Asimilasyona yatkın olan Türk'ler için bunların bir önemi var mı? Asimilasyona yatkın olan Türk'ler için bunların bir önemi var mı?

* Türkiye Ekonomisi 2022 yıl sonu resmi rakamlarına göre, ortalama $ kuru 16,64 TL'den dan hesaplanmak üzere, TL bazında 15 Trilyon TL'lık ve $ bazında ise 905 milyar $'lık bir ekonomi. 
* Kişi başına ortalama gelir 10,618 $. (Sakın ortalama üzerinden kimse kendi gelirini mukayese etmesin. Çünkü gelir dağılımında en adaletsiz ülkeler sıralamasındayız)
* Bu paralar 86 milyonluk bir ülkenin üretebildiği yıllık her türlü mal ve hizmet üretim ve harcamalarının parasal karşılığıdır.
* Bu miktarın yaklaşık %34,5'unu kamu harcaması yapmak üzere merkezi hükümet ve diğer kamu kurumları kullanır. 
* Bu harcamalarda Merkezi Hükümetin payı yaklaşık %26,5 ve diğer kamu kurumlarının payı da %8 civarındadır. 
* Yaptığımız hesaplamalar da 2022 yılı $/TL döviz kuru ortalaması esas alındığından, biz de bu yüksek enflasyon ortamında "ÇIPA" olarak zorunlu olarak $ cinsinden dövizi kullanacağız.
MERKEZİ HÜKÜMET BÜTÇESİYLE BAŞLAYALIM MI?
* Milli Gelirden Merkezi hükümete düşen pay; yaklaşık 240 milyar $'dır. (Bu büyüklükte bir ekonomi için bu payı daha da artırabilmek mümkün değildir. Aksi takdirde bir defalık bile olsa ekonomi stop ettirir, kitleleri açlığa mahkum edersiniz.)
* Bu gelirden; 5 milyon 200 bin kamu çalışanına maaş ödeyeceğiz. En düşük memur maaşı 22.600 TL net ve SGK prim, vergi ve diğer harcamalarla birlikte x % 40 dersek brüt maliyet 31.640 TL olur. Bu rakamı 26,90 TL'lik $ kuruyla hesaplarsak; 1176 $ eder. 1176x5.2x12= 73 milyar 382 milyon $ eder.
* Bu gelirden 16,5 milyon emekliye ortalama 10.000 TL + sağlık harcamaları %20 ilavesiyle 12.000 TL'lık harcama yaptığımızda ve bu miktarın da ancak yarısı SGK'nın kendi gelirleriyle karşılandığından, 6.000 TL x 16,5 x 12= 1 trilyon 188 milyar TL veya 44 milyar $ 163 milyon $ yapar. 
* 2023 yılı bütçesinden yaklaşık 540 milyar TL faiz ödenecektir. Bu miktar da 20 milyar $ civarında dövize karşılık gelmektedir.
* Tarıma destek olarak milli gelirin %1'ini kanunen vermek zorunlu olmasına karşın, daha yarısını bile geçemedik diye 4,5 milyar $ olarak esas alıyoruz. 
* 4,6 milyonu hanesi daimi ve 7,2 milyon hanesi ise değişken olmak üzere yapılan sosyal yardımlar toplamı bütçenin %6,8'sine denk geldiğinden $ karşılığı 16,32 milyar $ olmaktadır.
* Hazine garantili Y.İ.D ve K.Ö.İ. sözleşmelerinin yıllık ödemeleri yaklaşık 9 milyar $'ı bulmaktadır. 
* Vaktiyle bütçenin %12-14'ü kadar yatırım harcaması son yıllarda %8'lere düştüğünden; verimli veya isabetli olması bir tarafa 19,2 milyar $'da yatırımlara harcanmaktadır.
* Sözde üretim, istihdama ve ihracatı artırsınlar diye çeşitli sektör ve iş kollarına uygulanan vergi, harç, prim teşvikleri sebebiyle tahsilinden vazgeçtiğimiz vergilerin toplamı 935 milyar TL veya 34 milyar 358 milyon $'dır.
Geriye ne mi kaldı ?
