1-Dünyada zulme, vahşete, işkenceye, katliama, gözyaşına, insanlık dışı bir harekete örnek vermek gerekirse Yezid-Muaviye hareketi olan Kerbela’yı tek örnek olarak gösterebiliriz. Kerbela, Yezid zulmü sadece peygamberin torununun başını kesmekle kalmamış peygamber sülalesini yok etmekle o günde bugünde değişik ülkelerde, değişik metotlarla devam ediyor.

İmam Rıza canını kurtarmak için İran’a sığınıyor, mezarı Meşet şehrindedir diğer bir adı garip imamdır. Bir diğer peygamber soyu zulme uğramamak için onu gaibe çıkarıyorlar. Bugün bile Suudi Arabistan’da ve diğer ülkelerde Ehli Beyit inancı ya açıkça ifade edilemiyor ya da değişik adlarla Yezid vahşetine maruz bırakılıyor. 

2-Kerbelanın ikinci önemi, Kerbela vahşet, ortaya çıkan devlet modeli ile  nehrin öte yakası (Maverun nehir) olan Türkistan Coğrafyasında da devam etmiştir. Çöl Arabistan’ında hurmadan başka bir servetin olmadığı o yerlerde Arabın iki şeye ihtiyacı vardı. Birisi ganimet diğeri genç gız ve erkekleri esir alıp köle pazarı oluşturmak. Her iki servet bakımından Türkistan oldukça zengindir. Geriye ne kalıyor fetih adı altında Türkistan Coğrafyasında yezit vahşeti. Bu vahşet Türkistan Coğrafyasında Kerbela’dan daha şedit devam etmiştir. Bazı din adamları ve tarihçiler bunu fark etmişler ama dile gelmiyorlar. Türkler o dönem dinsiz değil, tek Tanrılı, tek eşli, çevre hukukuna, çocuk haklarına, kadın haklarını yaşatan bir kurallar bütününe sahiptiler. Han, ben Töreyi Tanrı adına uyguluyorum diyor. Yanı Han, alem olan Ku’ran-ı uyguluyor. Han var Hanım var. Sonuç Türkistan’ın servetleri ganimet adı altında, genç kız ve erkekleri köle adı altında Arap çölüne fetih yolu ile getiriliyorlar.

Demek ki Kerbela sadece Kerbela’da cereyan etmiyor özellikle Türkistan olan yerlerde, İran bölgesinde de devam etmiştir. Kerbela’ya dar çerçeveden bakmak yanlıştır. Elbette o günün Kerbela’sını uygulayan da Araptı zulme uğrayanlarda Araptı. Ama Türk’e uygulanan Kerbela’yı görmeyelim mi?!

Ferman Demirkol