Osmanlı devletine karşı isyan ederek kendi ordusuna karşı düşman saflarında savaşan Ermenilerin neden olduğu zorunlu göç kararının alınmasında Van’da çıkarılan Ermeni isyanları çok önemli rol oynamıştır. 

Van’daki ilk isyanı 1896’da çıkaran Ermeniler, I. Dünya Harbi öncesinde tekrar isyan başlatmışlar ve Van’ın Akdamar adasındaki kiliseyi komite merkezi, silah ve mühimmat deposu ve esir aldıkları Müslüman halka işkence ve tecavüz merkezi olarak kullanmışlardır.

Bölgedeki İngiliz, Rus ve Fransız konsolosları ile misyonerlerden ve ABD’ye bağlı ABCFM misyonerlerinden destek alan Ermeniler savaş başlamadan önce Van’ı işgal için hazırlığa başlamışlardı. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Muş, Van ve Bitlis bölgelerinde Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmak üzere gönüllü Ermeniler toplanmaya başlamış ve Osmanlı Devleti’nin seferberlik çağrısına gelen olmamıştır. Askerlik yapan Ermeniler ise silahlarıyla birlikte firara ederek Rusya’ya geçmiş ve Rus ordusu Doğu Anadolu’ya taarruz ettiğinde Rusların öncü kuvvetleri olarak Osmanlı Ermenileri Rus ordusunun en önünde yer almıştır. Osmanlı Devleti’nin Erzurum Milletvekili Karekin Pastırmacıyan Rusya’ya geçen isyancı Osmanlı Ermenilerinin liderliğini yaparak Van ve civarında on binlerce Müslümanı katletmiştir. 

Türkler Ve Latin Alfabesi... Türkler Ve Latin Alfabesi...

Rus ordusunun hududu geçmesini müteakip Van’da konuşlu bulunan 33. Tümenin işgalci Rus ordusuyla savaşmak üzere Van’dan ayrılmasını fırsat bilen Ermeni çeteleri Van’da 40.000 kişilik bir silahlı güç oluşturarak Van ve çevresindeki Türk ve Müslüman ahaliyi katletmeye başlamıştır. Van’ın Müslüman halkı Van kalesine sığınmak zorunda kalmış,15 Nisan’da Van’da başlatılan Ermeni isyanında önce şehirde kalan Jandarma Müfrezesi katledilmiş ve sonra sıra sivil halka gelmiştir.  

Van şehrinde Ermeniler tarafından başlatılan ve 20 Nisan 1915 tarihinde yoğunluk kazanan ayaklanma ve katliam Müslüman halkın panik halinde şehri terk etmesine yol açmış ve kaçanların önemli bir bölümü yollarda Ermeni saldırıları, açlık ve hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir. 

Ermenilerin Van şehir merkezinde başlattıkları büyük ayaklanma ve müteakiben Rus ordusunun Van’ı işgal etmesinden sonra giriştikleri katliamdan kurtulabilmek için 80.000 Müslüman’ın panik halinde şehri terk ederek Bitlis istikametinde kaçmaya başlaması Ermeni isyanlarının yerel önlemlerle önlenemeyeceği gerçeğini ortaya çıkarmış ve zorunlu göç kararının alınmasının en önemli nedenini teşkil etmiştir .

Ermeniler tarafından Van’daki tüm camiler ve Müslüman mahalleleri yakılmış ve yıkılmıştır. İsyancı Ermeniler Van hastanesinde tedavi gören 80 kadar hasta eri de diri diri yakmışlardır . Van’ın Akdamar adasındaki Ermeni kilisesine tecavüz edilmek üzere teknelerle götürülen Müslüman kadınlar ise iffetlerini teslim etmemek için teknelerden suya atlayarak ölmeyi tercih etmişlerdir. Rus ordusunun 18 Mayıs’ta Van’ı ele geçirmesine kadar devam eden bir aylık süre içinde çete reisi Aram idaresindeki Ermeniler 22.900 Türk’ü katletmiştir .

Harpten önce 3400 Müslüman evinin mevcut olduğu Van vilayetinde harpten sonra Ermenilerin yıkmadığı ve ateşe vermediği ev sayısı sadece üçtür . Bitlis’te ise Müslümanlara ait 6500 evin tamamı Ermeniler tarafından yakılıp, yıkılmıştır .

Prof. Dr. Justin McCarthy’nin tespitlerine göre Van bölgesinde katledilen Türklerin sayısı 194.167 kişidir . Osmanlı arşiv belgelerinde ise, katil ve maktullerin kimlik bilgileri ile tespit edilen Van vilayeti ve ilçelerinde Ermeniler tarafından katledilen Müslümanların sayısı her bir olayın cereyan şekli, yeri ve zamanı detaylı olarak verilmek kaydıyla 217.132 kişidir . 

Günümüze gelecek olursak PKK terörüne en yoğun olarak destek veren illerin başında Diyarbakır ve Van illeri gelmekte ve Türkiye topraklarında Kürdistan kurmak isteyen ayrılıkçı unsurlarla Ermeniler arasındaki iş birliği giderek güçlenmektedir.  Bu kapsamda BDP ve HDP ile Ermenistan Taşnak Partisi arasında birçok toplantı yapılmış ve bu toplantılar sonucunda; “Batı Ermenistan ile Kürdistan toprakları konusunda Ermeni–Kürt iş birliği imkânlarının araştırılmasının yanı sıra iki millet arasında diğer iş birliği konularının ele alındığına” ilişkin ortak açıklamalar   yapılmıştır. 
Türkiye’de 31 Mart 2024 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimlerinden sonra DEM Parti araftarlarının il ve ilçelerde başlattıkları terör eylemleri Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin görünüşte “Kürdistan”, gerçekte ise “Batı Ermenistan” adı altında Türkiye’den ayrılması için zemin hazırlandığı intibası vermektedir. 

Terör suçundan hüküm giyen ve “PKK sizi tükürüğüyle boğar” diyen bir şahsın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kararına ve Anayasa’nın 76. Maddesine aykırı olarak Van Belediye Başkanlığı koltuğuna oturtulması söz konusu hazırlığın ayak sesleridir. Bu gelişmeler Ermeni sorununun ayrılıkçı Kürt sorunu ile birlikte Türkiye açısından bir beka sorunu haline geleceğini göstermektedir.  

Van’dan Ermeni zulmünden kurtulabilmek için vatan topraklarını geride bırakarak batıya göç eden bir ailenin torunu olarak Van vilayetinde başka ülke vatandaşı olan Ermenilerin gerçek kimliklerini saklayarak büyük topraklar satın aldıklarını uzun yıllardır takip ediyorum. Van’da yaşanan gelişmeler tıpkı Birinci Dünya Savaşı öncesinde Ermeniler tarafından Türklere karşı girişilen katliamın başlatıldığı yer olarak kullanılan Van’ın günümüzde de Türkiye’nin bölünmesinin başlangıç noktası olarak kullanılmaya çalışıldığını göstermektedir. Bir Vanlı olarak bundan büyük üzüntü duyuyorum. Bu kapsamda devletin istihbarat birimlerinin Kripto Ermenilerin Van’daki toprak alımlarını ve mahalli idarelerin yönetimlerine getirilen kişilerin terör örgütleriyle irtibatlarını titiz şekilde takip etmeleri ve devlet adamlarının bu tür eylemlere karşı taviz vermeden gerekli müdahalelerde bulunmaları önem taşımaktadır. 

Sürgünde kurulan ve Türkiye’nin 19 vilayetini Ermenistan toprağı olarak gösteren “Batı Ermenistan Devleti”nden ve Türkiye’yi bölmeyi planlayan emperyalist devletlerden alacakları talimatla; kendilerini Türk ve Kürt kimliklerinin arkasına sığınarak gizleyen Kripto Ermenilerinin Van merkezli olarak başlatabilecekleri bir Ermeni kalkışmasına karşı dikkatli olmaları konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim kadrolarını ve Birinci Dünya Harbinde 217.132 şehit veren Van’ın vatansever halkını uyarmayı bir vatandaşlık görevi olarak görüyorum.

FEYM Gr. Başkanı E. Kur. Alb. Doç. Dr. Ömer Lütfi Taşcıoğlu - 21 Nisan 2024 

Editör: Kerim Öztürk