- Deniz Gezmiş İst.Hukuk, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ODTÜ öğrencisi olup Marksist-Leninist görüşteki THKO/THKC mensubu idiler. Deniz Gezmiş başta olmak üzere THKO/THKC mensuplarının hepsi Filistin’e giderek El Fetih gerilla kamplarında silahlı eğitim gördüler. Sonra da gelip Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenlik kuvvetleriyle çatışmalara girerek Anayasal düzeni yıkmaya çalıştılar.

- THKO/THKC mensupları 1968~1971 arasında; Banka soygunları (Ankara-Küçükesat Ziraat Bankası, Ankara-Emek İş Bankası), Ankara-İstanbul yolcu uçağının Sofya’ya kaçırılması, Jand.Gnl.Kom.Kemâlettin Eken’e suikast teşebbüsü, Ünye’deki NATO Radar İstasyonu’ndan 3 İngiliz’in kaçırılması, ABD Konsolosluğuna silahlı saldırı, 4 Amerikalının kaçırılması, İsrail Başkonsolosu Efrahim Elrom’un kaçırılıp öldürülmesi, İst.Maltepe’de bir kız çocuğunun rehin alınması, Asker-Polis ile silahlı çatışmalar, Bombalamalar, İşgâller, Okul Boykotları, Beyazıt Kulesine Orak-Çekiçli Rus Bayrağının çekilmesi, Eminönü araba vapurunun batırılması, Marmara yolcu gemisinin batırılması, Kültür Sarayı’nın (şimdiki Atatürk Kültür Merkezi’nin) yakılması vs. eylemlerde bulundular.

- Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının içinde olduğu THKO/THKC’nin yaptığı somut eylemlerden birkaç örnek;
1- Bir Türk askerinin vefatı ile sonuçlanan ODTÜ kampüsünde çatışmaya girmek,
2- 25 Ağustos 1969’da, bindikleri taksinin şoförü Mesut Erdinç’i, kendilerini ihbar eder korkusu ile ağzını bantlayarak küvete bırakarak ölümüne sebep olmak,
3-29 Aralık 1969’da, ABD büyükelçiliği önündeki polis noktasını tarayıp polisleri yaralamak,
4- 11 Ocak 1971’de, Ankara/ Emek İş Bankasını ve 12 Şubat 1971’de Küçükesat Ziraat Bankasını soymak, soygunlarda silahla sivil ve polisleri yaralamak,

- 1968 ~ 1971 arasında çeşitli suçlardan cezaevlerinde yatan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan son olarak Mart 1971’de Anadolu kırsalında yakalandılar.

- Temmuz ~ Eylül 1971’de, Anayasayı değiştirmeye ve TBMM’ni görevini yapmaktan engellemeye zorla teşebbüs etmek suçundan yargılandılar. THKO Davası’nda 25 Sanığın yargılanması sonucunda 18 sanığa İdâm cezası verildi. 10 Ocak 1972’de Yargıtay 2. Dairesince 3 sanığın (Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın) idâmı onandı.

- İdâm Cezaları, önce 11 Mart 1972’de, sonra da 24 Nisan 1972’de TBMM’de 2. kez görüşüldü. İdâmla ilgili oylamaya 323 Milletvekili katıldı, 273 ‘Kabul’ Oyu çıktı. CHP’li 144 Milletvekili’nin 70’i oylamaya katılmadı, 27 Milletvekili ’Kabul’, 47 Milletvekili de ‘Red’ yönünde oy kullandı.

- TBMM’de kabul edilip Cumhuriyet Senatosu’na gelen İdâm Kararları, 2 Mayıs 1972’de Cumhuriyet Senatosu’nda da 141 Senatör’ün 105’inin ‘Evet’ Oyu ile kabul edildi. Cumhuriyet Senatosu’nda, CHP yanlısı olarak, Fahri Özdilek’in Başkanlığındaki Tabii Senatörler Milli Birlik Grubu olarak bulunuyorlardı. (Haydar Tunçkanat, Ahmet Yıldız, Suphi Karaman, Sami Küçük vs.)

- Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay TBMM Kararı’nı ‘Veto’ etmeyerek hemen Onayladı. (Cumhurbaşkanı’nın Hukuk Danışmanı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Faruk Erem idi. Cumhurbaşkanı ondan da mütalaa aldı.)

