AHISKALILAR KİMLER VE ÖZELLİKLERİ
Okuyucularımdan Muhammet Reşitoğlu Romanlar hakkındaki yazımın yorumlar bölûmûnde "Ahıskalılar hakkında bir yazınızı bekliyorum hocam" diyerek talepte bulunmuştur. Kendisine ve tüm okuyucularıma teşekkür ederek konuya girmek istiyorum.
Ahıskalılar (Ahıska Türkleri), günümüzde Gürcistan'ın güneybatısında yer alan tarihi Mesheti bölgesinden (Ahıska) gelen, Türkçe konuşan bir topluluktur. 1944 yılında Sovyetler Birliği tarafından anavatanlarından Orta Asya'ya sürgün edilen bu halk, günümüzde ağırlıklı olarak Türkiye, Rusya, Kazakistan ve ABD'de dağınık halde yaşamaktadır.
Tarihçe ve Kimlik:
Ahıskalı Türkler, etnik köken olarak Kıpçak Türkleri boylarına dayanır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslamiyet'i ve Türk kültürünü benimsemişlerdir. Çoğunluğu Hanefi-Sünni mezhebine mensup olan Ahıskalılar, dillerini ve geleneklerini göçe rağmen günümüze kadar başarıyla taşımışlardır.
Ben iki sene önce Batum'a gitmiştim.. Batum'da bir cami buldum. Orada öğle namazını kıldım. Kendimi Türkiye'deki bir camide hissettim..Namaz çıkışında sakallı bir cemaatle tanıştım. O da bizim mahalleden biri geldi bana. Kendisiyle sohbet ederken köylüm zannettim. Batum'daki Ahıska Türkleri'nden olduğunu söyledi. Caminin cemaatinin çoğu Ahıska Türk'ü idi.
Ahıskalılar'ın 1944 Sürgünü ve Dağılışı:
Ahıskalılar, II. Dünya Savaşı sırasında, 14 Kasım 1944'te Sovyet lideri Josef Stalin tarafından Türkiye sınırına yakın oldukları gerekçesiyle "güvenlik tehdidi" bahane edilerek trenlerle Orta Asya’ya (Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan) sürülmüşlerdir.
Türkiye sınırındaki stratejik konumlarından uzaklaştırılmak ve Sovyet sınır güvenliğine tehdit oluşturdukları gerekçesiyle Orta Asya'ya sürgün edildi. Esas amaç Karadeniz ve Kafkasya çevresindeki bölgeleri Türk nüfustan temizlemekti.
Almanlarla iş birliği yaptıkları veya Sovyet rejimine sadakatsizlik gösterdiklerine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, bir gece ansızın hayvan vagonlarına bindirilerek Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan'a gönderildiler. Bu zorunlu göç sırasında ve sonrasındaki ağır yaşam koşulları sebebiyle binlerce Ahıska Türkü hayatını kaybetti.
Yolda ve gittikleri yerlerde açlık ve hastalık nedeniyle büyük kayıplar vermişlerdir.
1989 yılında Özbekistan'ın Fergana Vadisi'nde yaşanan etnik çatışmalar nedeniyle bir kez daha göç etmek zorunda kalan Ahıskalıların önemli bir kısmı Rusya’nın farklı bölgelerine, Azerbaycan'a ve Türkiye'ye yerleşmiştir. Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 500-600 bin civarında Ahıska Türkü olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye'de 50 bin civarında Ahıska Türk'ü yaşamaktadır.
Türkiye'de Ahıska Türkleri en yoğun olarak Bursa'da yaşamaktadır. Bursa'nın yanı sıra yoğun nüfuslu yerleşim yerleri arasında Antalya, İzmir, Erzincan (özellikle Üzümlü ilçesi), Aydın ve Bitlis'in Ahlat ilçesi bulunmaktadır.
Temel Özellikleri ve KültürüDil ve Köken:
Etnik kökenleri konusunda Kıpçak ve Oğuz boylarına dayanan farklı görüşler bulunsa da konuştukları dil Oğuz grubuna (Türkiye Türkçesi) aittir.
Aile Yapısı:
Ataerkil ve sağlam bir aile yapısına sahiptirler. Büyüklerine derin saygı duyarlar ve komşuluk ilişkileri oldukça gelişmiştir.
Ekonomi: Tarihsel olarak Ahıska topraklarının verimli yapısından dolayı tarım ve hayvancılıkla uğraşmışlardır. Ayrıca halı dokumacılığı ve diğer el sanatlarıyla da tanınırlar.
Kültürel Dayanışma: Sürgünün getirdiği tüm zorluklara rağmen milli benliklerini, müziklerini, yemek kültürlerini ve geleneklerini korumayı başarmışlardır.
