Yıllar sonra diplomatik ilişkileri yeniden başlatan İran ve Suudi Arabistan, ilk kez Nisan ayında Çin'de görüştü. Bu görüşme sonrası iki ülkenin savunma bakanları Moskova'da bir araya geldi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahian, mevkidaşı Faisal bin Farhan Al-Saud ile görüştü.

Milliyet gazetesinin haberine göre bir Suudi yetkili, Pekin’deki görüşmeden önce, ABD'nin Orta Doğu politikalarına gönderme yaparak “ABD'nin bu bölgeye müdahil olma dönemi sona erdi. Bölge ülkeleri Washington'un müdahalesi olmadan Orta Doğu'da güvenlik ve istikrarı koruma kapasitesine sahiptir” demişti.

***

Afrika’daki durumu ise eski Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl, Sputnik’e özetledi.

Kneissl, Fransızları Mali'den, Burkina-Faso'dan kovdular. Şimdi de Nijer, ülkedeki Fransız askerî üslerini kapatmak istiyor. Bunun Fransa için 'Fransız Afrika' politikasının resmen sona ermesi olduğunu düşünüyorum” dedi.

Afrika ülkelerinin bugün Rusya, Türkiye, Çin ve Hindistan gibi ülkeleri kendilerine ortak olarak seçebileceklerini söyleyen Kneissl, kıtada daha fazla fırsat ve aktörün ortaya çıkacağını kaydetti.

***

Orta Doğu ve Afrika’da bu gelişmeler yaşanırken, G-20 ülkelerinin liderleri, Eylül ayında “Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek” odaklı zirvede buluşacak.

G-20 ülkelerinden Rusya, Çin ve Hindistan, kendi dış politikalarını uygulamaya çalışıyor. ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Batı dünyasında ise tek dünyacıların dediği oluyor. Arada kalan Türkiye, Almanya, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika ve Suudi Arabistan ise güçler arasında denge politikaları uygulamaya çalışıyor...

ABD, Ukrayna’dan Rusya’yı, Tayvan’dan Çin’i kuşatmaya çalışıyor. Ukrayna, vekâlet savaşı sürdürüyor.

ABD ve Rusya, Sovyet dönemi de dâhil olmak üzere bugüne kadar hiç doğrudan savaşa girmedi. Suriye’de Rusya ile Türkiye karşı karşıya geldiği dönemde, karşılıklı birer savaş uçağı düşürdüler ama aynı hava sahasında Amerikan ve Rus uçakları, neredeyse kuyrukları birbirine değecek şekilde kardeş kardeş uçuyor...

G-20 zirvesinde, bakalım bu çelişkili durumu sorgulayan bir ülke olacak mı?

Asimilasyona yatkın olan Türk'ler için bunların bir önemi var mı? Asimilasyona yatkın olan Türk'ler için bunların bir önemi var mı?

***

Konuyla ilgili bir önceki yazım hakkında Dörtyol’dan Kazım Yalçın bir yorum yaptı:

“Sayın Bulut,

Dünyayı küresel sermayenin ve küresel şirketlerin aracılığıyla bir merkezden veya bölgesel ve kıtasal iktidarları tarafından yönetmeye çalışanların kodlanmış ideolojisi olan ‘tek dünya, tek aile, tek gelecek’ politikasının karşısına, yine sizin de ifade ettiğiniz gibi küresel bir organizasyonla çıkmak gerekir.

‘Tek dünya’ ifadesiyle bütün insanlığın bir güç merkezi tarafından yönetilmesini, ‘tek aile’ ifadesiyle bütün ulusları oluşturan maddi ve manevi değerlerin aynılaşmasını, diğer bir ifadeyle tek dünya kültürü oluşmasını, ‘tek gelecek’ derken de çokuluslu güçlerin tayin ettiği geleceğin dışında bir gelecek tasavvurunun olmadığı bir dünya kastediyorlar diye algılıyorum.

Bu sürece, ‘Dünya Antiemperyalizm Birliği’ gibi bir uluslararası organizasyonla karşı çıkılabilir. Tabii bunun ön koşulu, devletleri yöneten kişilerin G-20'lerin taşeronları olmamasıdır.”

***

Küresel güç merkezleri, kendi yörüngelerindeki ülkeler için devlet başkanı, başbakan, bakan, general, rektör yetiştiriyor. Öyle ki Amerikalı Senatör William Fulbright, 1945’te Fulbright Değişim Programını kurmak için gerekli yasal düzenlemeyi başlatırken bir Amerikalı uzman, “Hedefimiz, 1975 yılına kadar Türkiye’nin yönetiminde Amerikan eğitimi almamış tek bir kişi bırakmamaktır” demişti.

ABD’nin yakın tarihteki Ankara Büyükelçisi David Satterfield, 1949 yılında kurulan Fulbright Komisyonu'nun 70. yılı dolayısıyla 2021’de yaptığı konuşmada “Fulbright Türkiye Komisyonu'nu geride kalan 70 yıl içinde 5000’den fazla bursiyere burs sağlama konusunda gösterdiği çabalardan dolayı kutluyor ve Komisyon’a şükranlarımı sunuyorum.” demişti.

5000 kişi sadece Türkiye için yetiştirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, alenen “Yetiştirdiğimiz devlet ve hükûmet başkanları” diye 185 kişilik bir liste yayınladı. Yani, adamlar, dünyayı yönetecek kadroları, 1945’ten itibaren yetiştiriyor...

Yine de dünyaya hâkim olamıyorlar... İşte Suudi-Arabistan diyaloğu... İşte Mali, Burkina-Faso ve Nijer’in Fransa’yı kovması...

Arslan BULUT - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk