... ve kıymetli Halil İnalcık hocam;
Şu anda ülkemiz için en büyük sorunlardan birisi sığınmacı meselesi.
BOP projesi ile başarılı olamayanlar sığınmacılarla demografik yapımızı bozma peşindeler.
Ülkemizde Türk olarak azınlık durumuna düşmekle karşı karşıyayız.
///
Üniter yapımızdan rahatsızlık duyan küresel güçlerin mensup oldukları ülkelere dikkat edersek milli kimliklerine ne kadar bağlı oldukları meydanda iken ABD Büyük elçisi Tom Barrack yeni dönem İngiliz ajan Lawrence’liğe soyunup;
“Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir. Benim için İzmir, Yahudilerin, Müslümanların, Hıristiyanların bir arada yaşadığı, bu toplulukların harmanlandığı bir örnek. Bu tüm dünyada ve Orta Doğu’da olması gereken bir durumdur. Bence Türkiye, tüm bunların merkez noktası olabilir…”
diyerek Osmanlıcılığa heveslendirip Üniter yapımızı bozup çok uluslu, çok kültürlü, tek hedef ülke olarak istediklerini elde etmeyi daha kolay hale getirmeye çalışıyorlar.
Soran da olmuyor ki İsraili de o hayalini kurduğunuz yeni Osmanlı topraklarına dahil etmek istermisiniz?
Sorsanız elbette hayır der!
Siz hiçbir Alman’a Almanyalı, Hiçbir Fransız’a Fransalı, Hiçbir İngiliz’e İngiltereli diyemezsiniz.
Bizden ise Türk değil Türkiyeli denmemiz istenmektedir.
Türkiye milletin değil coğrafyanın ismidir, Türk ise bütün etnik kimlikleri kucaklayan milletin ismidir.
Nitekim Azerbaycan eski cumhurbaşkanı Rahmetli Ebulfeyz Elçibey;
“Sen unutsan da düşman Türk olduğunu unutmaz” derken kastettiği de budur.
Ernail Koç
PROF. DR. HALİL İNALCIK HOCADAN
HAREKETLE BUGÜN,
Osmanlı’da Türklere şu denilirdi;
Aman Türk’üm deme sonra devletin parçalanır.
Türk bu korkuyla kendi kimliğinden korkar ve ondan kaçar oldu.
Ama devlet diğer etnik gruplara hoşgörülüydü, her türlü etnik hürriyeti tanıdı.
Devlete ısınırlar sandı.
Türkler Osmanlıyız veya Müslümanız derken, diğer gruplar Arap, Rum, vs. kendi kimliklerini geliştirip biçimlendirdiler.
Ama ne zaman ki devlet tökezledi ve beklenen o gün geldi, hepsi devlet içinde devlet olmuş halde birer birer Türk’ün karşısına dikildiler.
Türk hazırlıksız, şaşkın ve kimliksizdi.
Kendisine anlatılan din kardeşliği bir halde yara bere içinde Anadolu’ya sıkıştı.
Sonra oraya da gelip gırtlağına sarıldılar.
En son Halife’nin de aslında kendine yabancı olduğunu farkeden Türk, 1920 itibariyle, Mustafa Kemal’in etrafında kenetlenip yeni bir kimlik inşasına girilecekti.
Bu Türk tarihinde Ergenekon’dan çıkıştan daha zor hamle idi.
Çünkü çok geç kalmışlardı.
Ve bu girişime fetvalarıyla karşı çıkan güçlü bir ulema sınıfı vardı.
Prof. Dr. Halil İnalcık
///
Buraya kadar yazılanlar Halil İnalcık hocaya ait.
///
Benim yorumum ise;
Mekanınız cennet olsun hocam,
Lozanda aynı güçler Osmanlı’da olduğu gibi yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde de azınlık imtiyazlarının devam etmesi için az mı mücadele ettiler?
Bugün de yapılmak istenen aynı değilmi?
Etnik kimlik üzerinden,
Mezhep üzerinden,
İslamiyet üzerinden siyaset yapılmıyor mu?
Türklük üzerinden konuştuğunuz zaman ırkçılıkla suçlanmıyormusunuz?
Etnik kimlik üzerinden siyaset yapanlara karşı çıktığınızda özgürlük düşmanı ilan edilmiyormusunuz?
Mezhep üzerinden veya İslamiyet üzerinden siyaset yapılmasına karşı çıktığınızda islam düşmanı diye sizi suçlamıyorlar mı?
O ulema sınıfını yeniden hortlatmaya çalışmıyorlar mı ?
///
Neyzen Tevfik ne güzel söylemiş;
Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!
Ernail Koç

