Ama karşınızdakini küçük düşürmüş ve gururunu kırmış olursunuz. Sizin zaferiniz onun hiç hoşuna gitmeyecek. ” Düşman kazanmış olacaksınız her fırsatta size saldıracak. Sizi hedefinizden uzaklaştıracak ve zamanınızı çalacak. Şimdi Türkiye gerçeklerine kısa bir göz atalım. OECD verilerine göre, Türkiye’deki yetişkinlerin %40’ı okuduğu en basit metni bile anlayamıyor. Bu veriye göre, Türkiye’deki yetişkinlerin %85’i ile bir tartışmaya girmenin anlamı yok. Zira sizin fikrinizi anlayabilecek seviyede değiller. Yine aynı şekilde, entelektüel bir metni anlayıp çözebilecek yahut bir konuda araştırma yapabilecek Türk yetişkinlerinin oranı %3 tür.

19 Mayıs 1919, Kurtuluş’un Ve Cumhuriyet’in İlk Adımıdır 19 Mayıs 1919, Kurtuluş’un Ve Cumhuriyet’in İlk Adımıdır

İşin içine kanıta dayalı argümanları değerlendirebilmek ve karşıt görüşlere bakarak bir sentez yapabilmek girince bu oran %1’in altında. Mevlana’nın “Anlamayana anlatmak zulümdür; anlayana anlatmamak da zulümdür.” sözü rehberimiz olsun. Bu gerçeklerin ışığında zamanımızı ve enerjimizi amacımız doğrultusunda kullanalım. Gereksiz tartışmalar zamanımızı ve enerjimizi heba ettiği gibi sağlığımızı da bozulmasına sebep olabilir. Özellikle dini ve siyasi tartışmaların bizi öfkeye süreklediğini aklımızdan çokarmayalım.

“Kişinin duyguları, gerçekler hakkındaki bilgisiyle ters orantılıdır. Ne kadar az bilirseniz, onu o kadar şiddetle savunursunuz.” diyen Bertrand Russell haklıdır. Öfke hali, kişinin nabzını ve tansiyonunu yükseltip kalbe ek yük bindirir. Olumsuz ilişkilerin başlı başına bir maliyeti vardır. Karı-koca tartışmalarının bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi de olumsuzdur (Daniel Goleman, Duygusal Zeka, s. 218 ve 230).

Hoşa gitmeyen konula üzerinde yapılan tartışmalar bile, bir çok sağlıklı insanın kan basıncını artırır. Yüksek tansiyon midede olup bitenlerden daha çok, zihinda olup bitenlerle ilişkilidir. Sağlığınızı bozduktan sonra doktor doktor, hastane hastane dolaşmanızın pek faydası olmuyor. Sağlıklı bir zihinsel yapı, perhizlerden, aşırı spordan, bitkisellerden, ilaçlardan ve gereksiz tartışmalardan çok daha önemlidir. Hayatımızın amacını keşfedelim ve o amaca yoğunlaşalım.

Büyük Bilge Mevlana 800 yıl öncesinden bizlere şöyle sesleniyor: ”İnsan bu dünyaya bir iş için gelmiştir; gaye odur. Eğer onu yapmazsa hiçbir şey yapmamış olur.”

Zülfikar Özkan

Editör: Kerim Öztürk