Büyük ülküleri amaç edinen siyasi partiler küçük hedefleri elinin tersi ile itmek zorundadır. Siyasi partiler bir arkadaş topluluğunun kendilerini milletvekili yapmak için kurulmaz. Söylemde büyük ülküler, eylemde küçük amaçlar peşinde koşuluyorsa vatanseverlik kavramı civcivlerin önüne atılan yem konumuna iner.
Son 25 yılda Türk Milliyetçileri "Bölündü, parçalandı" diyoruz. Her bölünme Türk Milliyetçiliği hareketini etkisizleştirmektedir. Sorulması gereken soru şudur: Milliyetçileri etkisiz topluluklar yapmak isteyen küresel güçler ve onların yerli işbirlikçileri elbette olacaktır, bu durum çağımızın gerçeğidir. Yağı sizi böldü, parçaladı, burası tamam. Peki biz ne yapıyoruz?
"Oh ne iyi oldu; bizim de bir partimiz, bizim de bir koltuğumuz oldu" sevincini mi yaşıyoruz?..
Mustafa Kemal Atatürk Gençliğe hitabesinde diyordu ki:
"Zorla ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha kötü ve yıkıcı olmak üzere, ülkenin içinde yönetimde olanlar, ihmal ve sapkınlık ve hatta ihanet içinde bulunabilirler".
Bu günler Atatürk'ün işaret ettiği günler değil midir?..
İsa Yusuf Alptekin şöyle diyordu:
“Çin bizi işgal ederken, camide 'Allah’ın 99 adını 33’lük tesbihle mi yoksa 99’luk tesbihlemi çekelim' diye tartışıyorduk”.
Milliyetçi Partilerin genel başkanlarına sesleniyorum:
"Bizim elimizde tesbih yok diyerek kurtulamazsınız. Büyük ülkülerde kenetlenme, birleşme adımları atmaz iseniz şu günlerde söylediğiniz süslü sözler 'Sahte kabadayılıklar"dan öte bir anlamı olmayacaktır!.. Birleşmeye yanaşmayanlar için yarının tarihçileri şöyle yazacaktır:
'Türkiye Cumhuriyetinin yer altı ve yer üstü kaynakları bir bir satılırken, Türk Milliyetçileri bölündü, parçanlandı; emperyalizmin işgal edilecek bir ülkenin önce milliyetçileri etkisizleştirilir kuralı yürürlüğe kondu, milliyetçi tabanda siyaset yapan partilerin genel başkanları makam odalarında çaylarını yudumlarken ertesi gün hangi büyük sözleri konuşacağını düşünüp söylemden eyleme geçemediler. Genel Başkan kalma hevesi vatanseverliği bitirdi. Milliyetçi taban da bu süslü sözlerin büyüsüne kapılıp vatan ağacının dallarına, yapraklarına bakarken ormanın kelleşen yerlerini göremediler".
Tarih mahkemesinden kimse kaçamaz!..
Sadece parti genel başkanları değil, milletvekilleri, parti örgütlerinin il ve ilçe başkaları da "Koltuk mu, vatan mı?" sorusunu bu gün kendisine sormak zorundadır.
Yarın çok geç olabilir!..
Türk Milliyetçileri birleşiniz!..
Alper Aksoy