- 06 Mayıs 1972’de Ankara Merkez Cezaevi’nde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki İdâm Kararları infaz edildi.

- İnfazda bulunan, Deniz Gezmiş’in Avukatı Halit Çelenk’in ifadesine göre Deniz Gezmiş’in idâm edilmeden önceki son sözleri; “Yaşasın Türkiye Halkı’nın Bağımsızlığı”, Yaşasın Marksizm-Leninizm’in Yüce İdeolojisi”, “Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Bağımsızlık Mücadelesi”, “Kahrolsun Emperyalizm”. (3 Sanık ta idâmda dini telkin – İmam istemediler.)

- 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası ile devrilen Süleyman Demirel’in yerine, CHP Kocaeli Senatörü Nihat Erim partisinden istifa ettirilerek Başbakanlık görevine getirildi. Bu Görevlendirmeye o zamanki CHP Genel Başkanı İsmet İnönü de destek verdi.

- 06 Mayıs 1972’de İdâm Kararları infaz edildiğinde CHP’li Nihat Erim Başbakan, İsmet İnönü de CHP Genel Başkanı idi. (İsmet İnönü’nün oğlu Prof. Dr. Erdal İnönü 1960~1975 arası ODTÜ’de Öğretim Üyeliği ve Yöneticilik görevlerinde bulundu.)

- 06 Mayıs 1972’de TBMM’ye 144 Milletvekili olarak girip ‘Red’ Oyu vermeyen İsmet İnönü’nün Genel Başkanlığındaki CHP, Cumhuriyet Senatosu’nda pasif davranan CHP, asker kökenli Cevdet Sunay’ın Cumhurbaşkanı, CHP Kocaeli Senatörü Nihat Erim’in Başbakan olduğu bir dönemde gereğini yapmayan CHP, şimdi her yıl bunlar için “Darağacında 3 Fidan“ diyerek, ağlayıp dövünerek anma günleri tertiplemekte, timsah gözyaşları dökerek kendini aklamaya çalışmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Komünizm ile ilgili görüşlerinden birkaçı;
- “ Gizli Komünizm teşkilatını her surette durdurmak ve uzaklaştırmak mecburiyetindeyiz. Kendi arzularını kolaylıkla desteklemek isteyen bir takım kimseler hilekârane bir surette Komünizm vesaire teşkilatına taraftar olduğumu daima yayıyorlar. Fakat yanlıştır.” (Ali Fuat Cebesoy’a 16 Eylül 1920 tarihli telgrafı).
- “Memleketimizin hali, memleketimizin içtimai şeraiti, dini ve milli ananelerinin kuvvetli, Rusya'daki komünizmin bizce tatbikine müsait olmadığı kanaatini teyit eder bir mahiyettedir." 06.02.1921. (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. III, 2. Baskı, s .20)
- "Biz ne Bolşevizm ne de Komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü, biz milliyetperver ve dinimize hürmetkârız" 02.11.1922. (a.g.e, c .3, 2. Baskı, s. 20)
- “Şurası unutulmamalı ki, Türklüğün en büyük düşmanı Komünistliktir. Her görüldüğü yerde ezilmeli.”
( Eskişehir-1929).
- "Türkiye'de Bolşeviklik olmayacaktır." 21.06.1935. (a.g.e, c.3, 2.Baskı, s.99)
- "Hayır. Ne komünizm ne de faşizm. Bu iki ideoloji de memleketimizin, ulusumuzun gerçeklerine karakterine asla uymaz." (Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s.159)

Bu sözlerden de açıkça anlaşıldığı üzere, Atatürk açık beyanlarıyla komünizmi "en büyük düşman" ilan etmiştir. Faşizmin de komünizmin de Türk Milleti içinde barınamayacağına dikkat çekmiştir. Milletine, Komünist veya Faşist olmamayı, bu eğilimleri her görüldüğü yerde ezmeyi ve Komünist yayılmacılığa karşı Misak-ı Milli sınırlarını korumayı vasiyet etmiştir. Atatürk’ün kurduğu ve Kuvayı Milliyeci olduğunu söyleyen CHP’den de, Marksist/Leninistleri ve Maocuları sahiplenmesi değil, bu vasiyetlere uyması beklenir…