Kapı kapı dolaşarak siyasi partileri, “Yeni Anayasa” için ikna etmeye çalışan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Has Parti Genel Başkanı iken 2011 yılında, angus ithali konusunda, "Nüfusumuz az olsa, bunlar insan da ithal edebilirlerdi" demişti. Aslında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, yabancılara 20 bin dolara vatandaşlık vermek projesi vardı. Sonradan yapılan düzenlemeyle 400 bin dolar değerinde gayrimenkul satın alan yabancılar, doğrudan Türk vatandaşlığına başvurma hakkı kazandı.

2011 yılından itibaren, Suriyeliler için sınırlar açıldı. Ev eşyasını kamyonete yükleyen Suriyeliler akın akın Türkiye’ye taşındı! Ardından Taliban’a terk edilen Afganistan’daki yüz binlerce ordu mensubu, ceplerine para da konularak Türkiye’ye gönderildi. Pakistanlılar, Sudanlılar derken Türkiye 72 milletin akın ettiği bir ülke hâline geldi. İktidar, rakamları küçük gösteriyor ama nüfus yapısını değiştirerek rejimi de değiştirmek ve Türkiye’yi Türk devleti olmaktan çıkarmak gibi hedeflerini saklamıyor artık... Bunu yaparken, Türkleri ensar-muhacir edebiyatı yaparak aldattılar...

***

Biz 2011 yılından beri, “Suriyelilerin Türkiye'ye sürülmesi veya getirilmesi, iktidar tarafından 1.5 milyon çadır siparişi verecek kadar planlanmış bir süreçtir. Suriye'nin kuzeyinin boşaltılması ve burada bir PKK devleti kurulması için Türkiye kullanılıyor.” diyorduk ama halkın çoğunluğu bu tehdidi algılamıyordu.

Ahmet Yaman adlı okurumuz ise "Suriyeliler hakkında söylenen 'savaştan kaçtılar', 'sığındılar', 'göçtüler' kelimelerinin hiçbiri doğru değildir. Doğru olan şudur: Suriyeliler getirildi! Suriye'de birkaç yıldır yaşanan kargaşa, bunların gelmelerinin sebebi değil, getirilmelerinin bahanesidir. Çok daha kapsamlı ve derin bir proje için getirildiklerini, toplumumuzda da herkes bir gün anlayacak ama korkulur ki, iş işten geçmiş olacak. Gönderilmiyorlarsa; savaş için gelmemişler, başka hesaplar için getirilmişler demektir." diyordu.

***

Tehdidi, hem akademik hem siyasi düzeyde topluma anlatan iki kişi vardı. Prof. Dr. Ümit Özdağ ve Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu...

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, tehdide çok önceden işaret ederek “Bu bir yeni kavimler göçü. Bu bir demografik istila” diyerek uyarılarda bulunuyordu.

Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, "Yarın çok geç olacaktır. İş işten geçtikten sonra, hep söylemiştik demeyelim. Bu bir kavimler göçüdür. Ülke nüfusunun şimdilik yüzde 10'unu oluşturuyor gelenler. Bir an önce tedbir alınmazsa, sonu iyi olmayacaktır. Hükûmetin bilgisi olmadan sınırdan bu kadar insanın geçmesi mümkün değil" diyordu.

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı“Mülteci dediğimiz 10 bin, 50 bin olur. Onlar da geçici; şartlar iyileşince kendi yurtlarına gönderilir. Gayri resmî 13 milyon mültecinin olduğu bir ülkede mülteci değil, üstü örtülü bir istila vardır. Bu ileride Türkiye’nin başını çok ağrıtacak.” şeklinde görüşünü ortaya koymuştu...

Yazar Ramazan Kağan Kurtoğlu “Mezopotamya’da 6 bin yıl önce bir medeniyet kuran Sümerler ‘göçmen ucuz işçi’ olarak getirdikleri Akadların isyanıyla yıkıldı. 2000 yıl önce Roma’yı Hristiyanlaştıran ve yıkan, tahıl kıtlığı ve sığınmacılardır. Kavimler göçü Avrupa’yı kökten değiştirmiştir. 21’inci yüzyılda göçler silahtır.” diyordu...

Türkler Ve Latin Alfabesi... Türkler Ve Latin Alfabesi...

***

“Kavimler göçü”, MS. 350 yıllarında Hunlar’ın Batı’ya hareket etmesi ve önüne gelen kavimleri de Batı’ya doğru itmesiyle başladı. Sonunda Roma yıkıldı, Avrupa’nın siyasi haritası tamamen değişti...

Batı’nın şimdiki hedefi, Türkleri, kavimler göçü ile Anadolu’da tamamen eritmektir. Son seçimlerde iktidarın kaybetmesinin birinci sebebi, halkın büyük çoğunluğunun “bu istilayı seyretmek, artık angusluk sayılır” kabulüdür.

Editör: Kerim Öztürk