1. Ülkenin tam anlamıyla sağlıklı güvenliği, erinçliği (huzuru) için siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda adaleti sağlamak, fırsat eşitliğini oturtmak gerekir.
 2. Bu da ancak tam anlamıyla demokrasi ile olur. Demokrasi olması için halkın parlamento ve hükümette tam temsil edilmesi gerekir. Bütün demokratik partilere eşit hukuklar verilmeli, seçimler "göstermelik" hile yalan dolanla değil, doğrulukla yapılması gerekir.
 3. ABD'deki Başkanlık sistemi başka ülkeler (Avrupa dahil) uygun değildir, çok partili parlamento demokrasisi olmalı. Tek başkanlık rejimleri diktatörlük getirir, ülkenin güvenliği, erinçliği, adaleti bozulur.
 4. Hem cumhurbaşkanı hem de hükümetlerin ve devlet dairelerinin şeffaf olması gerekir. Türk ülkeleri için tek partili değil, çok partili koalisyon hükümetleri daha uygundur, partiler içim seçim barajı ancak %3 olmalı, böylece halkın her kesimi parlamentoda temsil edilmiş olur.
 5. Siyasi partiler de şeffaf olmalı kendi içinde, partilerde tek adam diktasına son verilmeli, parlamento için adayların parti merkezi ve başkanı değil, yurttaki bütün yerel parti teşkilatları kendileri seçmeleli, ya'ni bir partiden parlamentoya girecek milletvekili adayı parti başkanı veya başkanlığının seçilmiş adamı olmamalı, kendi yerel il ilçe halkının seçtiği aday olmalı.
 6. Devlet idaresinde, cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, bakanlıklar, ve bütün devlet dairelerinde bir veya birkaç üst düzey yöneticinin 1. ve 2. dereceden akrabalarının yerleştirilmesi yasaklanmalı! Cumburbaşkanı, başbakan ve bakanların eşinin kızının oğlunun, damadının çeşitli kurumlarda (kamu ve özel) başkanlık yapmasına izin verilmemeli. Göreve getirilmede liyakat tam uygulanmalı
 7. Bir veya bir kaç devlet adamının kendisinin, eşinin, çocuklarının yurt içi veya yurdışında büyük serveti olduğu kuşkuları ve kanıtları ortaya çıktığında, savcılar derhal işe soyunup soruşturma yapması ve kısa bir sürede yargı önüne çıkarılması gerekir, isterse cumhurbaşkanı olsun!
 8. Sayıştay, Danıştay, Yargı, Yüce Divan bütün bu kurumlar cumhurbaşkanı, hükümetten tam özgür olması gerekir.
 9. Eğer toplumda devlet idaresinde tam şeffaflık sağlanamazsa, o ülkenin güvenliği, erinçliği (huzuru) ve adaleti bozulur, böylece o ülke güçsüzleşir.
 10. Güçsüzleşen ülkelerin toplumunda halk arasında gelir bozukluğu, yöneticilerde yolsuzluklar artarsa, böyle ülkeyi karıştırmask için türlü "Dış Güçler" sinsi planlarını kolaylıkla uygulamaya koyarlar. Ülkenin kendisi siyasi, ekonomik, sosyal bakımından güçlü ve halkı memnun olursa, dünyanın bütün "Dış Güçleri" birleşse de hiçbir karışıklık çıkaramazlar.
 11. Bunlar ancak temel olmazsa olmaz demokratik hak-hukuklardır, bunlara daha çok haklar eklenebilir.
 12. Bütün bunlar başta Türkiye olmak üzere bütün Türk ülkeleri için geçerlidir. Çünkü bzler Avrasyada bir yanda ABD, bir yanda Rusya, bir yanda Çin gibi 3 Büyük Güçün tepiştiği, biribirine çelme attığı bir alanda yaşıyoruz, bizlerin kendi varlığımızı güvenliğimizi sağlamamız için bu en demokratik, en adaletli koşulları ülkelerimiz toplumlarımızda uygulayarak ve birbirimizle ancak demokratik yollardan ilişkilerimizi artırarak sağlam durabiliriz.

 En son olarak da, başka devletlerle sakın ha sakın "iç karışıklıklar çıktığında bize kurtarmak için kollektif ordu gönderin" maddesi olan bir ittifak içine girmememiz gerekir. Çünkü böyle ittifakların güçlü br üyesi bu maddeyi kullanarak bizim ülkemizde bir iç larışıklığı çıkarır ve bunu fırsat bilerek ülkemize askerini sokar. Böyle anlaşmalardan ve ttifaklardan uzak duralım! Eğer kendi ordumuza, askerimize, polisimize güvenemiyorsak ve onlar ele geçirilmişse, zaten biz çoktan yok olma yolunu tutmuşuzdur, bunun tek sorumlusu da biz kendimiz oluruz!
KUTADĞU BİLİG 948 YIL ÖNCE ADALETSİZLİKTEN KARIŞIKLIK ÇIKAR DEMİŞTİ:
"Méniñ kılkım ol kör émitmez köni
köni egri bolsa könilik küni..."   808. beyit 
(benim *tabiatım bak yana yatmaz doğrudur; 
doğru eğilirse kıyamet kopar*) 
Timur


Timur KOCAOĞLU