Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.

Unutmamak, unutturmamakta fayda var:

Türkiye'nin, "Megri Megri"yle kitlesel tanışması, PKK terör örgütünün metropolleri cephaneliğe çevirmesine yol açan "Çözüm Süreci"nde;

Diyarbakır'da, Molla Mustafa Barzani'nin "Büyük Kürdistan" vasiyetine bağlı oğlu Mesut Barzani'nin de katıldığı toplu açılış töreninde, Şivan Perver ve İbrahim Tatlıses'in düetiyle olmuştu.

*

Türkiye'ye, 33 yıl sonra sadece "Megri Megri" demek üzere adım atan ve yüksek protokolle ağırlanan Şivan Perver, Kürt kökenli herhangi bir müzisyen değildi.

"Büyük Kürdistan"a ulaşma hayali, onu peşmergeye "PKK'yı vurup da Kürt halkının düşmanı olan Türk devletine hizmet etmemesi" için yalvartacak denli belirgindi.

İdeali "Kürt Birliği"ydi!

*

Zaten "Megri Megri" de sırf "Kürtçe de es geçilmemiş olsun, adet yerini bulsun" diye seçilmiş olamazdı.

Aralarında Türkiye Cumhuriyeti'nin en tepe ve resmî makamlarında bulunanların da yer aldığı AK Partili isimlerin gözyaşlarıyla eşlik edip, ayakta alkışladıkları o pek yanık(!), pek içli(!) "şey", Türk askerine ateş açtığı sırada öldürülen bir PKK'lı teröristin ardından söylenmişti.

PKK'lıların "ağıt"larından biriydi.

Teröristleri bir kalemde "gerillalaştıran" dönemin ruhuna uygun olarak PKK'yı masumlaştırmak ve dahi meşrulaştırmak için birebirdi.

*

AK Parti'nin, yerlilik ve millilik iddiasını ilk dillendirmesi, 1 Kasım 2015 seçimlerinin arifesine denk gelmişti.

İktidarın milliliğini "iblisin sevaptan bahsetmesi"ne, yerliliğini de "katilin, kurbanının cenazesine katılıp da onu övmesi"ne benzeten MHP'ye göre AK Parti, "Milliyetçi yığınak yapmak" gayretindeydi.

O kadar ki, 1 Kasım 2015 seçim beyannamesinin tanıtım konuşmasının önemli bölümü buna tepki şeklinde ve şöyleydi:

"…Bunların yatacağı yer, sığınacağı delik yoktur. Bunların millî vicdanda affı da mümkün değildir. Türkmenlerin canını alan Barzani ile Erbil'de sıra geceleri düzenleyip sazlı sözlü çiğ köfteli eğlence ortamlarında sarılıp kucaklaşan şimdilerde de millilik taslayan Erdoğan'dı. Diyarbakır'ı ihanet üssüne çevirip 37 yıl sonra bir PKK'lıyı Türkiye'ye getirip Megri Megri söyleten, 'Kürdistan' diyen aynı Erdoğan'dı. 'Türklük ile karşıma gelmeyin' tehdidi savuran Kandil misyonerlerinin kim olduğunu şüphesiz sizler iyi biliyorsunuz. Habur'da teröristleri muzaffer bir ordunun geriye dönen neferleri gibi davul ve zurnayla yeri göğü inleterek karşılayan şerefsizlerden ne millî ne de yerli bir irade duyulacaktır…

Biz olmasaydık müzakere ortakları Erdoğan ve Öcalan, Türkiye'yi çökertmiş olacaklardı. Biz olmasaydık Oslo'da, İmralı'da, Kandil'de verilen sözlerin hepsi gerçekleşecek; Türkiye'nin tarihten kaydı düşülecekti…"

*

MHP, Cumhur İttifakı'na katıldıktan sonra da kendi içinde bu söyleme tutunmaya devam etti.

Bugün bile hâlâ birçok MHP yöneticisi, teşkilatı, seçmeni için AK Parti'yle ittifakı hazmedebilmenin temel gerekçesi, işte bu "Oslo'da, İmralı'da Kandil'de verilen sözlerin gerçekleşmesini engelleyen parti oldukları"na duydukları inanç.

Bir vakitler İstanbul'da bir yöneticinin ifade ettiği şekliyle, "Dün Megri Megri diyenlerin aklını başına getiren" olma payesi.

*

Kürtçe’nin İlginç Temelleri Kürtçe’nin İlginç Temelleri

Bu sebeple…

AK Parti'nin, TBMM'de yahut komisyonlarda, kurumsal ve teknik olarak zaten MHP'nin de pekala aynı masada oturduğu HDP'yle diyaloğunu "normalleştirmek" gibi kolay yenilir yutulur değil yeniden "Megri Megri" söylemi.

*

Kaldı ki, tek o da değil…

Adeta dalga geçer gibi…

"Yol Ver Türk'ün Bayrağına" haykırışlarının neticesi kurşuna dizilmiş Türklük aşığı bir Türk aydını olan Ahmed Cevad'ın, Turan ülküsüne mal olmuş dizelerini, "Kandil'e Türk bayrağını dik" çağrısını "Böyle saçmalık olmaz" diye yanıtlamış bir siyasi lidere ithafen yeniden düzenledikten hemen sonra gelen bir "Megri Megri"!

Ülkücülerin her dizesini ayrı emanet saydığı ve kendilerine emanet edilen o kutlu hasreti vuslata döndürür ümidiyle Alparslan Türkeş'i işaret ederek ekledikleri "Türk eşine, Türk eşine, Kıyar mı hiç Türk eşine, Bütün dünya kurban olsun, Türk'ün Başbuğ Türkeş'ine" kıtası eşliğinde söyledikleri Çırpınırdı Karadeniz'in, "Bana Türklükle gelmeyin" diyen bir anlayışa yar edilmesinden hemen sonra "Megri Megri"!

*

Kaç yıldır kustukları kana, "Dün Megri Megri söyleyenlerin akıllarını başlarına getirdikleri" tesellisiyle "kızılcık şerbeti" diyenler hangisi için, kafalarını nerelere vursunlar şimdi…

Hangisine ağlasınlar?

"Megri Megri" Ahmed Cevad…

Gördüklerin de yüzünü güldürmedi ya; iyi ki görmedin bugünleri!

Selacn Taşçı - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk