İznik’te Neler Oluyor? Çirkin Oyuna Dikkat!
Sabri Şenel yazdı
Osmanlı’nın kurucularının mezarlarını tekmeleyen Yunan komutandan, Kurtuluş Savaşı’yla intikamını alan Atatürk daha sonra İznik’e Papa’nın gelmesine izin vermedi.
Atatürk’e Mevlüt programı yapılmasına karşı çıkanlar, ağza alınmayacak alçak hakaret ve iftira eden müfteri korosu sus pus durumdalar. Sorsan Osmanlıcılar; ama adeta dilsiz, sağır, kör taklidi tiyatrosu oynuyorlar. Fatih de Papaya izin vermemişti. İşte dinden geçinen, samimi dindarı rencide eden, genci dinden soğutan, deizmi patlatanlar; Kudüs ve Filistin için de aynı ikiyüzlülük içindedir.
Öyle ucuz mücahitlik; güneşlik perdeden kefenle şov yapmakla daha ne kadar insanları kandıracaksınız? Toplumdaki tepkiyi sömürüp gaz alan bu tiksinti verici samimiyetsizlik, ihlastan yoksun tavır ancak din sömürüsü, din ticaretidir.
Papa’nın İznik ziyaretinin inanç hürriyetiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Papa’nın yapmak istediği; siyasal Hristiyanlık ve üçüncü bin yılda Asya’nın Hristiyanlaştırılması itirafının hayata geçirilmesi istikametinde, İznik kilometre taşıdır. Papa, işte besleme piyonlarla, dinler arası diyalog ve medeniyetler ittifakı adı altında desteklediği beşinci kollarla misyonerlere alan açmakta, Şark Meselesi–Megalo İdea–Konstantin yolunda mesafe almaktadır.
Türk millî devleti işte bunun için tasfiye hazırlığı yapılıyor. Etnikçi, dinci fitne bu hedefe varmak için kullanılan bir aparattır. Osmanlı’nın çekildiği tüm topraklardan izleri, tarihî kültürel miras tasfiye edilirken; yöneticilerimiz mütekabiliyet ilkesini rafa kaldırırken Hristiyanlık mirasını ihya, inşa, tamir için korkunç kaynak harcaması iştah kabartıyor. Van Akdamar, Sümela; şimdi İznik… Bu nasıl bir ihmaldir? Tepki göstermesi, engel olması gerekenlerin suskunluğu kahredicidir.
Anadolu’da ilk Türk devletinin başkenti İznik’te 1700 yıl sonra; Trabzon Maçka’daki Sümela Manastırı’nda 500 yıl sonra ayine izin verilmesi… İznik, ikinci Kudüs mü olacaktır? Üstelik İslam’ı siyasetin odağına yerleştiren siyasal İslamcı kafa yapısı gaflarına devam ediyor.
İznik’ten Lozan’a: Kutsal İttifak mı, Siyasi Tehdit mi?
Her şey MS 325’te İznik’te başladı. İmparator Konstantin’in topladığı o meşhur konsil, Hristiyanlığın temellerini attı. Yüzyıllar sonra o konsilin toplandığı yer, suların altından bir “hayalet” gibi geri döndü.
Bugün Fener Rum Patrikhanesi, “ekümenik” (evrensel) sıfatıyla dünya Ortodokslarını yönetmek istiyor. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması, Patrikhaneyi sadece İstanbul’daki Rumların dinî kurumu olarak tanıyor.
2025’te, Konsil’in 1700. yılında İznik’te yapılacak dev ayin bu “yerellik” statüsünü fiilen delmek için bir fırsat olabilir mi?
Atatürk’ün 100 sene önce izin vermediği, Fatih’in kuru gürültüye pabuç bırakmadığı dayatmalara geçit anlamına gelecek edilgen tavrı şiddetle reddediyoruz.
Siyasal Katoliklik ve siyasal Ortodoksluk–siyasal İslamcılık ittifakı; Vatikan’ın Avrupa ve Afrika’dan sonra üçüncü bin yılda Asya’nın Hristiyanlaşmasına çanak tutacak bu bilinçsiz, tarih şuurundan yoksun, millî menfaatlere aykırı bu ziyareti şiddetle reddediyor, kınıyor ve her teslimiyete bir muzafferiyet atfeden takiyyeci itaat-biat tavrını esefle kınıyoruz.
Milyonlarca şehidin canları pahasına hâlâ Haçlı kafasında olan ihanet güruhuna yeni kazanımlar sunmanın milliyetçilikle, Müslümanlıkla uzaktan yakından alakası yoktur. İznik, Anadolu’nun bağrına saplanmış ihanet hançeri olmamalı; Süleyman Şah’ın ilk Türk başkenti yaptığı şehri yeniden Hristiyanlık siyasi üssü hâline getirilmesi gayreti ve suskunluk pişkinlik utanç vericidir.




