Çin'in İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, Doğu Türkistan'daki toplama kamplarında zorla tutulan yaklaşık 3 milyon Uygur Türk’ü hakkında "Onların beyinleri hastalıklı. Biz de kurduğumuz okullarda gönüllü olarak tedavi ediyoruz" şeklinde şuursuz bir yorum yapması ve bunun her yerde haber olmasından sonra “Doğu Türkistan'a hastalıklı Çin bakış açısı” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Çin’in Türkiye temsilcisi durumundaki Doğu Perinçek’in yayın organı Aydınlık, o başyazıma “Yıldıray Çiçek'in bilmesi gereken olgular” başlıklı bir yazıyla cevap verdi. Çin'in İstanbul Başkonsolosu Cui Wei cevap vermeye kalksaydı inanın bu derece Çin’i savunamazdı. Yazıda Doğu Perinçek ve kadrosunun tek kelime adı geçmediği halde mesele Çin olunca anında olayın ihalesini aldılar.

Çin'in İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, Doğu Perinçek’in kadrosunun avukatlığını görünce, o da şu fıkradaki gibi “Nasıl savunma yaptılar acaba” diye çok merak etmiştir.

Adam seri katil. Son işinde kurbanının üzerinde, elinde suç aleti ile yakalanır. Polis katili yakalayıp hakimin karşısına diker. Hakim sorar:

-Söyle bakalım, neden işledin bu cinayetleri?

-Avukatımı istiyorum.

-Son cinayetinde kurbanının üzerinde yakalanmışsın. Görüntüler var.

-Avukatımı istiyorum.

-Elinde de suç aleti kanlı bıçak, üzerinde parmak izlerin.

-Avukatımı istiyorum.

-Oğlum ne avukatı? Her şey apaçık ortada. Kurbanının üzerinde, elinde kanlı suç aleti yakalanmışsın. Avukatın gelse ne diyecek?

Katil başını öne eğerek cevaplar, “Ben de onu merak ediyorum sayın hakim.”

***

Sicilinde milyonlarca insanı öldürme olan Çin’i öyle savunuyorlar ki, sanırsınız Çin karıncayı bile incitmez. Oysa karınca incitmeyi bırak bunların yeryüzünde yemedikleri hayvan kalmamıştır. Doğu Perinçek’in kadrosu sihirbazlık yaparak Doğu Türkistan’ı işgal ettiği günden bu yana Çinleştirmeye çalışan Çin’i adeta sevgi pıtırcığı gibi anlatmaya çalışıyor. Hatta bunu yaparken kraldan daha çok kralcılık misali, Çin’den daha çok Çinlicilik yapmaktadır.

Çin’in Doğu Türkistan üzerinde işgal ettiği günden bu yana
zorla kürtaj, zorunlu kısırlaştırma, zorunlu doğum kontrolü, tecavüz işkence, beyin yıkama, zorla evlendirme, cinayet Aydınlık’a göre sözde hümanist Çin’in asimilasyon politikası olmuştur. Çin’in bu politikasını yansıtan binlerce tarihi belgeler, uluslararası resmi raporlar, fotoğraflar, videolar ortada iken Aydınlık hala Türkiye’de Polyannacılık oynamaktadır.

Çin’in Doğu Türkistan üzerindeki zulümleri, işkenceleri, insanlık dışı davranışları dünyanın gözü önünde yaşanırken, bu konuda kör davranan sadece Çin’in sesi Aydınlık olmaktadır.

Aydınlık’ın Çin’e hizmet şeklide ne zaman Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza yüreğimizi uzatsak anında “Amerikancı, CIA’cı” damgası vurmak olmuştur. O yüzden ABD emperyalizmine en ağır yazıları yazan, “Ortadoğu AmeriKAN kokuyor” isimli kitabın sahibi olan bana da Yıldıray Çiçek CIA propagandasını dillendirdiğinin farkında bile değil.” diyebilmişlerdir.

Ümit Özdağ’ın maskesi defalarca düşürmüş ve onun hakkında bir kitap boyu yazılar yazmış bana aynı zamanda “Sayın Çiçek’e soruyoruz: Ümit Özdağ ile birlikte aynı koronun elemanı mı olacaksınız yoksa Türkiye'nin bağımsızlığının ve bütünlüğünü korumak için bu propagandanın karşısında mı olacaksınız?” yorumunda bulunmuşlar. ABD, Çin ile olan mücadelesinden dolayı Doğu Türkistan’daki zulümleri, işkenceleri, asimilasyonu istismar ediyorsa, bu Doğu Türkistan’da bunların olmadığı sonucu mu çıkıyor?

