Beni Nefi ağabey ile 35 yıl önce Nazif Okumuş tanıştırmıştı. Nefi ağabey ile birlikte, 35 yıl içinde Kerkük için düzenlenen birçok panelde, aynı kürsüde konuşmalar yaptık... Son olarak Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Közhan Yazgan, Sami Sefer Coşkun, Metin Köse ve Aytaç Taşyürek ile birlikte evine ziyarete gittik. Artık evden çıkamıyordu ama muhakeme yeteneği ve mücadele azmi yerindeydi. Yalnız, bir tıp doktoru olarak ömrünün son demlerini yaşadığının bilincindeydi. Bu sebeple, “Kerkük Türkleri için nasıl bir çıkış yolu bulabilirim?” diye son bir çaba içindeydi.

***

Nefi Demirci, 1934’te Kerkük’te doğdu. 1952’de Kerkük Lisesi’ni bitirerek, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi. 1959 yılında fakülteyi bitirdikten sonra Kerkük’e döndü. 1961-67 yılları arasında Kerkük Cumhuriyet Hastanesi’nde çalıştı. Uzmanlık eğitimi görmek için 1967 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi. Uzmanlık eğitimini bitirdikten sonra SSK İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 1996 yılına kadar çalıştı ve emekliye ayrıldı.

***

Kerkük Türklerinin önemli isimlerinden biri olan Cüneyt MengüNefi Demirci’nin şahsında Kerkük Türklerini yazdığı kitabında bu büyük dava adamı için şöyle diyor:

“Kerkük ile aynı kaderi paylaşan Nefi Demirci Türklük dünyasının tamamıyla gönül birliği içerisinde oldu ve onlarla el ele tutuştu. Bu davaya gönül verenler ile aynı safta yer aldı hep. Aklı hür fikri hür ve vicdanı hür milliyetçi kesimlerle çalıştı onların güçlerine güç kattı. Yeri geldiğinde kalemini kavi tutarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlarına, Başbakanlarına, Dışişleri Bakanlarına Kerkük'ün içinde bulunduğu durumu ve burada oynanmak istenen oyunları ve Kerküklülerin içine atıldığı açmazları ve bu açmazlardan kurtuluşun yollarını gücü yettiğince anlatmaya çalıştı. Allah'ın ona bahşettiği ömrü Kerkük Sevdası yoluna vakfetti. Kerkük sevinince sevindi, üzülünce üzüldü, ağlayınca da ağladı. Bıkmadan usanmadan gece gündüz demeden kar-kış demeden, gün oldu Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar gitti, gün oldu Misak-ı Millî sınırlarının ötesinde Kerkük'ün sesi olmaya çalıştı. Bunlara karşılık 1967- 2003 yılları arasında Irak'ta yönetimi elinde tutan Baas Rejimi tarafından Nefi Demirci'nin Kerkük'e girmesi yasaklandı.”

Bu Bir Anma Değil Yaşayan Çınara Vefa Günüdür Bu Bir Anma Değil Yaşayan Çınara Vefa Günüdür

***

Nefi Demirci, Kerkük konusunda Yeniçağ’a yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin senelerden beri bu konuda ciddi adım attığını söyleyemeyiz. Bölgedeki Barzani yapılanmasını başından beri İsrail destekliyor. ABD, İngiltere, Almanya destekliyor. Düşünün ki, Erbil bugün Hewler oldu. Erbil Türk şehriydi, orası Türklerin yerleştiği yerdi, Muzafereddin Gökböri’nin damgasını vurduğu bir şehirdi. Sen istediğin kadar tarihi anlat... Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani’nin talimatıyla 1958’de Erbil’de tarihte eşi benzeri olmayan Türk katliamı yapıldı. O zaman da Türkiye ciddi bir tedbir almadı. Barzani aşiretinin gözü daima Kerkük’te toprağın altında bulunan servettedir. O servete sahip olması için oradaki Türkleri ya göçe zorlayacak veya katledecektir. Aynı politika devam ediyor. 1990’da Barzani’nin adamları Kerkük’e girerek tapu dairelerini, nüfus dairelerini yağmaladı. 2003 yılında da aynı şeyi yaptı” demişti.

***

Demirci, 1968’de İstanbul’da Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanlığına seçildi. 1971 yılında milliyetçi aydınların yazılarıyla bir Kerkük bülteni yayınladı. Irak hükûmetinin baskılarıyla, Türk hükûmeti, bültenin yayınını durdurdu! Nefi Demirci, daha sonra Kerkük dergisini kurdu ve uzun süre kendisi yönetti.

1978 yılına kadar aralıksız olarak dernek başkanlığını yürüttü. “Türk Dünyasında Kerkük”“Mum Kimin Yanan Kerkük”“Dünden Bugüne Kerkük” gibi kitaplarla Kerkük davasını anlatmaya çalıştı...

Nefi ağabey, 90 yılı da Kerkük için yaşadı... Ruhu şad olsun.

Editör: Kerim Öztürk