Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen 100. Yıl Marşı Yarışması'nda birinci seçilen eser, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda kamuoyunun beğenisine sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramı Özel Konseri ve 100. Yıl Marşı Tanıtım Programı’nda birinciliğe layık görülen, sözleri İlker Kömürcü'ye, bestesi Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na ait olan eser; CSO, MSB Armoni Mızıkası, MSB Mehteran Birliği, Kara Kuvvetleri Bandosu, Hava Kuvvetleri Bandosu, Deniz Kuvvetleri Bandosu, Jandarma Genel Komutanlığı Bandosu, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Bandosu tarafından seslendirildi.

***

Marşın “Türklüğün yazgısı” ve “Kahraman yarattı Türk’ü yaratan” sözleri, kimseyi rahatsız etmemiş!

“Türk vatanında Türk sözünden rahatsız olmak ne demek?” diye düşünenler olabilir. Turgut Özal, “Türk dediğin nedir ki?” dediğinden beri ve 22 yıllık AKP iktidarı boyunca, Türklükten rahatsız olanlarla uğraşıyoruz! Tayyip Erdoğan da iktidarının ilk yıllarında, “Türk” yerine “Türkiyeli” kavramının kullanılması için çok uğraştı ama tepkiyi görünce bundan vazgeçti... T.C. tabelalarıyla dahi uğraşıldı, ilkokullardan “Türk’üm, doğruyum” andı milletin tümünü kapsamıyor denilerek kaldırıldı... “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü, çağ dışı ilan edildi!

AKP İstanbul İl Başkanı, “AKP sayesinde hepimiz Türk olmaktan kurtulduk” dedi... AKP Grup Başkanvekili, “Anayasayı değiştireceğiz ve vatandaşlıktaki Türk’lük tanımını kaldıracağız. Vatandaşlık tanımı da değiştirilecek. Herkes kendi etnik kökenini ifade edebilecek ve üst kimlik olarak ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım’ diyecek” diye açıklama yaptı.

***

Erdoğan bu defa gerek Malazgirt’te yapılan törende, gerekse Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki konserde yaptığı konuşmalarda, tarihe nasıl geçmek istediğini beyan eder gibiydi...

Marşta “Türkiye Yüzyılı” sözünün geçmesi de AKP’nin vizyonu ile devletin vizyonunun bir sayıldığının göstergesi... Gerçi Devlet Bahçeli, bu kavramı, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” olarak kullanılıyor.

Beste belki çok iyi ama icra heyeti çok kalabalık olunca, ortaya çıkan ses, notaların hafızaya yerleşmesine engel olacak kadar karmaşıktı...

***

Erdoğan, konuşmasında “Milletçe aynı hissiyatla, aynı azimle, aynı kararlılıkla Türkiye Yüzyılı vizyonu etrafında görüldüğü gibi kenetlendik.” dedi ve Türkiye'nin yükselişinin devam edeceğini bildirdi.

ErdoğanYahya Kemal’in, “Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi, senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi, ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, galip et çünkü bu son ordusudur İslam'ın” dizelerini okuyarak “İşte bu yılki 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın bize hissettirdiği, yüreğimize düşürdüğü, dilimize getirdiği duygular bunlardır. Tabii asıl büyük kutlamayı 29 Ekim'de, Cumhuriyetimizin 100'üncü yılı törenlerinde yapacağız.” dedi...

Elbette millî mücadele bu ruhla kazanılmıştır ama esas olarak bu bir var olma savaşıydı. Türk, önce kendisini yok olmaktan kurtaracaktı ki İslam dünyasına da fayda getirmeye devam edebilsin!

Türk kendisini kurtarmasaydı, İslam dünyası tamamen sömürgeleşecekti...

***

Lafı uzatmaya gerek yok. İktidar ile muhalefet arasında, millî hedefler konusunda bir mutabakat da yok ki milletçe kenetlenmekten bahsedilebilsin!

Herkes biliyor ki Erdoğan, seçimler sırasında muhalefeti terör örgütleriyle iş birliği yapmakla suçladı.

Çözüm sürecinde PKK ile ve iktidarın ilk 12 yılında FETÖ ile aleni iş birliği yapan AKP idi... Sonra her iki örgütle de mücadele edildi ama bu durum, geçmişte yapılan işin Anayasa ihlali olduğu gerçeğini değiştirmez...

ErdoğanYahya Kemal gibi, şanlı Türk tarihinin sadece Malazgirt’ten Dumlupınar’a kadar uzanan bin yıllık bölümünü esas almaya başlasa da bu kabul, kendisi için bir dayanak noktası oluşturmayabilir...

Gümüşhane’yi Bekleyen Çevre Felaketi Korkutuyor! Gümüşhane’yi Bekleyen Çevre Felaketi Korkutuyor!

Erdoğan’ın tarihe nasıl geçeceği konusunda asıl değerlendirme, sayıları 13 milyonu bulan sığınmacılar sorunu konusunda yapılacaktır. Çünkü bu sorun, millî mücadeleyle kazanılan millî egemenlik için somut bir tehdit haline gelmiştir.

Erdoğan’ın konuşmasında ve vücut dilinde sanki vedaya hazırlanıyor gibi bir hava da vardı...

Arslan Bulut - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk