İngiliz işgalindeki İstanbul’da üstü kapatılan suikast! İngiliz işgalindeki İstanbul’da üstü kapatılan suikast!


Muhsin Yazıcıoğlu sadece bir siyasetçi değil bir dost idi. Hem de öyle bir dost ki yolunuzu Hoca Ahmet Yesevi'nin imanından, Yunus'un gönlünden, Anadolu'nun türküsünden geçirir. 
Muhsin Yazıcıoğlu (Başkan) 1954'te Sivas'ın Şarkışla ilçesi Elmalı köyünde doğdu. Hayat hikayesi ve mücadelesi başlayacak kronolojisinden önce, o yıllara ilham veren yıllar boyunca yaşadığı çalkantıları, kaygıları, coşkuları kısa ve yertersiz cümlelerle ifade etmeye çalışacaklar. Bütün bu gayretler, kendi hikâyesini ülkesinin çatlamış topraklar boyunca uzayan derin hikâyesine eklemiş Muhsin Yazıcıoğlu'nu anlatmaya yetmeyecek kuşkusuz. O zaman ansiklopedilere değil toprağın derinliklerine kök salan bir çiçek gibi milletini,ümmetini, mükemmel din ve Türk milletinin kalbinin derinliklerine yöneleceğiz. Orada arayacağız.Muhsin Yazıcıoğlu'nu ülkesinin kaderiyle koyun koyuna yaşayan bir mücadele adamının, kendini eksilterek dünyasını çoğaltma savaşının tanıklığına, 
Muhsin Yazıcıoğlu'nun hasbi tutumu; siyasetin ikiyüzlülüğüne ve egemen güçlerin, tahakkümüne kafa tutan hilesiz hurdasız hayatı, yüreksiz hayatlarımızı tehdit edecek, silkeleyecek. Şimdi biliyoruz ki o, bizlerin söylemeye cesaret edemediğimiz soylu sizleri söylemiş bizlerin yerine...
Bu ülkenin "Muhteşem bir maziden daha muhteşem bir istikbale" bağlanması için devleti, milletin değerleriyle sorgulayan ve sistemin bu değerler çizgisine gelmesi için var gücüyle çalışan birisi. Sesine sesle, yüreğine yürekle karşılık verilmesi için yıllarca imanla ve sabırla çabalar dururdu.
Onu tanıyanlar, "Sorumluluk onun için rahmet yüklü bir buluttur." diyorlar. İnancın, milletin kültürün ve büyük bir davanın sorumluluğu bu. Ve yine bilenler biliyor ki insanlarla sıcak ilişkiler kurmaya çok önem veren birisi o. Kalbinin merkezine yerleştirdiği Müslüman sevgisi onu Misak-ı Milli'nin dışına taşır;  yerli duruşu ile temsil ettiği siyasi Hareketin ufkunu Türkistan'a, Türk Dünyasına, İnsanlık alemine, Saraybosna'ya,Kudüs'e özellikle tüm dünyayı kucaklar.
Siyaset dünyasının içinde sarsılmaz mizacıyla dağ gibi dimdik durdu.Eteklerinde yaşamamakta olan küçük, kirli siyaset kavgalarına gülüp geçti. İçinin almadıklarını içine sindirmeyi alışkanlık haline getirenleden değil,savunduğu görüşleri tavizsiz ama kendine has bir üslup bütünlüğü içinde dile getirdi. Bazen bir kadife yumuşaklığıyla '’kalp ruh kültür  medeniyeti'’ dediği bir iklime,bir kültüre, adalete, hukuka çağırdı insanları. Bazen bir manifesto niteliğindeki söylemiyle kitleleri coşturdu. Kürsüye çıktığı vakit dili dolaşmadan, yumruğu çözülmeden kurduğu cümleler bu ülkeye ve bu ülkenin insanlarına gelecek bir kalp medeniyeti'nde kültürün de inancın da yaşayacakları hisisini verdi ve vermeye devam edecekti.
"Ben milletime silah doğrultana selam durmam!’’diyecek kadar onurlu, çektiği çilelerin bedelini yaradandan bekleyecek kadar inançlı biriydi.
Herkesin aklında aynı soru: Bunca insanın hayatına nasıl dokunur tek bir insan?
ALLAH rahmet eylesin,mekanı cennet olsun.
Dadaş Nizamettin

Editör: SEFA BUĞRA ŞENEL