Onu ilk önce A blok kafeste tanıdım. Kafes dediğim gerçek aslan kafesi. Yüksekliği iki misli, eni boyuda 2-3 misli demir parmaklı, "Bana yaklaş evladım" dedi. Yaklaştım, hiç beklemediğim anda parmaklıklar arasından gözümün üzerine yumruğu patlatınca, tabiri caizse iki seksen sırt üstü uzandım. Bir müddet kendime gelemedim, ben yerde yatarken o kendisini tanıtıp gitti...
  Daha sonra hücrelere ve koğuşlara gelir, pencereden silahla içeriyi tarar, bizlerde ranzaların altına sıkışırdık. 
  Bir gün havalandırma da "kıdemli öne çıksın!" dedi. Yani koğuş sorumlusu. O  da öne çıktı, ufak tefek, çelimsiz mühendis bir çocuktu. İki yardımcısını çağırdı sağından ve solundan tuttular o da ayağını büktü, bağırtarak kırdı. "Götürün alçıya alsınlar!" dedi. Zaman zaman koridorlara askerleri sağlı sollu dizer ellerinde coplar, önlerinden koşarak geçen tutuklulara bütün askerler vurur, yolun sonu havalandırmaya çıkar. Orda uzun menzilli silahlarla ateş açılır, insanlar kendilerine ateş ediliyor sanarlar. Halbuki havaya ateş edilir ama insanların başlarından aşağı konfeti yerine boş mermi kovanları dökülür... 
Matadorun boğayı yorduğu gibi tutukluları bitkin hale getirince havalandırmaya balık istifi gibi yüz üstü dizerler herkesin sırtına bir asker çıkar. Tabii ayakların da postallarıyla yürüyüş kararı sayarlar, komando marşı söylerler Ankara'nın Ağustos, Eylül sıcağı... 
  Sıcacık beton üzerin de teriniz ve ciğerlerinizden gelen kan... 
 Siz bunları tekrar yutarken üzerinizde asker tepinip duruyor. 
  Zaman zaman yapılan bu operasyonlar dan sonra 5-6 gün kendimize gelemez, yerimizden kalkamazdık.         Katil Albay Raci Tetik. 12 Eylül 1980' de sıkıyönetimde Ankara Mamak Askeri Cezaevinde 4 yıl müdürlük yaptı. 27 Nisan  2019 tarihinde bakım evinde kimsesiz delirerek öldü...

Şimdi Dilipak.. Şimdi Dilipak..

HATIRA DEFTERİMDEN/Kemâl Yücel

Editör: Kerim Öztürk