Hoca Ahmet Hafız amcanın Dölek yolu altındaki cennet bahçesini andıran tarlası rengarenk meyveler ile doluydu. Az ilerde Şeyh Ahmet amcanın köprü başında yaz boyunca altında oturduğu; dallarının altından şırıl şırıl tertemiz derenin aktığı yaz elması ve ardında nerede ise kuş uçurtulmayan bahçesi vardı. Onun hemen ilerisindeki merekleri geçince Molla Mehmet amcanın yazın çok güzel erkenden olgunlaşan meyveleri yola ve Nesli’nin çayırına dökülen bir yaz ahlatı vardı.

Kavres Deresi’ni geçince de solda ceviz altında yine suyu bol olan lakin suyu içilmeyen bir çeşme vardı. Hemen karşısında İstiklal Gazisi Tayfur dedenin yine yaz bitmeden olgunlaşan güzel bir macar armudu; Derviş dedemin mahallenin içinden dereye aşağı uzanan harmanların altında birçok meyvenin olduğu, yeşilin her tonunun gözlere bayram ettirdiği biri birinden güzel elma, armut, vişne ve kiraz ağaçları vardı.

Söğüt Köprüsü civarından araziyi sulamak için alınan ve mazisi köyde asırlarca önce yaşayan eski Türkler tarafından arkı açılan su yolu vardı ki adeta köye hayat veren sel su baskınından bahçe ve bostanlarını koruyan bu arkların, yazın su bekçisi olur yaklaşık beş kol suyun yani aynı anda beş kişinin sulama yaptığı kapasitesi vardı. Ark altındaki bahçelerde Rahmi Hafız amcamın kabak armudu ise tadı ve kokusu ile efsaneydi.

Molla Remzi amcamın çahçah elması, Gazi Şükrü Dedemin söğüt elması, Selvi yengemin göbek elması, Celil Amcanın çok güzel dutu, Fatma Mutlu ananın al erikleri, İzzet dedenin güzel bir elma bahçesi, Hanım halanın Hacı Hamza armudu ve birçok meyvenin olduğu modern bakımlı bahçesi unutulamaz.

Fikri Şenel dedenin tatlı elmaları, reçel eriği, çok tatlı dut ağaçları ve asırlık kavak ağaçları ile altında köyün su arkından su sızan güzel bir göze hemen altında Gazi Salih Şenel dedenin meyve bahçesi vardı. Mezireli Halil amcanın bostanı üstünde bizim bahçemiz hemen ardında Mevlüt Yakut dedenin, Yaşar ve Dursun Yakut amcanın efsane bir meyve bahçesi vardı.

Murat Yakut ağabeyin tarlası köyün adeta kalbine yerleşmiş, nezaket ananın tarlası ve örnek konağı Muhtar Yahya amcanın kiraz ağaçları olan bahçesi, Arif Bayır amcanın güzel bahçesi, Emrah Taşdelen, Gazi İbrahim Ethem Yıldız, Üzeyir Yıldız, Mehmet Yıldız ve Gazi Yusuf Yıldız amcaların çok bakımlı ev ve bostanları vardı.

Köy evleri ile doğallık samimiyet, sohbet ve muhabbet haneleriydi

 Seydi Ali Yakut ve Sefer Yakut amcanın çok güzel taş evleri, köyün davarının sabah otlamaya gitmek için toplandığı Nayır adı verilen nokta ile hemen yanında Pipan abamın evi, onun üstünde Şahide yengemin güzel bahçesi. Camiye aşağı salınırken Kemal Taşçı amcanın, Ruşen Mutlu amcanın, Tufan Mutlu ile Halis Kural amcaların, Zülfeten yengenin biri birinden güzel bahçe ve taş evleri. Kahveler köprüsünün sağında solunda Mürsel abi, Hafız amcanın ve İzzet amcanın malikaneleri, az ilerde Şükrü dayımın ve bitişiğinde Kabaköy’ün efsane muhtarı Hasan Taşçı amcanın modern evi, Yaşar Kural, Mehmet Kural, Zihni Bayır ve Rıza Bayır amcaların ahşap köy evleri az ilerde solda Kabaköy’e futbolu getiren takımın kaptanı Şükrü Kural ve kardeşi Fikri Kural amcanın evi ve devamında Mahmut Ezber, Şükrü Paslı, Mehmet Şenel amcaların çok güzel köy evleri ile doğallık samimiyet, sohbet ve muhabbet haneleriydi.

Köyün misafirleri karşılayan haneleri Ali Yakut, Yakup Kural, Zekeriya Kural, Yahya Kural, Üzeyir Yakut, Beyler Mutlu, Salih Ezber, Kadir Şenel, Ahmet Şenel ve oğlu Cemal amcamın malikaneleri. Gurbetten dönen, hasret gideren İrfan Şenel amcamın güzel konağı ile tam bir anılar, yaşanmışlıklar ve sosyal otokontrol mektebi model bir köy. Köyde gündüz sulama yapılırken akşamları da su köyün değirmenlerine yönlendirilir ve değirmen taşıyla Hocagil ve Tatarların iki değirmeninde gece köylünün tahılları un yapılırdı. Köyün gece sessizliğini bozan değirmeni, gecelerin karanlığında gizem dolu hikayelere konu olmuştu.

Köyün fırınları Tutuya yengenin, fırıncı Mustafa amcanın, Narife Ezber yengenin ve Yahya amcanın fırınında köylüler ununu, odununu götürerek ekmek yapardı. Organik buğday unundan yapılan ekmeğin nefis kokusu mahalleyi sarardı. Fakirliğin, ayakta kalmanın çok zor olduğu köydeki hiçbir uğraş, karın doyurmazdı. Bu yüzden erkekler için kaçınılmaz gurbet yolları görünürdü. Kalaycılık, taş ustalığı, inşaatçılık ve benzeri yaygın mesleklerdi. Tatar, Kumaş, Tufangil, İbogil, Hocagil ve Kadıgilin köy odalarında kışın gurbet ve askerlik hatıraları anlatılır, dini sohbetler edilirdi. Adeta tecrübeler, yaşanmışlıklar aktarılır; içilen çaylar kahveler eşliğinde tadına doyum olmayan sohbetler edilirdi.

Güzün hasadı yapılan meyveler, yazdan kurutulan son derece leziz meyvelerden oda sakinlerine ikramlar yapılırdı. Cıvıl cıvıl gazyağı ile yakılan şişeli lamba ve lüks altında çocuklar, ders yapar sohbetler sürerdi. O kadar yaşanmış hikayeler var ki yıkık viran olmuş, bahçe ve bostanlar, peyler dile gelse yazmaya devam edeceğiz. Yaşanmışlıklar enkaz olup toprak altında kalmasın. Tarih yolculuğu sürecek her haneye, bahçeye, dağa, taşa, yaylaya uğrayacağız. Çalmadık kapı bırakmayacağız. Ölenlere rahmet kalanlara selamet dilemektir muradımız.

DEVAM EDECEK...

Sabri ŞENEL / 19.03.2022 - Ümraniye/İSTANBUL