Balıkesir Tabip Odası seçimsiz Olağan Genel Kurulu yapıldı. Oda hizmet binasındaki genel kurulda açılış konuşmasını yapan Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet Uçan, sağlık sistemini sert bir dille eleştirdi.

Acil başvurularının rekor kırdığını, Türkiye’nin yılda 120 milyonun üzerindeki başvuru ile Avrupa lideri olduğunu kaydeden Uçan, sağlıkta birinci basamak sağlık hizmetlerinin günümüzde piyasa yönelimli hizmete dönüştüğünü söyledi.

Başkan Uçan sözlerini şu şekilde sürdürdü: Birinci basamak sağlık hizmetleri piyasa yönelimli hizmete dönüştü. Sevk zinciri kurulamadı, basamaklar arasında bütüncül hizmet sağlanamadı. Adil olmayan teşvik, rapor, performans, Anayasal haklara müdahaleler vb. uygulamalarla angaryaya neden olundu. Çalıştığı binayı çalışanına kiralayıp, telefonunu, suyunu, elektrik, doğalgazını, internetini ödettiren, hekimi işveren gibi gören stopajla, vergiyle uğraştıran, eleman çalıştırtan, Ceza Yönetmeliği ile ıslah etmeye kalkışan bir sistem. Sıfır nüfuslu Aile Sağlığı Birimleri açılmakta, hekimler meslektaşları ile rekabete zorlanmaktadır. Giderek koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşılmaktadır.

Yunanın Türk kıyımının, İskeçe festivali ile kutlanması Yunanın Türk kıyımının, İskeçe festivali ile kutlanması

Acillere başvurularda Avrupa’nın lideriyiz.

İkinci basamakta İdari ve Mali yönden özerkliğe sahip sağlık işletmeleri diye yola çıkılmış, 2012 de GSS ile sağlık hizmetlerinin maliyetinin düşürüleceği iddiası fiyasko ile sonuçlanmıştır. Sağlıkta dönüşümle birlikte artan ameliyeler, performans, adil olmayan döner sermaye ve teşvik geliri, çalışma barışının bozulması, geçici görevlendirmeler sorunlar arasındadır.

Üniversite hastaneleri “eğitim ve araştırma” yerine, günlük poliklinik kaygıları ile uğraşan, eğitimin giderek ötelendiği, siyasi müdahalelerin yapıldığı, bilimsel özerkliğin kalmadığı  kurumlar haline getirilmiştir.

Borç batağına sürükleyerek “el konulan”, her geçen gün bilimden uzaklaşan Üniversiteler. Kanıta dayalı tıp ve bilimsellik yerine “hacamat” ve “sülük” lerde GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) aranan sağlık. Atama ve yükselmelerde “yandaş” ve “adrese teslim”,  hiçbir değerlendirme kriteri olmayan kadro anlayışı hakim olmuştur” dedi.

ŞEHİR HASTANELERİ ÖZELLEŞTİRMENİN TRUVA ATLARI OLMUŞTUR

Konuşmasında Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi’nin, kamu kaynakları ile yapılan gerçek bir Şehir Hastanesi olmadığını söyleyen Başkan Uçan, eleştirilerini şu ifadelerle sürdürdü: “Balıkesir’deki uygulama başka illerde örneği olmayan nadide bir uygulamadır. 3 yılı aşkın süredir İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi ile afiliye olup, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi adını almış, ancak başhekim dışında az sayıda akademisyen atanmamış, uzmanlık öğrencisi alınmamış, eğitim faaliyeti yapılmamıştır.”

Balıkesir Devlet Hastanesinin butik bir hastaneye dönüştürülmesini de eleştiren Uçan; “Balıkesir Devlet Hastanesinden bazı bölümler tamamen, bazı bölümler ise küçültülerek hekimleri ve sağlık çalışanları ile birlikte şehir hastanesine taşınmıştır. Hastanenin küçültülmesindeki ve adeta butik hastaneye dönüştürülmesindeki amacın ne olduğu, şehrin merkezinde olan ve hasta potansiyeli Atatürk Devlet Hastanesi kadar olan, vatandaşın kolaylıkla kullanabildiği hastanenin inaktif hale getirilmesi anlamsızdır. 2017 yılında A sınıfı ve 650 yatak kapasiteli hastanenin yıkım kararı olduğu ve ek 400 yataklı hastane yapılması ile ilgili 2021 yılı proje tutarının 278 milyon TL. olup,  bu tutarın % 10 u kadar 28 milyon TL.ödenek, 2022 yılı ise proje tutarı 530 milyon TL. olarak belirlenmiş, 8 milyon TL. ödenek ayrılmıştır.(% 1,5)  Halen hiçbir şey yapılmamıştır” şeklinde konuştu.

MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

Balıkesir Tabip Odası Başkanı Necdet Uçan, hekimler olarak benimsedikleri ilke ve oda olarak yapmak istediklerini ise şu sözlerle açıkladı. “Bilimin ışığından, Atatürk ilke ve devrimlerinden, çağdaşlaşma yolundan, demokrasi ve hukuk taleplerimizden asla vazgeçmedik. Dik durduk. Haksızlıklar karşısında susmadık. Özlük ve demokratik haklarımızı talep etmede tereddüt etmedik. Şeffaf ve hesap verebilir olduk.

Tıbbiyeli Hikmet’i resimlerde ve yazılarda okuyarak hayranlık duymadık. Tıbbiyelinin boyun eğmeyeceğini, Savaştepe’de, doğduğu topraklarda, hak ettiği saygınlığa kavuşturarak ve anıtının bulunduğu parka adını vermek suretiyle somutlaştırdık. Hak ettiği şekilde bölgemize ve tüm Türkiye’ye tanıtmak amacındayız. Bunun için girişim başlattığımızı belirtmek istiyorum.

Kaynağını Anayasa’nın 135. maddesinden alan ve meslek üyelerinin ortak gereksinimlerini karşılamak, mesleki etkinliklerini kolaylaştırmak, mesleğin çıkarlarına uygun gelişmesini sağlamak, meslek üyelerinin birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere, meslek disiplini ve ahlakını korumak amacı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunla gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişiliği niteliğindeki Demokratik kitle örgütlerinin en önemli özelliği merkezi otoriteden bağımsız olmasıdır. Çünkü üyelerinin özlük ve demokratik haklarını savunmak, yanlış uygulamalara karşı çıkmak en önemli görevleridir. Şayet merkezi otoritenin mesleğimize ve onurumuza hürmet göstermeyen buyurgan talimatlarına, mesleğimizi değersizleştirmesine karşı çıkılamayacaksa, hak istemek ve kazanım sağlamak mümkün değildir. Bugün yapılmak istenen tam da budur. Hak isteyen, muhalefet eden, ”kral çıplak” diyenlerin cezalandırılması, marjinal olarak tanıtılması, susturulması, kapatılmasının talep edilmesi, örgütsüz ve haklarını savunamaz hale getirilmek istenmesi, “giderlerse gitsinler” denilmesidir.

Biz hekimler, Kuva-i milliye ruhundan gelen mücadeleci geleneğimizle, kenetlenerek adımıza ve odamıza sahip çıkarak, odamızı geleceğe taşıyacağız. Bırakın farklılıklar zenginliğimiz olsun, tartışalım, eleştirelim, ancak muktedirlerin ayrıştırma ve bölme tuzağına düşmeyelim. Bu durumda kaybedeceğimiz sadece odamız değil, etik değerlerimiz, onurumuz ve mesleğimizdir.

 Balıkesir Tabip Odası olarak çağdaş, laik, demokratik ve hukukun olduğu bir ülkede barış içinde ve kardeşçe yaşamak, mesleki ve etik değerlerimize ve haklarımıza sahip çıkmak, İnsan sağlığını ilgilendiren her hususa müdahil olmak istiyoruz. Bu da ancak Oda Genel Kurullarına katılım ve katkı sunmak, kurul ve komisyon çalışmalarında, üretmek ve direnmekle mümkündür.

Seçimlerin yapılacağı bu süreç; baskıların daha da artabileceği bir süreç. Daha fazla kenetlenip, farklılıklarımızı zenginlik sayarak; özlük ve demokratik haklarımız için mücadelemizi sürdürmeliyiz.

İcra yetkisi olmayıp, demokratik baskı unsuru olan meslek örgütümüzün yasasında yer alan 12 Eylül dönemi uygulamalarından esinlenen ant-demokratik hususların kaldırılması, önümüzdeki süreçte çağdaş ve demokratik, günün gereksinimlerine yanıt verecek ve meslek örgütünün daha etkin görev yapmasını, hak mücadeleyi yükseltecek çalışmalar içinde olacağız.

Değerleri tüketmeden, üreterek,  paylaşarak, paylaştıkça çoğaltmak umuduyla”

Editör: Kerim Öztürk