Sabri Şenel yazdı…

Gümüşhane Kabaköy dağlarında yıllarca çobanlık yaptık. Yazları çok sıcak geçerdi, su kaynağı çok kısıtlıydı ve yazın bölge adeta Kerbela olurdu. Su içmek için suyu çok uzak mesafelerden getirirdik. Bazen ayağımıza giydiğimiz kara lastiğe, kısıtlı su kaynağı olan gözeden su doldurur, öyle içerdik.

Yaz boyunca hayvanlarımız susuz kalırdı, yeterli su bulamazdık. Allah’ın dilsiz kulları hayvanlar yüzümüze adeta yalvarırcasına bakardı. Bazen aşırı sıcaktan hayvanları gelek (büvelek) ısırır, her tarafa kaçışır ve dağılırlardı. Akşamüstü hayvanları toparlamak çok zor olurdu; her birini bir köşeden, ağaç dibinden çıkarırdık, kaybolanlar olurdu. Geceleri kaybolan hayvanları bulmak için aydınlatıcı gazla çalışan, "lüks" denilen lamba ile aramaya çıkılırdı. İnsan, hayvan, bitki suya hasret kalırdık.

Su kaynağı civarında çok az da olsa su emaresi, yeşillik ve çimen olurdu. O çimenin etrafında çobanlar birlikte kazı yapardık. Hayvanlara içirmek için suya ulaşmaya çalışırdık ama ne mümkün; ağzımız, burnumuz kururdu. "Su! Su!" diye öyle feryat ederdik ki adeta kayalar yankı yapardı. İşte yabani hayvanlar da bundan nasibini alır, mağdur olurdu. Tilki vb. susuzluktan ölen hayvan leşlerine sıkça rastlardık. İşte bu zor doğa şartlarında hayvancılık yapılırdı.

İnsanlar çaresizlikten ilden göç edince ve Osmanlı döneminde maden üretimi için yakılan ormanların üzerinden asırlar geçince, doğa kısmen kendini yenilemiş ve yeşillenir olmuştu. İşte bu yeşili, ormanı ve seyrek olan bitki örtüsünü yeniden bitirmemek gerekir. Siyanürle altın imalatı için kullanılacak su kaynakları, Gümüşhane'yi kaçınılmaz olarak çölleştirir. Aşırı sıcakta siyanür havuzunun suyu hiç dayanır mı? Sular buharlaşır, uçar havaya karışır, doğaya siyanürlü yağmurlar yağar. Siyanürlü zehir; Harşit, Kelkit ve Çoruh vadilerinin, dolayısıyla ülkenin felaketi olmaz mı? Bu, doğanın bitişi; bitkinin, evcil veya yabani hayvanların intiharıdır.

Bu kaçınılmaz felaketi ne doğa, ne bitki, ne de insan hak etmiştir. Gümüşhane ve bu ülke bunu asla hak etmedi. Bu satırları tarihe not düşmek, dünyevi ve uhrevi sorumluluğumuzun gereği olarak yazıyoruz. Vicdanı olan bu gidişata seyirci kalamaz. Yerin üstü, altından daha değerlidir; partileriniz sizin olsun, doğamıza dokunmayınız. Son pişmanlığın fayda vermeyeceği an gelmeden lütfen elimizi vicdanımıza koyalım.

1 ton ham altın için 5 milyon ton taş öğütülüyor. 1 ons altının yurt dışındaki üretim maliyeti 1300 dolar, bizde ise 300 dolardır. Bu, ucuz iş gücü ve imalatta en ucuz yöntem olan siyanürle altın ayrıştırmak vb. düşük maliyetlerden dolayıdır. Bu da "istihdam sağlanıyor" gerekçesiyle asgari ücret veya ona yakın bir ücretle ucuz işçi çalıştırmaktır. Bunun bir diğer izahı; emek sömürüsü, ülke sömürüsü ve sömürge madenciliğidir. Altından en büyük payı maden işleten şirketler almaktadır. Devlete düşen altın gelir payı %2'dir. Altından elde edilen gelirin %98'i bu ülke halkının cebine maalesef girmiyor.

Sömürge ve vahşi madenciliğe karşı çıkmak, vatana sahip çıkmaktır. Vatana sahip çıkmak; köyüne, ilçesine, iline ve ülkesine sahip çıkmaktır. 1 gram altın imal etmek için 4 ton su kullanılıyor. Bu suyu kim içecek, inek mi? Bu kadar su kaynağı il coğrafyasında asla yoktur. Yazın Harşit Vadisi neredeyse susuzluktan kuruma tehlikesi yaşıyor. Var olan su, evsel ve çevresel kirlilikten dolayı çok kirli ve sakıncalı bir hal alıyor. İstihdam boyutu asla abartılmamalıdır, geçici bir durumdur. En çok madenciliğin olduğu bölge ve ülkeler, en fakir ülkelerdir.

Gümüşhane: Zirve Uçurumlarında Biten Hayatlar!
Gümüşhane: Zirve Uçurumlarında Biten Hayatlar!
İçeriği Görüntüle

GÜMÜŞHANE VE ÜLKE İÇİN SORUYORUZ:

Çıkarılan altının %2’si, kromun %3,75'i, demirin %4'ü, alüminyumun %5'i, bakırın %8'i, bentonitin %1,25'i, çinkonun %11,25'i beyana bağlı olarak devlete kalan pay oranıdır. Avrupa'nın 30 yıl önce terk ettiği siyanürlü yöntemlerle altın imalatı yapılıyor.

Soruyoruz: Kamunun aldığı bu pay oranıyla doğaya, toprağa, havaya, suya, bitkiye, hayvana ve dahası insan sağlığına verilen tahribat karşılanır mı? Sahi, dünyada bu oranla maden arama ruhsatı veren başka ülke var mıdır?

...