Urfa, kış mevsiminin en kısa yaşandığı illerimizden biridir. Uzun süren yazın ve kış hazırlıklarıyla dolu yoğun sonbaharın ardından, Aralık ayında kapıya dayanan kış, Şubat ortasında yerini bahara bırakırdı. Ancak bu kısa süreye rağmen, kışın oldukça sert geçtiği yıllar da hafızalarımızda yer etmiştir.

Mangal Kültüründen Gelen Sıcaklık

Çocukluğumun geçtiği 1950-1960'lı yıllarda ısınma yolculuğumuz mangal kömürü ile başladı; ardından odun, kömür ve gaz sobaları geldi. O dönemlerde her biri birer sanat eseri olan pirinç mangallar, altlarındaki göz kamaştıran tepsilerle odanın başköşesinde yer alırdı. Ateş kor haline gelince mangal ortaya çekilir, çevresinde tatlı sohbetler eşliğinde közde pişen kahveler keyifle içilirdi. Evimizin bir odasında soba, iki odasında mangal, babaannemin odasında ise o eşsiz "tandır" vardı.

Tandırın Kurulumu ve "Tandır Kürsüsü"

Tandır, incelikli bir hazırlık gerektirirdi. Mangaldaki közlerin şiddeti azalınca, toprak bir çanağın içine külle desteklenen közler konur ve bu kap bakır bir tepsiyle tandırın altına yerleştirilirdi. Tandırın ana gövdesini "tandır kürsüsü" oluştururdu. Bu kürsü; yaklaşık 60-70 cm kenar uzunluğuna ve 50 cm yüksekliğe sahip, kare şeklinde ahşap bir sehpaydı.

Bolulu bir öğretmenin Malatya Pötürge’de yürek burkan hikayesi!
Bolulu bir öğretmenin Malatya Pötürge’de yürek burkan hikayesi!
İçeriği Görüntüle

Üzerine önce koruyucu bir örtü, onun üzerine de rengarenk basmalarla kaplanmış devasa bir yorgan serilirdi. Yorganın dört bir yanı kürsüden aşağı sarkar, çevresine "sap yastıklar" ve minderler dizilirdi. Kürsünün üzerine konan büyük tepsi ise hem bir çay masası hem de bir yemek sofrası görevini görürdü.

Aileyi Birleştiren Bir Kültür Mirası

Tandır, sadece bir ısınma aracı değil; ailenin kalbiydi. Mindere oturup ayaklar yorganın altına uzatıldığında, o sıcaklık tüm evi sarardı. Uzun kış gecelerinde, "Heket heket laklakoz biri sıçan biri boz" tekerlemesiyle başlayan ve günümüz dizi filmleri gibi gecelerce süren masallar anlatılırdı. Çocuklar masalın ve sıcağın etkisiyle uykuya dalarken; evin yaşlıları günü burada geçirir, aile sorunları göz göze, omuz omuza burada çözülürdü. Öğrenciler ödevlerini bu kürsünün üzerinde yapar, huzur bu sıcak yorganın altında filizlenirdi.

Günümüzle Bir Karşılaştırma

Bugün herkesin elinde bir telefonla ayrı odalara, ayrı köşelere çekildiği modern yaşamla kıyasladığımızda; aile bağlarının neden zayıfladığını ve sorumluluk duygusunun neden azaldığını daha iyi anlıyoruz. Tandır, bir nesli birbirine kenetleyen gerçek bir huzur düzeneğiydi.

Yazan: Edibe Aydın