Ekonomide, ticarette, teknolojide, enerjide, savunma sanayiinde, tarımda dışa bağımlı olan; cari işlemler açığı devamlı büyüme eğilimi gösteren, dış sermayeye büyük ve âcil ihtiyaç duyan ülkelerin uluslararası teşkilâtlar çerçevesindeki çok taraflı diplomasinin girdabına kapılması çoğu zaman kaçınılmaz olmaktadır.

Bilindiği üzere, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine Rusya ile sınırdaş olan Finlandiya ve Rusya ile kara sınırı olmasa da İsveç, NATO’ya üye olmak için âcilen müracaatta bulunmuşlardır.

NATO’da (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) kararlar üye ülkeler arasındaki istişarelerden sonra konsensüs ile (oydaşma- consensus) alınır. Üyelik konusundaki kararlar da böyledir.

Türkiye, haklı olarak, konsensüs sağlanabilmesi için her iki devletin bazı şartları yerine getirmeleri gerektiğini açıklamıştır. Bu şartlarla ilgi somut adımların atıldığını görmek istediğini defaatla vurgulamıştır.

Bu şartlar, genel çerçevesi itibariyle, Türkiye'nin hayatî çıkarlarını tehdit eden PKK ile PYD/YPG başta olmak üzere bunların her türlü uzantılarının bu ülkelerde rahatça hareket etmelerine mani olunmasına dair beklentilerimiz hakkında olmuştur.

Bu cümleden olmak üzere, terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğinin artırılması; başta PKK olmak üzere terörle ilişkilendirilen İsveç’teki Türkiye kökenli örgütlerin her türlü faaliyetinin engellenmesi; Türkiye’nin “terör suçlusu” olarak isimlerini verdiği kişilerin Türkiye’ye iade edilmeleri”, Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun da kaldırılması gibi şartları sayabiliriz.

Böylece, Finlandiya’nın ve İsveç’in NATO üyeliğinin gerçekleşmesi için konsensüsün oluşması, Türkiye tarafından ileri sürülmüş olan şartların hukuken ve fiilen yerine getirilmiş olmasına bağlanmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin görüşünü “NATO üyeliği çeşitli sorumlulukları da beraberinde getiriyor. İsveç ve Finlandiya NATO'ya üye olacaklarsa, ittifakın 70 yıllık mensubu Türkiye'nin güvenlik endişelerini dikkate almak zorundalar. Bunun aksi düşünülemez" şeklinde açıklamıştır.

Gelişmelerin akışı içinde başlangıçta Türkiye, Finlandiya ve İsveç’in katılımıyla Türkiye’nin şartlarıyla ilgili bir “Üçlü Mekanizma” kurulmasına dair Mutabakat Belgesi imzalanmıştır.

Fazla zaman geçmeden Türkiye, Finlandiya’nın öne sürdüğümüz şartlarla ilgili olarak attığı adımları Üçlü Mutabakat’a uygun ve yeterli somut nitelikte olarak değerlendirmiştir.

Böylece bu Devlet’in üyeliğine yeşil ışık yakmıştır. Finlandiya’nın NATO üyeliği Nisan 2023’de gerçekleşmiştir.

İsveç Üçlü Mutabakat çerçevesinde bazı yasal düzenlemeler yapmakla beraber, fiiliyatta ülkesindeki terörist unsurların Türkiye aleyhindeki çeşitli faaliyetlerine mâni olamamıştır.

Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 1 Haziran’da twitter hesabından “İsveçli dostlarımıza billur kadar açık mesaj! Üçlü Muhtıra'dan doğan taahhütlerinizi yerine getirin ve terörle mücadelede somut adımlar atın. Gerisi takip edecek” mesajını vermek ihtiyacı duymuştur.

