Fonksiyonları, Misyonları, Sorunları ve Öneriler

Öğretmenler çaresiz Öğretmenler çaresiz

1. Fonksiyonları

Genel bir ifadeyle “giderleri devlet bütçesinden karşılanmayan eğitim-öğretim kurumları” özel okul olarak adlandırılmaktadır. Devletin (resmi) okulları dışında, anaokulundan üniversiteye kadar eğitim-öğretim veren bu okulların sahipleri, gerçek kişiler veya yardım kuruluşları olabilir. Toplumun eğitim ve öğretimi devletin sorumluluğunda olduğu için devlet, bu sorumluluğunu kendi açmış olduğu okullar ya da denetim ve gözetimi altında açılmasına izin verdiği özel okullar yoluyla yerine getirmektedir.

Devlet imkânlarının kısıtlı olması ve hızla değişen toplumsal ihtiyaçlar karşısında, 1985 yılından itibaren devletin eğitimde özel sektöre bakışı değişmeye başlamıştır. Değişen bakış açısına uygun olarak vatandaşların eğitim alanında özel teşebbüs gayretlerini artırmak ve rekabet alanı oluşturmak için yapılan düzenlemelerle özel eğitim kurumlarının gelişmesine ve önünün açılmasına izin verilmiştir. Orta sınıfın ekonomik bakımdan zenginleşerek özel eğitime yönelmesiyle özel okulculuğun hızı da artmaya başlamıştır.

Özel okulların ülkeye katkıları

Özel kurumların ülke eğitimine en önemli katkılarından birisi, nitelikli öğretmen yetiştirilmesine öncülük etmesidir. Çünkü özel kurumlarda çalışan öğretmenlerin çoğu, zaman içinde devlet okullarına geçiyor. Böylece devlet okulları hazır yetişmiş, stajı kalkmış, başarılı ve tecrübeli eğitimcileri kadrosuna katmış oluyor.

Özel okulların yaygınlaşması ve rekabetin artmasıyla 200 bine yakın özel okul öğretmeni, on binlerce kurs öğretmeni ve diğer çalışanlarla ülkedeki istihdama önemli katkı sağlanmaktadır. Böylece devlet kapısında bekleyen, sayıları yüz binleri bulan atanamamış öğretmen sayısı da azalmaktadır. Ayrıca özel kurumlar, kendi öğretmenini kendi seçerek eğitim kalitesini çok daha üst seviyelere çıkarabiliyorlar.

Özel okul oranının artmasıyla devlet, resmi okullarında okuttuğu öğrencinin yükünü özel sektöre devrederek onlar için harcaması gereken miktarı okul binalarına, demirbaş eşyaya ve diğer giderlere harcayacaktır. Özellikle okullarda çalışacak öğretmen, idareci, memur ve işçilere harcayacağı kamu kaynaklarının dezavantajlı bölgelere aktarılmasını sağlayarak hizmetlerin genişlemesini temin edebilir. Böylece resmi okullarda öğrenci başına düşen birim harcamaları yükselebilir.

Özel okullar, kendi imkânlarını kullanarak eğitime ek kaynak oluşturabilirler. Nitelikli binaları, teknolojik öğretim araç gereçleri, eğitim alanındaki alt yapı ve fiziki imkânları ile öğrencilerin daha iyi bir eğitim almalarını sağlayabilirler. Devlet  okullarına göre sınıflarda az sayıda öğrenci olduğundan psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini zamanında ve daha verimli yapabilirler.

Sayılarla özel okullar

Veriler her an değişkenlik göstermekle birlikte 2024 başları itibariyle Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne bağlı 11.950 civarında özel okul, bir milyon beş yüz bin civarında öğrenci, 150.000 de öğretmen bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle ülkemiz okullarında okuyan 18 milyon öğrencinin ancak %8’i (1.500.000) özel okullarda eğitim-öğretim görmektedir. Öğretmen olarak da ülkemizdeki yaklaşık 1.200.000 öğretmenin, 200.000’i (%17 civarı) özel okullarda görev yapmaktadır. Ayrıca genel eğitim içindeki 750 bin civarında dersliğin yaklaşık 140 bini (%20’si) özel eğitim kurumlarına aittir.

Türkiye’de özel okullarda eğitim gören öğrencilerin oranı %8 iken, Avrupa ülkelerinde bu oran %30-%80 arasında, Amerika’da ise %70-80 civarında seyretmektedir. Hatta bazı doğu bloku ülkelerinde bile özel okul oranının Türkiye’den yüksek olduğu belirtilmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığının son açıklanan 1 trilyon 619 milyarlık bütçesine göre, resmi kurumlarda öğrenci başına devletin harcadığı reel yıllık masrafın 50.000 TL’yi geçtiği, bazı kurumlarda 100.000 TL’yi bulduğu bilinmektedir. Devletimizin eğitim alanında yaptığı harcamalar küçümsenemez. Ancak hızlı nüfus artışı ve ülkemizin ekonomik gücüyle birlikte devletimizin eğitime ayırdığı bütçe oranı dikkate alındığında, özel sektörün eğitim alanına yatırım yapması ve bunun teşvik edilmesinin gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Gelişmiş bazı ülkelerde özel öğretim kurumlarına bazı teşvikler de veriliyor. Bu kurumlarda görev yapan öğretmenlerin maaşı tamamen devlet ya da belediyeler tarafından karşılanıyor. Okullar ise sadece cari giderleri olan elektrik, su ve diğer giderleri karşılıyor. Atılacak müspet adımlarla bu kurumlara verilen desteğin aslında ülkenin eğitimine ve öğrencilerine verildiği asla unutulmamalıdır. Özel okullar bir alternatif değil, devletin sırtından yük alan kurumlar olarak görülmeli; bu kurumlara üvey evlat gözüyle bakılmamalıdır.

İcra ettiğim görevler hasebiyle Türkiye’deki özel kurumların çalışmalarını, sorunlarını yakından takip etme imkânı buldum. Yıllar önce Erzurum’da özel okul açtım, ortak olarak kurum sahipleri adına yöneticilik yaptım. Daha sonra İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nde özel okullardan sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yaptım. İl Millî Eğitim Müdürlüğü yaparken özel okulların sorunları ile yakından ilgilenerek sayılarının ve niteliklerinin artması için girişimlerde bulunup raporlar hazırladım.

Ama hangi özel okullar?  

Bugünkü anlamda para ilişkileri üzerine kurulmuş, hiçbir idealist eğitim vermeyen, sadece puan, skor tabelasına bakarak kendi kültürüyle barışık nesiller yetiştirmeyip şımarık, ucube, israfçı, nimetlerin kadrini kıymetini bilmeyen bir nesil yetiştiren özel okul anlayışını da doğru bulmuyorum. Mevcut eğitim sitemi maalesef (resmi ya da özel) İyi okullarda okuyup iyi yerlere gelen gençlere vatana-millete hizmet etme ülküsünü aşılayamıyor, çocuklara vatan sevgisi vermeyi başaramıyor. Ayrıca yakın geçmişte yaşanan Fetö tahribatının en çok görüldüğü alanlardan birinin de özel okullar olduğu unutulmamalıdır.

İleride bu konuyla ilgili makalelerimde, özel okulların misyonlarını, sorunlarını ve önerilerimi yazmaya çalışacağım.

Mustafa ALTINSOY- 23 Nisan 2024

Editör: Kerim Öztürk