Orhan Türkdoğan hocaya sonsuz rahmetle-6 Orhan Türkdoğan hocaya sonsuz rahmetle-6

Aydınlık şahsımla ilgili yazdığı yazıda “10 Şubat 2019’da attığı “Çin dalkavukluğu yapan Doğu Perinçek, Uygur Türkü ozanımız Abdurehim Heyit şehit olmadı, yaşıyor da biz mi hayal kuruyoruz? Çin onu şehit etmedi de biz mi iftira atıyoruz?” tiviti hâlâ duruyor. Tam bu tivitten iki gün sonra Aydınlık gazetesi Urumçi’deki evinde 'Öldürüldü' denilen ünlü Uygur ozan Abdurrehim Heyit ile görüşmüştü. Çiçek kendi sorduğu soruyu, kendi yanıtlasın…” diye cümle kurmuş…

Öncelikle bizim ünlü Uygur ozanı Abdurrehim Heyit ile ilgili yaptığımız yorumun kaynağı Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının “Böyle bir ortamda, bir bestesi yüzünden 8 yıl hapse mahkum edilen değerli halk ozanı Abdurrehim Heyit’in hapishanedeki ikinci yılında vefat ettiği haberini derin teessürle öğrendik. Bu elim hadise, Türk kamuoyunun Sincan bölgesindeki ağır insan hakları ihlalleri konusundaki tepkisini daha da kuvvetlendirmiştir. Bu haklı tepkinin Çin makamlarınca dikkate alınmasını bekliyoruz.

Abdurrehim Heyit’i ve Türk ve Müslüman kimliğine sahip çıkmak uğruna hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmetle anıyoruz.” şeklindeki resmi açıklaması olmuştur.

Doğu Türkistan’daki zulümler herkese o kadar normal geliyor ki, demek ki, kimse olanlara olacaklara şaşırmıyor.

Doğu Perinçek’in kadrosunun çelişkisi zaten kendisini ele veriyor. Doğu Türkistan’da her şey güllük gülistanlık ise Abdurrehim Heyit niçin sırf iki şarkısı yüzünden 8 yıl hapsi niye istendi? “Eğitim veriliyor” denilen toplama kamplarında niçin tutuldu? Çin’in ölmediğini ispat için yayınladığı videoda bile Halk Ozanı Abdurrehim Heyit "Şu an Çin yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla hakkımda yürütülen bir inceleme var. Bu devam ediyor.” açıklamasını yapmıştı.

Ey Aydınlık, ey Doğu Perinçek kadrosu!

Siz de bal gibi biliyorsunuz ki, Çin, Doğu Türkistan’da “Eğitim veriyoruz” dediği toplama kamplarında Uygur Türklerinin soyunu, kültürünü, dinini ve birbiriyle olan kan bağını, aile birliğini yok etmek istiyor. Youtube kanallarında bu toplama kamplarında çekilmiş Çin’in gerçek yüzünü gösteren yüzlerce video var. Sizin “Eğitim veriliyor” dediğiniz, bildiğiniz “Beyin yıkayan ve Çinlileştirme düşüncesi yerleştirilen” bir asimilasyon sistemidir. Çinlileştirme sistemine uyum sağlayanlar, hayatına devam ediyor. Bu sistem için terbiye edemedikleri ya ölüyor ya da yaşayan ölü haline getiriliyor. Çin’in Doğu Türkistan üzerindeki zulmü bugünün meselesi değildir. Yüzyıllardır süregelen bir durumdur. Bizim derdimiz Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızın haklarının korunması ve onların milli, kültürel, inanç değerlerine dokunulmamasıdır.

Çin aşkından dolayı sizin anlamadığınız budur. Zaten bu aşktan dolayı emperyalist Çin, Doğu Türkistan’ı atom bombasıyla ortadan kaldırsa bile zerre üzüntü duymazsınız.

Saplantılı Çin aşkı sizin gözünüzü kör, kulağınızı sağır etmiştir. Doğu Türkistan’a sahip çıkıyoruz diye bizi de bu halinizle yaftalamaya çalışmayın. “Beyinleri hastalıklı Doğu Türkistanlıları tedavi ediyoruz” diyen Çin'in eski İstanbul Başkonsolosu Cui Wei’yi hem savunuyor hem de bu rezil ifadeye tepki gösteren bizi eleştiriyorsunuz. Bu avukatlığın bedeli nedir Aydınlık?

YILDIRAY ÇİÇEK, Türkgün,16.02.2024,

Editör: Kerim Öztürk