✍ | Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL yazdı... - 26.07.2026

Türkiye’de sadece Türk milleti yok, başka milletler de var lafı kalitesiz bir cehalet örneğidir. Türk milleti ve millet ezo gelin çorbası değildir. Sadece bayramlarda ve anayasa değişikliklerinde değil; her zaman millî egemenlik ve millî bağımsızlığı vazgeçilmez kabul etmeliyiz. Özellikle yeni anayasa tuzaklarının önümüze konduğu, Türk Milletinin yok farz edildiği, millî ve üniter yapıyı yok etme çabaları, küresel saldırılarla ve kuşatmalarla, milli sınırlarımızın değiştirilmek istendiği, milletlerarası hukukun ayaklar altına alındığı günümüzde...

Milletleşme, mahallîliğin, millet altı dar kalıpların ve etnik ve mezhep taassubunun aşılmasıdır. Etnik sıfatı ne olursa olsun; vatandaşlık bilincine, Türk Milletine mensubiyet şuuruna sahip olanların şuurlu birlikteliğidir. Bu duygu ve düşüncelere sahip davranış sergileyen, çoğu kere yurt dışında dışlanan bir Türk Ermenisi, Türk Rumu ve Türk Yahudisi de millî kimliğin ve Türk Milletinin kapsamındadır. Milletleşme, ayrıştırmayan, kaynaştıran bir olgudur; milletleşmiş toplumların milliyetçiliği olur. Boy, kabile, aşiret, mezhep, bölge ve etnik taassubun aşılmasıdır. Bazıları anayasa çalışmalarında başka arayışlar içinde olsa da Türkiye’de tek devlet ve tek millet vardır. Kendini Türk olarak hissedeni de dışlamak ve ötekileştirmek hakkına sahip değiliz. Yeter ki bazıları kendi kendilerini ötekileştirmesin. Dini azınlıklarımız gibi mahalli ve kısmen etnik sıfat taşıyan vatandaşlarımız dışlanıyor mu ki onlar Türk kabul edilmesin?

Türk kimliği, Irak, Makedonya, Kosova, Batı Trakya, Almanya, Fransa, Bulgaristan, Hollanda, Belçika, Avustralya, Avusturya, ABD ve Kanada gibi göç verdiğimiz ülkelerde etniklik kapsamında ele alınabilir. Türkiye’de Türk kimliği milliyet ve tabiiyetin, hâkim kültürün, devleti kuran kurucu iradenin adıdır; bundan dolayı etnik çağrışım yapmaz. Gazi TBMM’nin bizzat yürüttüğü Millî Mücadele, birkaç millet veya devlet yaratmak için yapılmamıştır. Kimsenin ön izni de alınmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri bir kavimler ittifakı değil ki çokkültürlülük dayatmalarına maruz kalabilsin. Türk Milleti çokkültürlülük politikalarını uygulayan ve bugün bundan şikayetçi olan farklı milletlerden yoğun göç almış ülkeler gibi tesadüfen oluşmamıştır. Türkiye’de kalabalıkların birlikteliği yok, milletleşme süreci var. Aksini düşünenlerin beyinleri ve kalpleri boşaltılmıştır.

Irkçılık-Milliyetçilik Ve Milli Birlik
Irkçılık-Milliyetçilik Ve Milli Birlik
İçeriği Görüntüle

Osmanlı bile farklı dinlere göre nüfusu tasnife tabi kıldı. Etnik gerekçeleri öne çıkarmadı. Yeni anayasada bu bakımdan kültürel ve ırki farkları zikretmemek asla bir eksiklik değildir. Türkiye ne çekmişse cahillerden çekmiştir. İnsanları mutlaka birbirine ötekileştirmek mi gerekir? Bugün bu yanlış yapılmaya çalışılıyor.

“Anayasal vatandaşlık”, “çokkültürlülük” ve “Türkiyelilik” kavramları Türkiye Cumhuriyeti’nin milli devlet ve üniter yapı niteliğini kökten değiştirme çabalarıdır. Türkiye çokkültürlülüğe uymuyor. Çokkültürlülük çok seslilik değildir. Bir zenginlik olmadığı gibi bugün bazı Batılı ülkeler için tehdit unsuru olmuştur. Ancak, bize tavsiye ediliyor. Dünyayı küresel çıkarlara göre şekillendirmeye çalışanların önü açılmış millî devletler üzerinde uyguladıkları bir projedir. Küreselleşmenin ideolojisi çokkültürlülüktür. Millî kimlik ile çatışır. Toplumdan, millî devletten bağımsız, otonom fert ve sosyal grupları esas alır. Farklılıklara hoşgörüyü yeterli görmez. Siyasî olarak tanımayı gerektirir. Dıştan kumandalı yeni anayasa çalışmaları bu gibi tuzaklarla doludur. Bu konuda artık cehalet aşılmalıdır.

Meta açıklaması yaz