Ahiren Sayın Cumhurbaşkanı NATO Zirvesi için Vilnius’a hareketinden önce havalimanında yaptığı açıklamalarda “50 yılı aşkın zamandır Avrupa Birliği kapısında bekletilen bir Türkiye var. Ve şu anda NATO üyesi ülkelerin hemen hemen tamamı AB üyesidir. Türkiye'yi Avrupa Birliği kapısında 50 yılı aşkın zamandır bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum. Ama aynı zamanda Vilnius'da da sesleneceğim. Önce gelin Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde önünü açın ondan sonra biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç'in de önünü açalım" ifadelerini kullanmıştır.

Bu ifadeden benim anladığım şudur: 1 Haziran 2023 itibariyle İsveç’in NATO üyeliğinin tahakkuku hakkında Türkiye’nin şartı Sayın Çavuşoğlu’nun ifadesiyle “Üçlü Muhtıra'dan doğan taahhütlerin yerine getirilmesi ve terörle mücadelede somut adımlar” atılmasıydı. Sayın Cumhurbaşkanı NATO Zirvesi için Vilnius’a hareketinden önce “Üçlü Mutabakat çerçevesinde somut adımlar atılması” şartını kaldırmış ve yerine “Türkiye’nin Avrupa Birliği'nde önünün açılması” şartını getirmiştir.

Düz bir mantıkla bu doğrudur ve Türkiye’nin menfaatine de ters düşmez. Ancak, bu İsveç’in NATO üyeliğine Türkiye’nin yeşil ışık yakmasıyla, Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde önünün açılması ve ülkemizin AB’ne tam üye olması eş zamanılı gerçekleşirse doğrudur ve Türkiye’nin menfaatinedir.

Oysa bu mümkün değildir.

Türkiye Vilnius’ta İsveç’in NATO üyeliği için alınacak karara yani “konsensüse” katılacak, Türkiye’nin AB üyeliğinin önünün açılması başka baharlara kalacak.

Vilnius’ta “atı alan Atlantik Okyanusu’nu geçecek.”

Kaldı ki, basında okuduğuma göre ABD Beyaz Saray’dan bir yetkili Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ile ilgi olarak “ABD, Türkiye'nin AB üyeliğini her zaman destekledi ve desteklemeye de devam edecektir. AB üyelik süreci AB ile Türkiye arasında bir konudur. Biz NATO İttifakı’na katılmaya hazır olan İsveç üzerinde odaklanmış bulunuyoruz” şeklinde açıklama yapmıştır.

[The United States has always supported Türkiye’s EU membership aspirations and continues to do so. Türkiye’s membership application and process is a matter between the EU and Turkiye. Our focus is on Sweden, which is ready to join the NATO Alliance.]

Yine medyada, Almanya Başbakanı Scholz’un “İsveç, NATO üyeliği için tüm şartları yerine getirdi. Türkiye'nin AB üyeliği meselesi ise, başka bir konu ve diğer meseleyle ilgisi yok; bir arada değerlendirilmemeli. İsveç'in en hızlı şekilde NATO'ya girmesi için elimden geleni yapmaya devam edeceğim" şeklinde konuştuğuna dair haberler okudum.

NATO Genel Sekreter’i Vilnius’ta NATO Zirvesi öncesinde İsveç’in üyeliği konusunda şu açıklamayı yapmış:

“Türkiye İsveç'in NATO askeri ittifakına katılma hedefini parlamentoya iletmeyi kabul etti. İsveç, Türkiye'nin AB süreci, vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi çabalarına da destek verecek.”

[Türkiye has agreed to forward to parliament Sweden's bid to join the NATO military alliance, Secretary-General Jens Stoltenberg has said on the eve of a NATO summit in Vilnius. Sweden will also support Türkiye's EU process, visa liberalisation and efforts to update Customs Union.]

