Tanzimat Edebiyatının II. Nesli arasında yer alan  Türk edebiyatında "Şair-i Azam" ünvanını alan şair ve tiyatro yazarı, Makber Şairi  Abdülhak Hâmit Tarhan 12 Nisan 1937 tarihinde vefat etmiştir. Bugün aramızdan ayrılışının 85. Yılında rahmet ve minnetle andığımız Hâmit, Türk şiirinde gerek biçim ve gerek içerik yönünden ihtilal düzeyinde yenilikler yapmış, modern Türk şiirinin ilk örneklerini vermiştir. 85. ölüm yıldönümünde Hâmit’in üzerinde pek durulmayan vatan ve millet sevgisi ile milliyetçilik duygusu üzerinde durmak istiyorum.
 Hayatının bir devresinden sonra Hâmit, milliyetçiliği tam olarak anlamış bir Türk milliyetçiliği olarak görülür. Onun eserlerine yayılmış olan millî fikirleri iki noktada toplayabiliriz: Türk üstünlüğü ve Türk bütünlüğü. Türk üstünlüğü konusundaki fikrine örnek olarak Turhan piyesindeki bir sahneyi gösterilebiliriz. Bu sahnede Turanlı (Türk),Fars, Arap ve Çerkes olan dört uşak bir saray odasını süpürmektedir. Türk uşağın dışındaki üç uşak konuşurken kavgaya başlarlar. Bu sırada Türk uşak, kavgacıların arasına girip onları ayırırken şunları söyler: 
 “Ne yapıyorsunuz hey! Burada hepiniz uşak,
 Ne sen tâcirsin, ne sen şair, ne de bu sârik
 Bense Türk’üm, Turanlı; asıl mağrib ü maşrık
 Bana muti olmalı…”
 Hâmid aynı düşüncesini, Yabancı Dostlar isimli eserinde de şu mısralarla açıklamıştır:
 “Yine sen yabancı ondan ürk, 
 Ki değildir tekin, yamandır Türk.
 Ellerin görmekdikçe itliğini
 O bırakmaz bugün yiğitliğini.
 Isırırlarsa ansızın kudurur.
 Yıldırım yağdırılsa karşı durur.”
 Çeşitli adlar altında dünyaya dağılmış olan Türkler, Hâmid’in gözünde bir bütündür. Türk bütünlüğü konusundaki fikirlerini Arziler isimli eserinde şöyle özetlemiştir:
 “İndimde Türk oğulları hep bir pederlidir,
 Türk, ondan şüphe ettiği  gün pek kederlidir.”
 Hâmid, Hakan piyesinden seçtiğimiz şu iki mısrada ise milliyetçiliğini açık bir biçimde ortaya koymuştur:
 “Tûrân’ı isterim ola hâkim zamâneye…
 ……………………………….
 Biz isteriz ki Türk eli çıksın ufuklara…”
 Hâmid’in milliyetçilliğini ortaya koyan göstergelerden biri de, eserlerindeki vatan ve millet sevgisidir. 
 Vatan ve millet sevgisi, Hâmid’in eserlerinde geniş yer tutar. Bunda da, Namık Kemal’in etkisi büyük olmuştur.
 Ona göre, her insan doğuştan vatansever olmalıdır. Hattâ yalnız vatanı sevmek yetmez, ona âşık olmalıdır. Meselâ Sardanapal isimli piyesinde Yudes’in nedimesi Semiramis’e şunları söylemiştir:
 “Vatanperver ol, bir de sev milleti;
 Bilirsin hayatın nedir illeti.”
 Hâmid’e göre “Milletimi seviyorum” demek yeterli değildir. Millet sevgisi milletin geleceği, birlik ve beraberliği, refah ve mutluluğu, ahlâk ve törelerinin düzeltilmesi, kültürünün yayılması ve gelişmesi yolunda çalışmakla belli olur. Gerçek milliyetçilik budur.
Büyük sanatçı ve vatanperver Şair-i Azam Abdülhak Hâmit Tarhan’ı rahmet ve şükranla anıyoruz. Ruhu şad, mekanı  cennet olsun.

Dr. Sakin ÖNER