Bu sene seçimlerde, Cumhur İttifakı kritik eşiktedir. AKP kaybederse birden çöker. Çünkü oy verenlerin bir kısmı bütçeden para alıyor. Kamu imkanlarından yararlanıyor. MHP de kalmaz, zira MHP de devlet imkanlarını ve bürokrasiyi paylaşıyor.

Almanya’da Hans, Türkiye’de Niyazi’nin emeklilik mukayesesi! Almanya’da Hans, Türkiye’de Niyazi’nin emeklilik mukayesesi!

Bu nedenle hükümet seçim paniği yaşıyor. Kim ne isterse veriyor. Bu da ekonomiyi çıkmaza sokuyor.

Kamu bankalarından ucuz kredi, bütçeden para dağıtma, vergi afları karşılıksız talep artışı yaratacaktır.

Talep artışını karşılayacak üretim artışı olmayacak. Çünkü;

*Dünya Bankası, 2023 Dünya gelişmekte olan ülkeler ortalama büyüme tahminini yüzde 3,5 olarak, Türkiye'yi yüzde 2,7 olarak açıkladı.

*2022 Kasım ayı sanayi üretim endeksi, önceki yıla göre yüzde 1,3 oranında geriledi.

*2022 Ekim ayı ciro endeksi yüzde 4 iken Kasım ayı ciro endeksi yüzde 1,6'ya geriledi.

*2022 üçüncü çeyrekte Gayri Safi Sabit Yatırımlar yüzde 1,3 oranında daraldı.

Vatandaşlık karşılığı gayrimenkul alımı dışında doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelmiyor. 2022 Ocak- Kasım arasında giren doğrudan yabancı yatırım sermayesi yalnızca 1,4 milyar dolar oldu. Bu Türkiye de bulunan yabancı yatırımların sermaye artışına yetmez. Türkiye de önceden yatırım yapmış yabancı yatırım sermayesi de satıp çıkıyor.

Bu durumda popülizm ile körüklenen talep artışı;

*Doğrudan enflasyonu artıracak.

*İşletmelerin ithal girdi talebini ve tüketicinin ithal tüketim malı talebini artıracak.

Enflasyonun yanında döviz ihtiyacı da artacaktır.

Öte yandan, cari açığın finansmanı ve kısa vadeli dış borçların çevrilmesi içinde döviz talebi artacaktır. 2022 de cari açığın yüzde 53'ü net hata ve noksan (Kaynağı belirsiz döviz girişi) ile kapatıldı. Bu kadar net hata ve noksan bildiğimiz muhasebe işlemlerinden kaynaklanmaz. Siyasi tartışmalarda hükümet cari açığı kapatmak için uyuşturucu ticaretine göz yumuyor şeklinde iddialar var. Bu durum yabancı sermayeyi ürkütüyor.

Ayrıca; 2022 Ocak Kasım arasında 11 ayda portföy yatırımlarında 14,2 milyar dolar çıkış oldu. Son bir ayda yabancılar borsada 925 milyon dolarlık hisse satıp çıktı. Yabancı sermaye çıkışı da dövize talebi artırdı.

Borsadan çıkan para da şimdi kısmen dövize yöneldi.

Bu durumda kur artışı kaçınılmaz olacaktır. 

Kur artışı enflasyon yanında dış borçlarda temerrüt riskini de artırıyor.

2023 yılı içinde bankaların ödemesi gereken 53 milyar dolar, özel sektörün ödemesi gereken 62,2 milyar dolar dış borçları var. Kur artışı ile özel sektör ithal girdi temininde zora girerse, bankalar da zora girer.

Hükümet bu sorunları görmüyor veya görmek istemiyor. Çünkü hükümette her kanat bir çukura oturmuş, kalkmak istemiyor.

Söz gelimi Türkiye 2022'de Çin'e karşı 38,5 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Çok sık yazıyorum, Çin'den yatırım malı ve teknoloji ithal etmiyoruz. Hükümet isterse bu açığı kota ve vergi koyarak 35 milyar dolar azaltabilir. O zaman açık sorunumuz kalmaz. Ama o çukura kim oturmuşsa kalkmıyor.

Netice olarak; hükümetin seçim paniği ekonomiyi çıkmaza sokuyor.

Editör: Kerim Öztürk