Sayın Bahçeli açıklamalarda bulunuyor; “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”

Ülkü davası 18 yıldan beri ülküsüz ve ilkesiz ellere bırakıldığı için ülkücü hareket bitirilme noktasına, Türk milleti de uçurumun kenarına gelmiştir.


Türk milliyetçiliği ideolojisini Rahşan ECEVİTin alaycı bir dil ile eleştirdiği, ülkücülere ve davalarına hakaret ettiği gün, ihtiraslarınıza uymayan ülkü devleri aleni şekilde bütün basın-yayın önünde derdest edildiği gün, çorap, bıyık, giyim-kuşam tarzına uymayan ülkücülerin ötelendiği gün bu dava ülküsüz ve ilkesizlerin işgaline girmişti.Evet,bu dava  “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”


Basın önünde ülkücülere hadlerini bildirdiğin, atalet halini eleştiren teşkilatlara kilit vurduğun gün, ülküsüzler bu davaya egemen olmaya başladı. Sayın Bahçeli bu açıklamanla maalesef başkasını değil kendini ve ekibini tasvir ediyorsun.


Bu davanın ülküsünü icraatlarınla bitirdin. Türk milliyetçiliği düşünce sisteminin bütün kanallarını kurutun, Basın-yayında yoksun, kurultayları, seminerleri, sempozyumları, konserleri yasaklayarak ülkü davasını kaf dağına uçurdun. Gözün aydın. Ülkücünün yerelde sevdiği ülkü devlerini ekarte etmeyi görev sayarak, küstürerek teşkilatlardan, camiadan uzaklaştırıp camiayı tarumar ettin. Tebrik ediyorum. Bundan dolayı “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”


 Toplumda ve camiada ne kadar sevilen ülkücü varsa hepsini farklı yaftalarla cezalandırdın hem camiayı küstürdün hem de toplum nezdinde itibarımızı yok ettin. Ülkücülerin boynu bükük kalmasını davanın tozlu sayfalara mahkum olmasını sağladın .  Evet,  “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak” kadar bizim için hayati derecede önemlidir. Bunu bilmeniz lazım.


 Hakikatten çok doğru ve yerinde bir söz. Ülkü; ideal demektir. Yani olması gereken hedef, uğrunda her şeyimizi göze aldığımız, onda yok olduğumuz büyük bir idealdir.


Ülkücü yani idealist bu hedefe ilkeler ile ulaşır. İlkeleri Türklük gurur ve şuuru İslamın ahlak ve faziletiyle yoğrulmuş prensipler manzumesidir.Sizler o prensiplerin geliştirilmesi ve  toplumda vücut bulması için 18 yıl boyunca hangi katkıyı sundunuz?


Ne ülküde ne de ilkelerde egoizm, entrika, dava arkadaşını öteleme, ihraç etme, yaftalama, teşkilatlara kilit vurma yoktur. Oysa sizler kendi ikbaliniz için bunların hepsini gözlerimizin içine baka baka ülkücü iradeyi hiçe sayarak yaptınız. Bundan dolayı “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”


 Ülkü davası binlerce şehit, gazi ve kahramanlık hikayeleri ile vücut bulmuş korkakların değil Alperenlerin ancak temsil edebilecekleri bir sorumluluk gerektirir.Sizler bu davaya canını vermiş yılların cezaevlerinde geçirmiş gençliğini bile yaşayamayan ülkü devlerini birer cüzamlı  gibi muameleye tabi tutarak camiadan, teşkilatlardan uzaklaştırdınız.Bunun için, “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”


Ülkü davası, ataleti değil hareketi, reaksiyonu değil aksiyonu gerektirir. Mensupları şatolarda, salonlarda değil meydanlarda alanlarda dağların doruklarında, mümbit ovalarında, kuş uçmaz kervan geçmez sarp eteklerinde kısacası vatan coğrafyasının tozunu yutan kahramanların işidir.


Siz ne yaptınız? Mitinglerden kaçındınız, çok kalabalıkların oluşmasını bile istemediniz, üç-beş mitingle seçim sürecini bir an önce bitirme derdine düştünüz? Şehitlerin verildiği, ülkücülerin PKK inisiyatifine bırakıldığı Doğu illerimizin kaçında miting yaptınız? Tunceliye gitmek değil aslolan Bingölde rahmetli Hikmet TEKİNin memleketine hiç gittiniz mi?Bundan dolayı, “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”


Ülkü davası loş odaların tozlu sayfalarında değil metropolerde, alanlarda şehirlerde, kasabalarda, beldelerde, kahve köşelerinde konuşulan, tartışılan gündemi belirleyen kutsal bir davanın adıdır. Biliyorum bunları yazdığım için Allah bilir bana da ne tür yaftalar yapışır. Ama bunları kutsal davanın bir ferdi olarak yarın evlatlarıma milletime görevimi yaptım demek için yazıyorum.


Ülkü davası miyop bakışlıların, ufuksuzların omuzlayamayacağı kadar devasa bir davadır. Türk milletinin alnına her gün kara leke sürülürken Salı muhabbetleriyle siyasetin yapıldığını bunun da yeterli olduğunu zatı alinizden öğrenmiş olduk.


Velhasıl ülkü davası bir iman inanç, aşk, gönül, sevda işidir. Sevdası olmayan, sevdası uğruna gözünü kırpmadan hedefe kilitlenmeyenin işi değildir. Evet, “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”


 Ülkü adamı; konuşan değil gerekeni yapan, oturan değil dimdik ayakta duran, durağan değil hareket halinde olan insandır. “Ülkü Davası, Ülküsüz Ve İlkesiz Ellere Bırakılmayacak”   vesselam.