İsrail'e giden ABD Başkanı Biden, Gazze’deki hastane saldırısını “patlama” olarak gösterdi. Biden, “Üzgünüm, İsrail değil diğer taraf yapmış görünüyor. (...) Masum Filistinlilerin hayatını koruma ve kurtarma konusunda dikkatli olmalıyız, çünkü biz Amerikalılar böyle insanlarız” diye konuştu.

Biden’ın tutumu, Batı medeniyetinin, ikiyüzlülüğünü gösteren tipik bir örnektir ama hastaneyi Amerikan füzesiyle İsrail’in bombaladığını bile bile masum Filistinlilerin hayatını korumaktan bahsetmek, tam bir pişkinliktir.

Tabii başkalarının ne söylediği umurlarında değildir yalnız bu defa İngiliz gazeteci Jonathan Cook da “Batı'nın Gazze Ayaklanması karşısındaki ikiyüzlülüğü mide bulandırıcıdır” dedi.

Cook’un, Londra merkezli haber sitesi Middle East Eye'da yayınlanan makalesini Bia.net’ten okudum. Cook, özetle şöyle yazdı:

"İsrail'e yönelik şu anki sempati patlaması, yarım kalbi olan herkesin öğürmesine neden olmalıdır. İsrailli sivillerin bu kadar çok sayıda ölmesi ve acı çekmesi korkunç olmadığı için değil. Ancak Gazze'deki Filistinli siviller on yıldan bu yana İsrail'in tekrarlanan saldırılarıyla karşı karşıya kaldı ve çok daha fazla acı çekti, ancak hiçbir zaman Batılı politikacılar veya halklar tarafından şu anda ifade edilen endişenin bir kısmını bile ortaya koymadılar.

Gerçek şu ki Filistinliler hiçbir şeyi 'başlatmadı'. Onca mücadeleden sonra kendilerine eziyet edenlere zarar vermenin bir yolunu buldular.

Gazze'deki Filistinliler İsrail'in uyguladığı abluka altında yaşamın temel gereklerinden mahrum bırakılırken kimsenin umurunda değildi. Hamas savaşçıları tarafından rehin tutulan birkaç düzine İsrailli, İsrail tarafından yaklaşık yirmi yıldır bir açık hava hapishanesinde rehin tutulan iki milyon Filistinlinin yanında solda sıfır kalır.

Bu kadar uzun süre kayıtsız kaldıktan sonra, Batılı hükümetlerin ve medyanın ani dehşeti, maskeyi düşürüyor ve Batı başkentlerinde ahlaki kaygı kisvesine bürünen gizlenmemiş ırkçılığı gözler önüne seriyor.

Bu hafta sonu yaşananlardan çıkarılması gereken ders, insan ruhunun sonsuza kadar kafeste tutulamayacağıdır.”

***

ABD öncülüğünde kurulan dünya düzeni, işte bu yazıda da anlatılan ikiyüzlülük sebebiyle çöküyor.

Yeni dünya düzeni kurulurken, iki yüzlülük değil adalet esas alınmalıdır. Geçmişte Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın açıkladığı 6 ilke, yol gösterici olabilir. Erbakan, fikir babası olduğu D-8’in 6 ilkesini şöyle açıklamıştı:

-Savaş değil, barış. Çatışma değil, diyalog. Çifte standart değil adalet. Üstünlük değil, eşitlik. Sömürü değil, işbirliği. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi...

Bir hafta önce de Vladimir Putin, 21. yüzyılda uluslararası ilişkilerin “6 temel ilke” üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyledi:

-Birincisi açık bir dünyadır. “Kimsenin hiçbir zaman yapay engeller koymaya çalışmayacağı, açık, birbirine bağlı bir dünyada yaşamak istiyoruz. Bu dünya insanların iletişim, yaratıcılık özgürlüğü ve refahı yolunda engelsiz bir ortam olmalıdır.

-İkincisi, evrensel kalkınmanın temeli olması gereken medeniyetlerin çeşitliliğidir. Herhangi bir ülke veya insana nasıl yaşaması, nasıl hissetmesi gerektiğini dayatmak yasaklanmalıdır.

-Üçüncüsü ortak kararlardır. Hiç kimsenin başkaları adına veya başkalarının yerine dünyayı yönetme hakkı yoktur. Geleceğin dünyası kolektif kararların dünyasıdır. Tek bir kişi herkes için karar veremediği gibi herkes de her şeye karar veremez. Herhangi bir meseleden doğrudan etkilenenler neyin, nasıl yapılacağı konusunda hemfikir olmalıdır.

-Dördüncüsü ise evrensel güvenlik ve kalıcı barıştır. Bu alanda uyum sağlamalı ve sadece gururu, kibiri bir kenara bırakıp başkalarına ikinci sınıf ortak gibi bakmaktan vazgeçmelisiniz.

-Beşincisi de herkes için adalettir. Geçmişte herkesin sömürüldüğü dönemin aksine herkesin modern kalkınmanın yararlarına erişimi sağlanmalı ve bunu herhangi bir ülke veya grup için sınırlamaya çalışılması saldırganlık olarak kabul edilmelidir.

Gurbetçi Avrupa Türklerine utanç verici eziyet! Gurbetçi Avrupa Türklerine utanç verici eziyet!

-Altıncı ve son prensip ise eşitliktir. Artık hiç kimse boyun eğmeye, çıkarlarını kimseye, özellikle de daha zengin veya daha güçlü olana bağımlı kılmaya hazır değildir. Bu, insanlığın tüm tarihsel deneyiminin özetidir.”

Editör: Kerim Öztürk