Alzheimer, beyin hücrelerinin ölümü sonucu hafızayı bozan ve kişiyi günlük işlerini yapamayacak hale getiren demansın en yaygın türü olarak biliniyor. Hastalığın belirtileri arasında yeni öğrenilen bilgileri hatırlamakta güçlük çekmek ve hafıza kaybı yer alıyor.

Fakat ABD merkezli Alzheimer Derneği'nin gerçekleştirdiği yeni bir panelde bilim insanları, sağlıklı bir kişide hastalığın belirtileri olmasa bile Alzheimer tanısı konmasını sağlayacak tartışmalı öneriler sunuldu.

Panelde bilim insanları beyinde biriken ve Alzheimer gelişimiyle bağlantılı olan ‘amiloid’ adı verilen toksik proteinin, anormal seviyelere sahip kişilerin dışarıdan sağlıklı görünmelerine rağmen hastalığın yeni tanımlanan ‘Birinci Aşamasında’ olduklarını savunuyor.

KARŞI ÇIKAN DA VAR DESTEKELEYENLER DE

Bu öneriye göre hastalığın kapsayıcılığını artıracak şekilde tanımının değişmesi bekleniyor. Ancak ortaya atılan bu düşünce pek çok uzmanın tepkisine neden olmuş durumda…

Kalp ameliyatları “Küçük Kesi Yöntemi” ile kâbus olmaktan çıkıyor Kalp ameliyatları “Küçük Kesi Yöntemi” ile kâbus olmaktan çıkıyor

Örneğin Kuzey Carolina Üniversitesi'nde nörolog olan Dr. Andrea Bozoki, “Bu açıklamalardan çok rahatsızım. Demans veya bilişsel bozukluk gelişmemiş bir grup insanı alıyorsunuz ve onlara ‘Aşama 1’ diyorsunuz. Bu gerçekten çok ilginç…” dedi.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde kıdemli araştırmacı olarak görev alan Dr. Madhav Thambisetty de “Tek bir biyobelirtecin varlığına dayanarak bilişsel açıdan normal olan birine Alzheimer hastalığı teşhisi koyabileceğim aşamada değilim” ifadelerini kullandı.

Mayo Clinic'te panele başkanlık eden radyolog Dr. Clifford R. Jack Jr. ise yaptığı açıklamada “Teklif, doktorlara hastalarının değerlendirilmesi, teşhisi ve tedavisi konusunda rehberlik edecek bir kılavuz değil. ‘Belirti göstermeyen kişilere Alzheimer hastalığı tanısı konmalı mı?’ sorusuna cevabım çok net bir şekilde hayır!" dedi.

Bu düşünceye karşı çıkanlar olduğu kadar olumlu bakanlar da var. Onlardan biri de Alzheimer Derneği'nin baş bilim sorumlusu Maria Carrillo… Carrillo “Bu girişimin amacı erken teşhis ve tedavi bilimini ilerletmek. Demansı önlemek için hastalığı belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edip tedavi etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Case Western Reserve Üniversitesi'nde nöroloji uzmanı olan Prof. Dr. Peter Whitehouse ise “Yeni tanım kapsamında daha fazla Amerikalıya hastalık teşhisi koyulacak. Bu da erken teşhiste çok iyi yol alınacağını anlamına geliyor. Bu hastalığa yakalanmak için artık bilişsel bozukluğa sahip olmanıza gerek yok” dedi.

Peki bu kadar tartışmaya neden olan konuyu nasıl yorumlamak gerekiyor? Gerçekten de Alzheimer’da yeni tanım gerekli mi?

Alzheimer’da yeni tanı yöntemi tartışma yarattı… Milyonlarca sağlıklı insana teşhis konabilir

BELİRTİLERDEN ZİYADE DAHA ÇOK KAN TESTİNE İHTİYAÇ VAR

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, “Paneldeki düşüncüler tamam doğru bir yaklaşım. Çünkü amiloid birikimi belirtiler, ortaya çıkmadan çok önce başlıyor” dedi. Doç. Dr. Yalın, şu önemli bilgilerin altını çizdi:

-- Alzheimer hastalığında erken dönemde yeni ilaçların kullanılması için ‘PET’ olarak bilinen amiloid temelli beyin görüntülemesi ve bel omurları arasından ponksiyon ile alınan beyin omurilik sıvısı analizleri kullanılıyor. Bu sayede kesin Alzheimer hastalığı tanısı koyuluyor.

-- Fakat panelde üzerinde durulan ve sorulan sorular şunlar; ‘Yeni nesil kan tetkikleri için yüksek bir kesinlikte Alzheimer hastalığı teşhisi koyulabilir mi?’, ‘İlaçlar ile belirtiler hiç ortaya çıkmadan gelişmelerin önüne geçilebilir mi?’ Aslında bu sorulara cevap da bulundu diyebilirim. Çünkü kanda amiloid beta seviyeleri ve oranlarını ölçen kan tetkikleri geliştirilmiş durumda. Ticari olarak satılan bu ürünler için mevcut sorun ne kadar güvenilir oldukları. Geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları hâlâ devam ediyor.