ABD Başkanı Biden da yaptığı açıklamayla, görüşüme göre İsveç’in NATO üyeliği için Vilnius’ta karar alınacağına dair son noktayı koymuş bulunmaktadır. Biden şöyle demiş:

“Türkiye, İsveç ve NATO Genel Sekreteri'nin bu akşam yaptığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsveç Katılım Protokolü'nü hızla onaylanmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne iletme taahhüdünü de içeren açıklamayı memnuniyetle karşılıyorum. Avrupa-Atlantik bölgesinde savunma ve caydırıcılığın güçlendirilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye ile birlikte çalışmaya hazırım. Başbakan Kristersson ve İsveç'i 32. NATO Müttefikimiz olarak karşılamayı dört gözle bekliyorum. Kararlı liderliği için Genel Sekreter Stoltenberg'e teşekkür ediyorum.”

Ukrayna, Oyunun Sonu Nedir? Bütün Bir Ülkenin Özelleştirilmesi Ukrayna, Oyunun Sonu Nedir? Bütün Bir Ülkenin Özelleştirilmesi

[I welcome the statement issued by Türkiye, Sweden and the NATO Secretary General this evening, including the commitment by President Erdoğan to transmit the Accession Protocol for Sweden to Türkiye’s Grand National Assembly for swift ratification. I stand ready to work with President Erdoğan and Türkiye on enhancing defense and deterrence in the Euro-Atlantic area. I look forward to welcoming Prime Minister Kristersson and Sweden as our 32nd NATO Ally. And I thank Secretary General Stoltenberg for his steadfast leadership.]

Türkiye 1980’de ABD Generali Rogers’ın sözlü bazı vaatlerine kanarak Yunanistan’ın NATO’nun askerî kanadına dönüşüne razı olmuştur. Türkiye hiçbir siyasî ve askerî çıkar elde edememiştir.

Aralık 1999’da AB Helsinki Zirvesi’nin Bildirisi’nde Türkiye’nin AB'ne katılım adaylığı için Türk-Yunan ilişkilerinde ve Kıbrıs konusunda dayatılan şartları kabul etmesi için “Kıbrıs’ın” AB üyeliği konusundaki hükümlere Türkiye’nin talebiyle ilâve edilen “…Konsey ilgili bütün faktörleri dikkate alacaktır” hükmü ne uygulanmış ne de bu hükmü hatırlayan olmuştur (Paragraf 9 b). [In this the Council will take account of all relevant factors.]

24 Nisan 2004’de Kıbrıs konusundaki Annan çözüm Plânı’nı Kıbrıs Türk Halkının kabul etmesi ve Türkiye’nin bu yönde teşvikte bulunması için KKTC ve Türkiye’ye AB ve ABD tarafından verilen sözlerin hiçbiri yerine getirilmemiştir. Annan Çözüm Plânı'nı Türkiye'nin etkin teşvikleriyle KKTC halkı % 65 oyla kabul ederken, Rumlar % 75 oyla reddetmiştir. Buna rağmen, AB, GKRY'nin 1 Mayıs 2004'de AB üyesi olmasını kabul etmiştir. KKTC'nin üzerindeki ambargolar ise sürdürülmektedir.

Türkiye F-35 uçaklarının üretimi projesine katılmış, bu proje çerçevesinde satın almak istediği uçakların parasını ödemiş olmasına rağmen Türkiye ABD tarafından projeden çıkarılmış ve paraları ödenmiş uçaklar da Türkiye’ye verilmemiştir. Türkiye'nin satın almak almak istediği F-16'ların verilmesi de oyalanmaktadır.

Temennimiz odur ki, İsveç’in NATO üyeliğini onay için TBMM’ne sunma kararı almış olan Türkiye bu defa sonradan hayal kırıklıkları yaşamasın! İsveç, Finlandiya ve bütün NATO müttefiklerimiz Türkiye’nin terörle mücadelesine destek versin! Türkiye’nin AB üyeliği için yol açılsın! Türkiye bu yolda samimiyetle ve kararlılıkla yürüsün! Yürürken kendi Millî Davalarından ödünler vermesin!

TBMM'nin İsveç'in NATO üyeliğine onay vermede millî menfaatlerimize uygun düşen en isabetli, hayırlı kararı vereceğine inanıyoruz.

Tugay ULUÇEVİK

Editör: Kerim Öztürk