Bazıları kozmopolitlikle insancıl olmayı birbirine karıştırıyor. Bunların başında Nagehan Alçı geliyor.

Alçı, tweterde yaptığı bir paylaşımında "Bakalım Suriyelilere itiraz edenler, Ukraynalılar gelince itiraz edecek mi" diye sordu.

Aklı sıra Suriyelilere yapılan itiraz, onların kimliğine veya hükümete muhalefet etmeye yönelikti. Bir de sosyal medyada Ukrayna’dan olası gelebilecek göçmenlerle ilgili bel altı yorum yapanlara çağrışım yapan bir açıklamayla.

Alçı gibiler, coğrafyasız aydınlardır.

Biliyorum aydın kelimesi ona birkaç beden büyük gelir ama yine de babayiğitlik bende kalsın.

Şu sıralar herkes kendini aydın sanıyor, o da sayemde öyle sansın. Coğrafyasız aydın için, vatan sadece karın doyurulan yer demektir. Sahibi yoktur, herkese açıktır, bir nevi yol geçen hanıdır.

Gelelim Alçı'nın “Bakalım Ukraynalılara ne diyecekler” sorusuna.

Bu ülke, bu ülkede yaşayanlarındır. Bedeli milyonların kanıyla ödenmiştir. Hiçbir coğrafyanın bedeli Anadolu kadar ağır olmamıştır. Bunu bu kutsal vatan toprağına ruhuyla bağlanmayanlar anlayamazlar. Suriyelilere düşman değiliz, tam aksine beşer olarak aynı kaynaktan geliyor, din olarak kardeş, coğrafya olarak komşuyuz. Birçok ortak yanımız var. Öyle olmasa bile bir topluluğa sahip çıkmak için ortak yanlarınızın olmasına gerek yok. İnsan olma müştereki bizim için yeter sebeptir. Aynı şey Ukraynalılar içinde geçerlidir. Farklı dinlere sahip olabiliriz. Ama bu millet ne zaman düşenin dinine bakmıştır ki? İspanya'da 2. Ferdinand Yahudileri kovarken gemilere doldurup onları kurtaran kimdi? Belki Nagehan bacımız bilmez ama 150 bin Yahudi Kemal Reis komutasındaki bir Türk donanması tarafından kurtarılmıştı. Dönemin padişahı da 2.Beyazıt'tı.

Düşene sahip çıkmak insan olmanın gereğidir. Bunun Türk'ü, Türk olmayanı, Müslim'i gayri Müslim'i yoktur. Bizim içinde aynıdır.

Ukrayna'dan gelen her sığınmacıyı misafir eder, ama hiç kimseyi ev sahibi yapmayız. Konuk olarak ağırlamak başkadır, bu ülkenin sahibi yapmak başkadır. Nagehan bacı kusura bakmasın, bu aziz vatan toprağına sahip aramıyoruz. Sıkışanı kucaklar, sıkışıklık bitince yolcu ederiz.

Suriyeliler meselesi sadece bir insanlık meselesi olarak ele alınamaz. Bu tip büyük nüfus hareketlerinin birçok veçhesi vardır. Donetsk'te Ruslar önce demografik bir işgal yaptılar, Rus nüfusu çoğalttılar, sonrada onları kışkırtıp Ukrayna'dan koparmak için ayaklandırdılar. Her ülkenin konuk ağırlayabilecek bir kapasitesi vardır. O kapasite aşıldığı zaman o ülke birilerine insanlık yapayım derken kendi iç istikrarını kaybetmek gibi bir sorunla karşı karşıya kalır.

Bu Suriyeli muhabbetinin “İnsan sevgisinden” kaynaklanmadığını biliyorum. Suriyeliler üzerinden bu başarısız hükümete sahip çıkıyorlar. Dertleri ne insanlık ne de Suriyeliler.

Çünkü Suriyeli edebiyatı yapanların birinin bile Suriyelilere sahip çıktığını görmedim. Mesela Nagehan bacı o çok sevdiği Suriyeliler için hangi fedakarlığı yaptı acaba? Lafla peynir gemisi yürümüyor.

Türkiye kendi içinde bir azınlık ve azılık sorunu inşa edemez. Bu coğrafya her geleni doyuracak imkana da haiz değildir. Arsız ev sahibi misafiri hırsız yaparmış. Olabilecek bütün tehlikeli durumları 12 yıldır Profesör Doktor Ümit Özdağ yani bugünkü Zafer Partisi'nin Genel Başkanı Türk milletine bize hiç usanmadan anlattı.

Birkaç gün önce Rusların Ukrayna’yı işgal etmesiyle umarız bazı romantik salaklar bu olup bitenlerden ders alır!

Muhacir dediğiniz insanlar 100 binlercesi bayramlarda tatil dönemlerinde Suriye'ye gidebiliyor ve geri dönebiliyor hatta orada düğün yapıp evlenip tekrar buraya gelebiliyor, lütfen artık anlayın coğrafyamızı bilerek Araplaştırıyorlar.

Biz asla ırkçı değiliz ama ülkemizin güvenliği geleceği planlamak da görevimizdir. Doğru olan tehdit veya tehlike bitince konukluğun da bitmesidir. Bizim kültürümüzde iki şey bölüşülmez sayın Alçı, bir vatan, iki namus.

Bilmem anlatabildim mi?

Bölüşenlerden değiliz yani.

İsmail TÜRK