AŞAMA 1’DEN SONRA NE OLACAK?

Peki Aşama 1’de değerlendirilenler, Aşama 2’de hangi semptomlara göre değerlendirilecek?

Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, “Önce koldan alınan venöz kan örneğinden bakılan amiloid seviyeleri ile riskli hastalar belirlenecek. Önümüzdeki yıllarda bu testlerin güvenilirliği ve geçerliliği test edildikten sonra kullanıma girecek” dedi ve şu ifadeleri kullandı:

“Aşama 1 olarak değerlendirilen hastalar sonraki süreçte şu an hastalığın evrelerinde nasıl değerlendirme yapılıyorsa öyle değerlendirilecek. Örneğin Evre 1 kan tetkiklerinde yüksek riskli çıkan hastaları gösteriyor. Evre 2 olarak ifade edilen aşamada kişide içe kapanma, davranış değişiklikleri, depresyon gibi bazı belirtileri olan yaşlıları kapsıyor. Evre 3 ise bugün aşama 1 olarak adlandırılan hafif derecede unutkanlığın başladığı ama günlük yaşam aktivitelerinin korunduğu hastalardan bahsediliyor.”

Alzheimer’da yeni tanı yöntemi tartışma yarattı… Milyonlarca sağlıklı insana teşhis konabilir

‘SON YILLARDA ALZHEİMER HASTALIĞININ SEYRİNİ DEĞİŞTİREN İLAÇLAR GELİŞTİRİLDİ’

“Son yıllara kadar Alzheimer hastalığının seyrini değiştiren herhangi bir tedavi yoktu” diyen Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, “Ancak son bir-iki yıldır beta amiloid birikimini durduran ilaçlar geliştirildi. Bu ilaçlardan iki tanesi onay aldı ve üçüncüsünün de yayımlanan verilerinin hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı ıspatlandı” dedi.

TÜRKİYE’DE DEMANS HASTASI SAYISI GÜN GEÇTİKÇE ARTIYOR!

“Ülkemizde Alzheimer hastası sayısı nüfusun yaşlanması ile son 20 yılda çok arttı” diyen Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, “Son istatistiklere göre ülkemizde 600 binden fazla demans hastasının bulunduğu tahmin ediliyor. Alzheimer hastalığı sıklığında yaşanan 'salgın' gibi bu artışın sebebi dünya nüfusunun hızla yaşlanması” dedi. Doç. Dr. Yalın, şöyle devam etti:

"Hastalık özellikle 60 yaş sonrasında giderek artıyor. 60 yaş üstü nüfusta yüzde 5 olan sıklığı, 70’li yaşlarda yüzde 15 ve 80 yaş üstünde yüzde 30 üzerine çıkıyor. 80 yaş üstü yaşayan her üç kişiden biri Alzheimer hastalığına yakalanıyor."

Alzheimer’da yeni tanı yöntemi tartışma yarattı… Milyonlarca sağlıklı insana teşhis konabilir

ALZHEİMER HASTALIĞINA KARŞI HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, “Sağlıklı bir beyin için sağlıklı bir damar ağı gerekli. Kalp damar sağlığı için zararlı hemen her şey Alzheimer hastalığı riskini artırıyor. Örneğin sigara kullanımı Alzheimer hastalığı riskini 2 kattan fazla artırıyor. Bu nedenle sigara ve alkolden uzak durmak gerekiyor” dedi. Doç. Dr. Yalın, alınacak diğer önlemlere dair şu bilgilere dikkat çekti:

-- Obezite, hipertansiyon ve diyabet (şeker hastalığı) birbirine bağlı pek çok hastalığın gelişim riskini artırıyor. Bunlar içerisinde Alzheimer hastalığı riskini en çok artıran risk faktörü diyabet. Şeker hastalığı varlığında gelişen unutkanlıkta ben hastalarımı özellikle daha dikkatli ve yakından izliyorum. Obezitenin önüne geçilmesi diyet kontrolü ve egzersiz ile mümkün.

-- Eğitim, fiziksel ve sosyal aktif bir yaşam Alzheimer hastalığı gelişiminde koruyucu etki yaratıyor. Özellikle yüksek eğitim düzeyi en önemli koruyucu unsurların başında geliyor. İnsan sosyal bir varlık. Sosyal yönümüz sağlığımız açısından hemen her yönden besleyici bir vitamin etkisi gösteriyor. Yalnız yaşam, izolasyon, sosyal hayattan uzak ve içe dönük bir yaşam Alzheimer hastalığı riskini artırıyor. 

Fotoğraflar: iStock

Kaynak: Hürriyet

Editör: Kerim Öztürk