Antik Patara’daki mühendislik harikası yapıtlar görenlerin ilgisini çekiyor. 

Antik Patara’da ortası oyularak hazırlanmış birbirine geçmeli taşlarla 22.5 kilometre uzaklıktan su getirilmiş.

Patara’daki Ortası delinip pişirilerek ya da bir kısmı oyularak hazırlanmış yüzlerce parçadan oluşan antik su yolu görenleri hayrete düşürüyor. 

Bu yöntemle binlerce yıl önce 22.5 kilometre uzaklıktan Patara’ya su getirilmiş.

Dünyanın en iyi korunmuş antik taş borusu

Yörede Delik Kemer olarak isimlendirilen mühendislik harikası yapıyla ilgili teknik bilgiler günümüzde şöyle veriliyor; Patara ve Laodikya taş boru ters sifonları dünya üzerinde günümüze kadar en iyi korunmuş taş boru elemanlardan müteşekkil ters sifonlardır. 

Patara ters sifonunu oluşturan taş boru elemanlarda günümüz uygulamalarına ters dikkat çekici bir özellik; dişi yüzeylerin mansap, erkek yüzeylerinse menba istikametinde yerleştirilmesidir.

Bu şekilde birbirinin içine geçirilmiş taş boruların herhangi birinin yukarıya ya da yana çekilerek çıkarılması oldukça zordur. 

Bu durumda tek bir elemanın hasar görmesi halinde bu elemanın değiştirilmesi sorunu Patara su kemerinde özel imalat boru elemanlarla çözülmüştür. 

Sifon menbasından yaklaşık 20-30 metre aşağıda bulunan özel boru elemanının üst kısmının dişi yüzeyi borunun kolayca çıkarılmasına müsait olarak imal edilmiştir. 

Bu elemanlar sifonun imalatı sırasında projeye uygun olarak belirli aralıklarla yerleştirilmiş olabilecekleri gibi daha sonra da tamirat sırasında yerleştirilmiş olabilir.  

Patara Antik Kenti Nerededir?

Patara Antik Kenti Fethiye-Kalkan arasında Xanthos Vadisi'nin güneybatı ucunda bugünkü Ovagelemiş Köyü'nde yer almaktadır ve Likya'nın en önemli ve en eski şehirlerinden biridir. 

Akdeniz Üniversitesinden Prof. Dr. Fahri Işık ve ekibi tarafından 1988 yılından beri kazıları sürdürülen Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında Akdeniz kaplumbağaları Caretta-Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahiptir.

Müthiş bir başarı hikâyesi: DAMAT Müthiş bir başarı hikâyesi: DAMAT

Patara Antik Kenti Tarihi

İ.Ö.13'üncü yüzyıla ait Hitit metinlerinde şehrin adı Patar olarak geçmektedir. 

Tepecik Akropolü'nde ele geçen seramik parçaları, Orta Tunç Çağı özelikleri içerirken, yine Tepecik'in doğu yamacı eteklerinde ortaya çıkarılan, Demir Çağı öncesine ait taş balta Patara'nın tarihinin ne kadar eskilere gittiğini göstermektedir. 

Xanthos Vadisi'nde denize açılabilecek tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemli kent olma özelliğini her çağda devam ettirmiş olan Patara'nın yazıt ve sikkelerde Likya dilindeki adı Patara olarak geçer.

Roma’nın doğu deniz üssüydü 

Patara İ.Ö. 3'üncü yüzyılda Ptolemaios egemenliğine girmesiyle Likya'nın önder kenti durumuna gelir. 

İ.Ö. 2'nci yüzyılın başında Likya'nın Seleukos Krallığı tarafından kontrol edilmeye başlanmasıyla Patara, Likya'nın başkenti gibi kabul görür. 

Bu durum Patara'nın Roma'ya karşı özerkliğini ve Rhodos'a karşı da bağımsızlığını kazandığı İ.Ö.167/168 yılında resmileşir ve Patara Likya Birliğinin başkenti olur. 

Başkentte Helenistik Dönem'de inşa edilen meclis binası ve tiyatro gibi anıtsal yapılar bu tarihsel süreçle paralellik gösterirler.

Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma'nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. 

İ.S. 43 yılında Likya, Roma eyaleti olurken, İ.S. 74'de Likya ile Pamphylia birleştirilerek tek eyalet haline getirilir ve Patara'nın başkentliği devam eder.

Ortaçağ boyunca önemini sürdüren Patara, Türklerin gelmesiyle de önemli bir merkez olarak günümüze ulaşmıştır. 

Şehre günümüz kalıntılarına giriş, görkemli ve çok iyi korunmuş Roma zafer takından yapılmaktadır. 

İ.S. 100 yıllarında bölge valisi adına inşa edildiği, kitabelerinden anlaşılmaktadır. 

Takın batısındaki tepenin yamaçlarında, Likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlık alanı uzanır. 

Kentin en güney ucunda Kurşunlu Tepe'ye yaslanmış olan tiyatronun depremden sonra İ.S. 147 yılında yeniden inşa edildiği yazıtlardan anlaşılmaktadır. 

Tiyatronun yaslandığı Kurşunlu Tepe şehrin genel görünümünün seyredildiği en güzel köşedir. 

Buradan şehrin diğer kalıntıları; Vespasian Hamamı, Korinth Tapınağı, ana cadde, liman ve tahıl ambarı rahatlıkla izlenebilir. 

Tepenin kuzeybatısındaki bataklığın arkasındaki tahıl ambarı (granarium), Patara'nın günümüzde kalmış anıtsal yapılarından biri olup, İmparator Hadrian ve eşi Sabina tarafından İ.S. 2.y.y.'da yaptırılmıştır. 

Tiyatronun kuzeyinde Likya Birliğinin başkenti olan Patara'nın, toplantılara ev sahipliği yaptığı Parlamento Binası yer almaktadır. 

Şehrin suyu yaklaşık 20 km. kuzeydoğusundaki İslamlar Köyü yakınlarında, Kızıltepe yamacındaki kayalıktan getirilmiştir. 

Kaynakla şehir arasında, Fırnaz İskelesi’nin kuzeyindeki; mahallen "Delik Kemer" olarak adlandırılan bölüm ise su yollarının en anıtsal bölümüdür.

Editör: Kerim Öztürk