Bence asıl önemli olan, farklı fikirlerin susturulması değil; özgürce konuşabilmesidir.
Yolun başında dedik ama bir türlü yola çıkamadık.
Benim en sevmediğim özelliklerimden biri budur: birçok şeyi yapmak isterim ama hep ertelerim.
Bu yüzden bu yazı da gelmesi gerekenden çok daha geç geldi. Herkesten özür dileyerek parça parça birkaç şey söylemek istiyorum.
Oradan Oraya
Köşe yazarlarında bunun birçok örneğini görürüz; gündemden farklı konulara geçerler. Ben de yazarken zaman zaman bu yöntemi kullanacağım.
Parça parça farklı konularda görüşlerimi yazacağım. Bir nevi içimi döktüğüm bir alan olacak burası.
Umarım ileride hem yerel hem ulusal haberlere de değineceğim.
Ben fikri takibi ve derinlemesine araştırmayı severim. Hepsi zamanla olacak.
Ümraniye Özelinde
Ümraniye, 25 yıldır yaşadığım yer. Artık bu ilçeye daha fazla fayda sağlamak istiyorum.
Tek sebep bu olmasa da aktif siyasete girmemin nedenlerinden biri de bu. Bu süreci başka bir yazıda ayrıntılı anlatırım.
Şimdilik şunu söyleyebilirim: Zafer Partisi Ümraniye Teşkilat Başkanı olarak görevlendirildim.
Buradan da duyurmuş olayım — benim gibi artık yerinde duramayan Ümraniye’deki şu “Çılgın Türkleri” aramıza bekleriz.
İnanın, çok büyük işler yapmak için yola çıktık.
Fatih Altaylı Ara Verdi
Sayın Fatih Altaylı, Eylül ayındaki duruşmasının ardından yayınlarına ara verdi.
Bahar Feyzan’ın yaptığı ziyarette anlattıklarına göre, artık çok fazla gündeme girmeyeceğini söylüyor.
Kendisini 10 yıldan fazladır takip ediyorum. Bazı dönemlerde her gün yazılarını okurdum; YouTube’a geçtiğinde de olabildiğince videolarını izledim.
Bu kararını duyunca gerçekten üzüldüm. Umarım bu kararından vazgeçer.
Gerçi yaşını ve sağlık durumunu düşününce, kendini korumak istemesi anlaşılabilir. Herkes sonuna kadar idealist kalmak zorunda değil.
Sonuçta, sınanmadığımız şeylerin kahramanı olmak zordur.
Bence asıl önemli olan, farklı fikirlerin susturulması değil; özgürce konuşabilmesidir.
Aynı fikirde olmasak bile böyle insanları dinlemek güzeldir. Hep aynı fikirleri duymak insanı geliştirmez.
Zaten fikir özgürlüğünün anlamı da budur — özellikle söz konusu basın özgürlüğü olduğunda.
Basın Özgürlüğü Üzerine
AİHM’e göre, basına yönelik hapis cezası gibi ağır yaptırımlar ancak nefret söylemi veya şiddete tahrik gibi istisnai durumlarda verilebilir.
Basının demokrasi açısından taşıdığı önem dikkate alınarak, yapılan haberlerin bir dereceye kadar abartıya kaçabileceği, hatta kışkırtıcı olabileceği bile kabul edilmiştir.
Bu alıntıyı Anayasa Mahkemesi’nin “İfade Özgürlüğü” başlıklı yazısından aldım.
Okumanızı tavsiye ederim:
🔗https://www.anayasa.gov.tr/media/3545/02_ifade_ozgurlugu.pdf
Yazmaya Başladığım E-Kitaptan
Görüşlerimi paylaştığım bir e-kitap serisi hazırlıyorum.
Çalışmalara başladım ve her yazıda bu kitaptan kısa bir bölüm paylaşacağım.
Daha sonra da tamamını toplu hâlde yayımlayacağım.
Burada özellikle vurucu olduğunu düşündüğüm kısımlara yer vereceğim.
Örneğin, ben iki meclisli bir yasama sistemi öneriyorum: Parlamento ve Senato.
Yeni Sistem Taslağı:
Yasama İki Kanatlı Yapılanır: Parlamento ve Senato
• Parlamento (alt kanat): Halk tarafından seçilen milletvekillerinden oluşur. Kanun tekliflerini sunar ve yasama faaliyetlerinin merkezidir.
• Senato (üst kanat): Uzmanlık, denge ve temsil işlevi taşır. Senatörler belirli yeterliliklere göre seçilir veya atanır. Meclis’ten geçen kanunları ikinci kez değerlendirir; anayasa ve uzun vadeli devlet politikalarıyla uyumunu denetler.
Son Söz
Geç gelen ikinci yazı, belki de yeni bir serinin ilk adımı olacak.
Hem fikir paylaşmak hem de bu ülkenin meselelerini konuşmak için buradayım.
Zamanla bu köşe; araştırmalar, yerel hikâyeler ve biraz da iç dökmelerle dolacak.
Biraz geç kaldık belki ama önemli olan yola çıkmaktı — işte şimdi oradayız.
ÖZGÜR ÇİÇEK