* 18,5 milyon  ilk ve orta eğitimdeki çocuğumuzun ve 8 milyon üniversite öğrencisinin maaşlar dışında eğitim harcamaları. Kişi başına 400 $ dersek, 10,6 milyar $ civarındadır.
* Savunma harcamaları 10,6 milyar $ olmak üzere; kamu kurumları, KOBİ ve banka sübvansiyonları, Varlık Fonu zararları, cari harcamalar, ortalamalar dışındaki yüksek ve mükerrer maaşlar, israf ve saltanat harcamaları hepsine 15,6 milyar $ diyelim mi?
Yukarıda yaptığımız hesaplama doğal olarak belli kategorilerdeki ve yaklaşık merkezi hükümet bütçesi harcamalarından oluşmaktadır. Bunun dışında kamunun diğer harcama kalemlerinin bütçeye yükünü %5 olarak hesaplarsak, yaklaşık 12 milyar $ eklememiz gerekmektedir. 
Buna göre bütün bu harcamalar toplamı yaklaşık 259 MİLYAR 123 MİLYON $'a denk gelmektedir. 
Yukarıdaki hesaplamaları 21 yıldır ülkeyi yönetenlerin sığınacakları; "ne yapsınlar kamu imkanlar bu kadarmış" gerekçesine alt yapı olsun diye tabi ki yapmadım.
Sığınmacılar hariç 25 milyon 600 bin hanenin bulunduğu Türkiye'de açlık Sınırının 10.373 TL, Yoksulluk Sınırının 33.750 TL ve net asgari ücretin 11.402 olduğu bir ülkede, her seçim döneminde çeşitli ekonomik ve sosyal kesimleri uzattıkları havuçlarla kandıran ve oyalayan muktedirlere sonuç olarak bir kaç sözümüz olsun diye yukarıdaki hesaplamaları yaptım.
Netice itibariyle gelmek istediğimiz yer; 
* Benzer nüfusa sahip olduğumuz ALMANYA'da 46 milyon kişi istihdam edilirken, ülkemizde %32'si kayıt dışı olmak üzere ancak 31 milyon kişiyi yarı aç-yarı tok istihdam edebiliyorsanız, 
* 22 milyon kayıtlı çalışanın primleriyle 16,5 milyon emekliyi finanse etmeye çalışıyorsanız, 
* İSTİHDAM yaratamamak sebebiyle kamuda işe girmeyi cazip hale getirip, teşvik edip, son 20 yılda asgari kamuya 3,5 milyon insanı yerleştirmiş iseniz, 
* Buna karşılık nüfus artışına rağmen nominal olarak GSYH en fazla 3 kat artmış ise, Dünya ekonomisindeki payımızı ancak % 0,8 (binde sekiz) gibi komik oranlarda tutmayı becerebilmişseniz, yani 1,2 Trilyon $'dan 18,3 trilyon $'a çıkan ÇİN gibi, Hindistan gibi 8-15 katlık büyüme oranlarına ulaşamamış iseniz,
* 21 yılda toplam 3,6 trilyon $ ithalat, 1,3 trilyon $ dış ticaret açığı ve 685 milyar $ CARİ AÇIK vermiş ve 478 milyar $ dış borç yapmışsanız, 
ÖZETLE; OLUMSUZ VERİLERE YOL AÇMAK YERİNE, ÇOK UYGUN BİR KONJOKTÜRDE BÜTÜN İMKANLARA RAĞMEN EN AZ 2 TRİLYON $'LIK BİR EKONOMİ OLAMAMIŞSANIZ, mevcut imkanlarla ancak bu kadarını verebiliyoruz diye top dolaştırır, seçim ekonomisi cambazlıklarıyla kitleleri kandırmaya ve sadece kamu kaynaklarını elinde bulundurma ve dağıtma İMTİYAZINI KORUMAYA ÇALIŞIRSINIZ...
Düşünsenize 2 Trilyonluk $'lık bir ekonomi olabilseydik, buradan kamu harcamaları bütçesini 700 milyar $'a MERKEZİ HÜKÜMET BÜTÇESİNİ de asgari 530 milyar $'a çıkarmış olacaktık...
Selam ve sevgilerimle...
Rubil GÖKDEMİR
Demokratik Değişim Hareketi

Editör: Kerim Öztürk