Kazakistan'daki gelişmeler, Türk Devletleri Teşkilatı'nın geleceğini de belirleyecek. "Diktatör" vasfını bir tarafa bırakalım, Nursultan Nazarbayev, Türk Birliği'ni en çok önemseyen bir devlet başkanıydı.

(Hatırlatırım: Türk devletlerinde "sağlıklı" seçimlerden bahsedilemez. Gelen oturup kalıyor. "Sağlıksızlık" listesine Türkiye de eklenir mi, dersiniz? "Tek adam" sistemine geçtik. Muhalif siyasîlerin "ucube" diye adlandırdığı bir sistem. Vaktinde veya erken olsun, önümüzdeki seçimler bizdeki demokrasinin kaç kırat olduğunu gösterecek!)

Kazakistan'da seçimlerin nasıl "sağlıklı(!)" yapıldığına şahit oldum. Bu ülkede ders verdiğim üniversitenin rektörü, seçim vaktinde, ayrı bir büro tutmuş, iktidar partisinin bölgenin seçim işlerini yürüten başkanı olmuştu. Önce ihtimal vermemiş, "Neden buradasınız?" diye sormuş, o da çok tabiî "Seçimle ilgili." demişti!  

Kazakistan halkının yüzde 18'i Rus. kimileri yüzde 22 oranını verir. Bu yüzden olacak, hemen bütün Türk devletleri Latin alfabesine geçtiği hâlde, Kazakistan alfabe değiştirmeyi ağırdan aldı. Sonunda Latin alfabesine geçmeye karar verdi.

Dün yazımda, bir Kazak arkadaştan dinlediklerimden hareketle tahminleri ve yorumları yazmıştım.

Bugün Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in konuşma yapacağına dair bilgiler geldi. Herhâlde ülkedeki son durum ve geleceğe dair yol haritasını anlatacaktır.

Şu gerçek ki, aç insanın neler yapacağının, bu aç insanların sırtından birilerinin nasıl parsa toplamak isteyeceğinin bilinmesi lâzım.

Türkiye de bir cendereden geçiyor. Sokak korkusunun Saray Cenahı'nı sarmadığını kimse söyleyemez. Muhalefet, sokağa çıkılsın gösteriler yapılsın, demediği hâlde Reis Bey durup dururken "Sokağa çıkarsanız gününüzü görürsünüz!" demeye gelen çok ağır sözler etti.

Türkiye'nin iş birliği yaptığı devletler de neler olup bittiğini görmeli ve kendi içinde de nasıl bir yol izlenirse insanların kazanılabileceğini hesap etmelidir.

Kazakistan meselesine dönelim... Orası da Türk yurdu olma itibarıyla bizim ülkemiz.

Batı, Şark Meselesi'ni yine masaya yatırır, bizi Anadolu'dan kovmak için bütün gücünü ortaya koyarsa, Haçlı Seferleri'ni hatırlayın, ata yurdumuz Orta Asya'da uçsuz bucaksız Kazakistan bizi bekliyor, mealinde sözler etmiştim.

Ruslar Türk Birliği'ni hiçbir surette istemez.

Kazakistan'daki hâdiselerde dahli var mı? Belki. Önce karıştırıyor, sonra kendisine muhtaç ettiriyor da deniliyor.

Ruslarda Türkolog çok. Meselâ Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, bunlardan biri. Türkiye'de de uzun yıllar bulunmuştur.

Kırım'la ilgili: "Kırım'ı Osmanlı İmparatorluğu zamanından beri Türk olarak gören, Türk toprağı olarak kabul eden aşırı milliyetçi çok sayıda Türk tanıdığım var. Ama Allah'a şükür, bu milliyetçiler iktidarda değiller ve Allah'a şükür Sayın Cumhurbaşkanı onların bakış açısını paylaşmıyor." demişti.

Putin de Türkiye'yi bilir. İlk gençlik yıllarında bulunmuş. Türklerde güçlü bir Türklük damarının olduğunun da farkındadır. Yine Kremlin sözcüsü de Türk milliyetçiliğinin nerelere uzandığını kendisine hatırlatıyordur.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un da benzer ifadeleri olduğu belirtiliyor. Diyesiymiş ki: "Kazakistan'ın Latin alfabesine geçmesi ve milliyetçiliğini sistematik olarak desteklemesi sonucu ortaya çıkan bu vakalar, dar görüşlü milliyetçiliği geliştirmeyi ve Rusya'yla iş birliğini itibarsızlaştırmayı amaçlayan dış desteğin sonucu."

Sözün kimlere geldiği çok açık. Rusya için en büyük tehlike Türk milliyetçiliğidir.

Arslan TEKİN