Ey çocukluğum.
Buluşsak seninle bir kış gecesi şu kuzinenin  başında.
Somyanın üstüne çıkıp zıplasak..
Annem bize kızsa somyanın yayları kopacak diye... 
Büyükbabam oradan kükrese çocukları rahat bırakın diye 
Sen kaybettiğin topuna ağlasan ben çok çabuk büyüdüğüme….
Annem az daha odun atsa sobaya, çay demlese. Tereyağılı kuymak yapsa, çam koksa bütün oda ve yanaklarımız kıpkırmızı olsa oda ısındıkça...
Sobanın üzerinde kestaneler pişse biz heyecanla beklesek.
Tüm sıkıntılar erise gitse ve yatsak somyanın üzerine kıkır kıkır. 
Çocuk değilmiyiz herşeye sevinsek, telefonumuz olmasa,  üstü örtülü televizyonun açılış saatini beklesek  açılınca  haberleri izleyen.
Büyükbabamın  Albayını dinleyip keyifleneceği,Eceviti dinleyip homurdanacağı,Demireli dinleyip tebessüm edeceği,Erbakanı dinleyince kahkahaya boğulacağı ,programın başlamasını heyecanla bekleyip izledikten,sonra  radyodan masal dinlesek. Işığı kapatsak ve tavandaki soba ışığından şekilleri izlesek hayran hayran...
Ey çocukluğum bak kış geldi,  yine buluşalım kış geceleri. Sen anlat ben dinlerim ben susayım sen anlat... Ne ben bırakayım seni ne sen çık yüreğimden. 
Hey çocukluğum, birlikte büyüyelim, sakın bırakma beni sakın...ölmek istemiyor bu içimdeki ben ve çocuk....