Kafkas kültürünü taşırlar. Yaylacılık kültürleri gelişmiştir.
Ayrıca;
Müzik, halk edebiyatı ve el sanatları (özellikle halı-kilim dokumacılığı) kültürlerinde büyük bir yer kaplar. Konuştukları Türkçe, doğu Anadolu ve Azerbaycan ağızlarıyla benzerlikler gösterir. 1944 yılında Sovyetler Birliği tarafından sürgüne uğramaları, topluluğun hayatta kalma reflekslerini ve milli benliklerini koruma azmini daha da güçlendirmiştir.
Antropolojik olarak Kafkasya'nın yerli etnik gruplarıyla benzerlikler taşırlar. Genellikle güçlü bir fiziksel yapıya ve Kafkasya coğrafyasına özgü belirgin yüz hatlarına sahiptirler. ( Antropoloji, kelime anlamı olarak "insan bilimi"dir. İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, kültürel yapısını ve toplumsal davranışlarını geçmişten günümüze bütüncül (holistik) bir yaklaşımla inceleyen bilim dalıdır.)
Ahıska Türkleri, zorlu sürgün ve göç süreçlerinin getirdiği ağır yaşam koşullarıyla olgunlaşmış; dayanışmacı, çalışkan, misafirperver ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir yapılarıyla öne çıkarlar.
Ahıskalı kadınlar/kızlar genellikle çalışkanlıkları, misafirperverlikleri, aile bağlarına verdikleri önem ve sadakatleri ile tanınırlar. Kültürlerinin getirdiği özellikler sayesinde karakter olarak oldukça mert ve güçlü bireyler olarak öne çıkarlar.
Ahıskalıların Çileleri, Sürgün Yılları:
Gittikleri bölgelerde ilk yıllarda dikenli teller altında, ağır toplama kampı koşullarında, temel insan haklarından mahrum biçimde tarım işlerinde zorla çalıştırıldılar.
Fergana Olayları (1989):Yukarda bu olaya yer vermiştim.
Ahıska Ukrayna Krizi: Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bir kısmı Ukrayna'ya (özellikle Donetsk bölgesine) yerleşen Ahıskalılar, 2014'te patlak veren çatışmalar nedeniyle evlerini tekrar terk etmek zorunda kalarak dünya çapında yeni yerlere (özellikle Türkiye'ye) göç ettiler.
1944 yılında Sovyetler Birliği tarafından sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinden yaklaşık 20 bin kişi, açlık, soğuk ve zorlu koşullar nedeniyle yollarda hayatını kaybetmiştir.
Toplum olarak devlet baskısıyla bir yerden bir yere sürülmek ne büyük eziyet ve cezadır. Yerinizi yurdumuzu, sıcak yuvanızı zorla terk edip bilinmeyen yerlere zorla gitmeye zorlamak bir topluluğa yapılacak olan en büyük zulümdür.
Dünyaya insanoğlu geldiğinden bu yana her dönemde zulümler devam etmektedir. Bu zulümlerin tamamı insan eliyle olmuştur/ olmaktadır. İlk kan dökme hadisesi Habil/ Kabil arasında olmuştur. Allah Teâlâ kullarına asla zülmetmez.
Sürgünler, beraberinde yüreklere derin acılar getirir.
Bu nedenle;
Ahıska Türklerinin kültürü, özellikle 1944 yılında yaşadıkları büyük sürgün acısının etkisiyle köklü bir "sürgün folkloru" ve yas geleneği barındırır. Kaybedilen vatanın, yolda verilen canların ve parçalanan ailelerin hüznü nesilden nesile maniler ve ağıtlar ile aktarılmıştır.Sözlü edebiyatlarında bu derin acıların izlerini sürebileceğiniz gibi, aynı zamanda aşıklık geleneği ve zengin düğün türküleri de toplumsal hafızalarını ayakta tutan önemli unsurlardır.
Ahıska Türkleri ile ilgili ağıt örnekleri vererek konuyu bitirelim;
*. *. **. ***
Kalktı trenler dumanı tüter,
Gözlerim yollarda bitti biter,
Bu ayrılık bize ölümden beter,
Vagonlar içinde kaldım ağlaram.
Kür’ün suyu bulanık akar,
Düşmanlar yüzümüze nasıl bakar?
Kardelenler gurbette boyun büker,
Sürdüler ellerden illere bizi.
Kardaşımı gurbet elde yitirdim,
Ömrümün baharını bitirdim,
Kime derdim yanayım Allah'ım,
Yarsiz, vatansız kaldım buralarda.
Bugünlük de bu kadar...
Mustafa Cemil Tomar




