Türkiye aile dayanışmasının halen yaygın olduğu bir ülke.

Bu dayanışma en azından çekirdek aile düzeyinde olsa da sürüyor.

Aile ve akraba dayanışması yıllar boyunca Türkiye'deki ekonomik krizlerin halk arasında daha az hissedilmesinin nedenlerinden biri olarak gösterildi.

Yeri geldiğinde kış öncesi kesilen hayvanlardan yapılan kavurma, hazırlanan peynir ve yağ şehirdeki bir ailenin birkaç aylık ihtiyacını karşılamaya yeterdi.

Ya da bahar gelince köyünün yolunu tutan yüzbinlerce aile aylarca oralarda uygun bir şekilde yaşamını sürdürüyordu.

köy1.jpg

Nüfus kaybından dolayı birçok köy neredeyse boşaldı / Fotoğraf: Hürriyet

Köylü nüfusu 20 yıl içinde büyük düşüş yaşadı

Peki bu ilişki halen ayakta mı?

Çünkü 2001 krizinden bir yıl önce 2000 yılında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 35,1'i kırsal alanlarda yaşarken, kentlerde yaşayanların oranı yüzde 64,9'du. Yani halen köylerde ülke nüfusunun neredeyse 3'te 1'inde fazla insan vardı.

Yine Türkiye'nin ekonomik sıkıntılar yaşadığı 1990'ların başında kırsal nüfusunun oranı neredeyse yüzde 40'lardaydı.

Bundan dolayı şehirleri etkileyen hayat pahalılığı tarımsal ve hayvansal üretimin sürdüğü köylerde daha az hissediliyor, onlarda şehirlerdeki akrabalarına bir şekilde erzak yollayarak katkı sağlıyordu.

Ancak 2021 yılına gelindiğinde TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun yalnızca 6,8'i kırsal alanda.

Olan nüfusun da önemli bir kısmı orta yaş üstü veya yaşlı kesim.

2013'te köylerde yaşayan 35 yaşın altındaki kişilerin sayısı 3 milyon 500 bin kişiyken, bu sayı 2020'de 2 milyon 717 bin kişiye düştü.

tulumpeyniri1.jpg

Tulum peyniri üreten bir köylü kadını. Ancak köylerde insanların çoğu da ancak kendi ihtiyacı kadar üretebiliyor

Köylerde üretim de azaldı

Maliyetlerin de artması nedeniyle özellikle yaşı geçkin köylüler, emekli veya yaşlılık aylıkları ile hayata tutunup ancak kendisine yetecek kadar üretmeye başladı.

Peki bütün bu gelişmeler, cumhuriyet boyunca süren kırsalda yaşayanların kentte yaşayan akrabalarını erzakla desteklemesi şeklindeki dayanışmayı nasıl etkiledi?

Bu soruyu farklı isimlere sorduk.

hacerfago.jpg

Hacer Yıldırım  Foggo / Fotoğraf: Twitter

"Köyden istenecek bir şey kalmadı"

Yoksulluk üzerine saha araştırmaları yapan Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Yıldırım Foggo, günümüzde köyden kentlerdeki yakınlara yönelik bir erzak desteğinin yaşanmadığını söyledi. 

Köyde yaşayan akrabadan istenecek bir şeyin de kalmadığının altını çizen Foggo, TÜİK verilerinin de kırsaldaki insanların geçinmekte zorluk çektiğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Özellikle doğudaki köylerde yaşayan insanların çalışmak için şehirlere gitmek zorunda kaldığına dikkati çeken Foggo, "Bir de bu süreçte sürekli hareket halinde olan insanlar var. Köyden kente geliyor. Ancak kiraları ödeyemediği için kalkıp başka şehre gidiyor. Böyle sürekli hareket ve göç halinde olan insanlar bulunuyor" dedi.

azizkoçal.jpg

Aziz Koçal / Fotoğraf: Twitter

"Kimi köylere domates salatalık bile dışarıdan gidiyor"

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Başkanı Aziz Koçal ise şu anki ortamda köylerde şehirde oturanların erzaklarını yapacak kadronun kalmadığını aktardı.

"Köyler boşaldı. Kalan anne babalar yaşlandı. Gençler köyleri terk etti" diyen Koçal, "Çiftçi desen tarlaya gitmez oldu" yorumunu yaptı.

Köylünün kendi yiyeceğini üretmekte zorluk çektiğini vurgulayan Koçal, "Artık kimi köylere domates salatalık bile dışarıdan gidiyor. Üretiyorsa da ancak kendisine yetecek kadar. Nadir olarak köyde hala anne baba varsa şehirdeki çocuğuna bulgurunu, turşusunu gönderir ama bunlarda çok az bir kesim artık. Bunun üzerinden bir politika oluşturmak zor" diye konuştu.

"İnsanlar borç ister diye birbirine selam vermeye korkuyor"

İşin bir de maddi destek bölümü var. İster köyde ister kentte olsun aileler ellerinden geldiğince çocuklarına ekonomik anlamda destek olmaya çalışır.

Ancak Koçal'ın verdiği bilgiye göre artan fiyatlar, düşen alım gücü nedeniyle artık o da zora girdi.

İnsanların borç ister diye birbirine selam vermeye çekinir hale geldiğini öne süren Koçal, "Ailelerde de durum farklı değil. Herkes kendi derdine düştü. Çünkü hiçbir dönem açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki makas bu kadar açılmamıştı. Geldiğimiz noktada eskisi gibi dayanışma da kolay değil" ifadelerini kullandı. 

emrekulcanay.PNG

Gazeteci Emre Kulcanay, zaman zaman köyüne giderek ailesine destek oluyor / Fotoğraf: Independent Türkçe

"Köylüler de emekli maaşlarıyla üç harfli marketlerden alışveriş yapıyor"

Peki halen köylerde yaşayanlar veya köylerle birinci derecede yakınları olan insanlar bu duruma ne diyor?

