Çoğu zaman Türk olmanın yalnızca tek bir inançla sınırlandığı düşünülür. Oysa tarih ve coğrafya, bizlere bunun hiç de böyle olmadığını gösteren çok önemli örnekler sunmaktadır. İşte bu anlamlı örneklerin başında Gagavuz Türkleri gelmektedir.

HRİSTİYAN ORTODOKS AMA ÖZ BE ÖZ TÜRK

Moldova Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan özerk Gagavuz Yeri'nde yaşayan soydaşlarımız, Hristiyan (Ortodoks) inancına mensup olmalarına rağmen öz be öz Türk'tür. Onlarla konuşulduğunda duyulan o duru Türkçe, ortak köklerin en güçlü kanıtıdır. Biz "Allah" deriz, onlar da "Allah" der; biz "ekmek, su, anne" deriz, onlar "ekmek, su, ana" der. İnançlar farklı olsa da dil, kültür, gelenekler, misafirperverlik ve tarih aynı kökten beslenmektedir.

"Dil, bir milletin kalbidir." Gagavuz Türklerinin kalbi de yüzyıllardır Türkçe atmaktadır. Farklılıkların ayrıştırıcı değil, aksine ortak kültürü zenginleştiren bir unsur olduğunu görmek isteyen herkesin Gagavuz Türklerini yakından tanıması gerekir. Din farklı olsa da dil, soy, tarih ve kardeşlik ortaktır.

ATATÜRK'ÜN EMANETİ VE TÜRKİYE'NİN TARİHÎ SORUMLULUĞU

Gagavuz Türklerinin Moldova içerisindeki özerk statüsü, Soğuk Savaş sonrasında Türkiye'nin de önemli katkılarıyla güvence altına alınmıştır. Türkiye, bu özerk yapının oluşmasında ve korunmasında tarihî sorumluluğa sahip ülkelerden biridir.

Nitekim 1930'lu yıllarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla yaklaşık 80 öğretmen Gagavuz Türklerinin yaşadığı bölgeye gönderilmiştir. Bu hamlenin amacı; Türkçeyi yaşatmak, milli kimliği korumak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmek olmuştur. Bugün dahi Gagavuz Türkleri, Atatürk'ü büyük bir saygıyla "Ata" olarak anmaktadır.

9 TEMMUZ KARARI: ÖZERKLİK YETKİLERİ BUDANDI

Geçtiğimiz yılın ağustos ayında, Gagavuz Türklerinin halkın oylarıyla seçilmiş Başkânı Yevgenia Gutsul'un siyasi saiklerle mahkûm edilmesine Ankara'nın sessiz kalması eleştiri konusu olmuştu.

Bugün ise Moldova Anayasa Mahkemesi, 9 Temmuz 2026 tarihli kararıyla, 1994 tarihli Gagavuz Özel Statü Yasası'nın kritik hükümlerini iptal etmiş ve Gagavuz özerkliğinin önemli yetkilerini budamıştır. Bu gelişme, Gagavuz Türklerinin özerk yapısının adım adım zayıflatıldığı yönündeki endişeleri daha da artırmıştır.

Daha da düşündürücü olan gelişme ise Gagavuz Türklerinin hakları sınırlandırılırken, NATO Zirvesi sonrasında Ankara'dan kamuoyuna yansıyan herhangi bir resmî açıklama veya diplomatik tepkinin görülmemiş olmasıdır. Türk dünyasının liderliği yalnızca söylemlerle değil, soydaşlarının hakları ve hukuku tehdit altına girdiğinde ortaya konulan kararlı diplomatik iradeyle ölçülür. Sessizlik, tarihin hiçbir döneminde çözüm olmamıştır.

Çin’den ABD’ye Sert Mesaj: “Dünya Gerçek Tehdidi Unutmamalı”
Çin’den ABD’ye Sert Mesaj: “Dünya Gerçek Tehdidi Unutmamalı”
İçeriği Görüntüle

Gagavuz Türklerinin Özerklik Statüsüne Büyük Darbe Soydaşların Hakları Tehdit Altında 2

ÇEPNİ DERNEKLERİ FEDERASYONUNDAN DİPLOMATİK GİRİŞİM ÇAĞRISI

Çepni Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, Gagavuz Türklerinin tarihî, kültürel ve hukuki kazanımlarının korunmasının son derece önemli olduğu vurgulandı.

Federasyon, bu hassas konunun Türk kamuoyu tarafından yakından takip edilmesini, ilgili kurumların gerekli diplomatik girişimlerde bulunmasını ve soydaşların haklarının korunması konusunda güçlü bir irade ortaya konulmasını beklemektedir. Gagavuz Türkleri yalnız değildir; onların dili, tarihi ve kültürü Türk milletinin ortak mirasıdır.