Gazeteci Emre Kulcanay'ın anne ve babası halen Eskişehir'deki köylerinde yaşıyor.

Kulcanay da pandemi sürecinde uzun süre köyde yaşayarak buradaki gündelik yaşantıyı gözlemleme şansı buldu.

Halen zaman zaman İstanbul'dan köylerine giderek ailesine ait tarlada domates başta olmak üzere sebze üretiminde çalışıyor.

Köylünün artık şehirlerdeki akrabalarına erzak desteği veremez durumda olduğunu söyleyen Kulcanay, "Aksine, köylerde üretimin düşmesiyle azalan nüfus, emekli maaşlarıyla ilçelerdeki sadece üç harfli zincir marketlerden alışverişle yaşamını idame ettirebiliyor" dedi. 

erzak1.jpg

Köyden erzakla şehre dönmeye çalışan insanlar 

"Köy yumurtası şehirdeki raflardan daha pahalıya satılıyor"

Köylünün erzak olarak görülebilecek gıda ürünlerini satma derdinde olduğunu dile getiren Kulcanay, şöyle devam etti: 

"Köy yumurtası köyde, şehirdeki raflardan daha pahalıya satılıyor. Hatta 'imece' dediğimiz o eski yardımlaşmanın yerini 'işçilik' adı altında para beklentisi almış durumda. Köylünün bir diğer sıkıntısı da tarıma yaptığı yatırım ve emeğinin karşılığını alamaması sorunu. Her yıl katlanan borçla tarlasını ekebiliyor, harmanda kazandığı borçlara gidiyor. Tarlalarını ya kiraya veriyor ya da satıyor." 

hamidiyemuhtarı.jpg

Mesut Özlav / Fotoğraf: Independent Türkçe

"Akrabalar arası yardımlaşma kalmadı"

Yine Eskişehir'e bağlı Hamidiye Köyü Muhtarı Mesut Özlav da günümüzde köylerde de insanların "Gemisini kurtaran kaptan" hesabında olduğunu söyledi.

Özlav, "Öz evladına imkanları varsa yardımcı olmaya çalışıyor ama öyle akrabalar arasında yardımlaşma kalmadı. Geçmişte bir hayvan kesilse eşe dosta da verilirdi. Artık onlar kalmadı" diye konuştu. 

abidininci1.jpg

Abidin İnci / Fotoğraf: Independent Türkçe

"Köyde kalan baba da artık yoksul"

Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Karakuyu köyünde çiftçilik yapan Abidin İnci, eskiden şehirlerdeki insanların işler ters giderse "köye giderim" ya da "Babam köydeki hayvanları satar bir kooperatife girerim" diyebildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:

Araziler satılınca dönecek bir yer kalmadı. Köyde kalmaya devam eden yaşlı babalar da artık yoksul. Artık hem şehirdeki akrabalarını destekleyecek gücü yok, hem de o ilişkiler kalmadı. Büyük aileler ve  o ilişkiler dağıldı. Çekirdek aileler var artık.  Şayet çocuk arada gelip köyde babasının tarlasında üretime katılıyorsa belki bir şeyler alıp gidiyor ama eskisi gibi akrabalara destek olmak mümkün değil. Köylü kendi derdine düştü.

kemalkılıç3.jpg

Kemal Kılıç / Fotoğraf: Independent Türkçe

Köylerde yerleri olanlar baharda giderek erzaklarının bir kısmını tedarik etmeye çalışıyor

Peki İstanbul'da halen kırsal alanla bağlantısı süren vatandaşların yoğun yaşadığı mahallelerde görev yapan muhtarlar bu süreci nasıl gözlemliyor?

Verilen cevaplara bakıldığında köyden kentte bir erzak takviyesi olmasa bile halen şehirlerde yaşayan ama köylerde tarlası bahçesi kalan özellikle ileri yaşlı kesimler en azından ilkbaharda köylerine giderek ihtiyaçları olan erzakın bir kısmını bizzat üretip, sonbaharda evlerine dönmeye çalışıyor.

Veya köyde olanlar ekip biçtikleri tarlalarda payları olan şehirdeki yakınlarına alacakları karşılığında ürettiklerinden pay olarak erzak gönderebiliyor.

Sivas Konfederasyonu'nun eski başkanı ve bir dönem muhtarlık yapan Kemal Kılıç da şehirde olup halen köylerde yerleri olan özellikle yaşlı kesimin bahar aylarında köylerine giderek kendi ihtiyaçları için üretim yaptığını belirterek, "Fasulyesini, patlıcanını kurutup, turşusunu getiriyorlar. Ancak süt ürünlerinin pahalanması nedeniyle yağını, peynirini, kavurmasını yapamıyor ya da ancak kendi ihtiyacı kadar getiriyor" dedi.

alierzen1.jpg

Ali Erzen / Fotoğraf: Independent Türkçe

İstanbul Sultangazi ilçesine bağlı Malkoçoğlu Mahallesi Muhtarı Ali Erzen, mahallelerinde yaşayan ancak köyünde yerleri olan insanların memleketlerine giderek kış için kimi sebze meyveleri kurutarak getirmeye devam ettiklerini söyledi.

Kaynak: The Independentturkis