MÜZİK, İNSANLIK TARİHİNE, RUH, HUZUR VE MUTLULUK ,ZAMAN ZAMAN'DA BİRLEŞTİRİCİ "ROL" OYNAYAN BİR SANATTIR.

Müzik, ruhun gıdasıdır , derler. Esasında  müzik kalbin-vücudun, doğanın,  bütün canlıların ruhudur. İnsanlara insan hayatına yansır, barışa giden yolları döşer müzik. Dünya Barışına da yardımcı olur müzik. Dağlara, taşlara , çiçeklere güvercinlere , kuşlara , bütün canlılara Huzur verir. Müzik çalarken dağda ki , bayırdaki Ağaçlar,  otlar , ne kadar canlı varsa  müzik çalınca can ve hayat verir, güller Açar, bülbüller öter. Kuşlar,  ağaçlar bile öterler. İnsanlığa giden yol başlanmış  gibi olur. Müzik insanın ve insanlığın Birlik ve beraberliğinin temeli gibidir. Müzikle başlayan Toplantılar, görüşmeler, mutlaka huzurla tamamlanır. Müzik Fuzuli’nin leyla ile mecnunu anlattığı gibidir. Halide Edip'in Ateşten Gömleğin'de olduğu gibidir. Tolstoy'un Savaş ve barış'ında sanatın mucizelerine döndüğü gibidir. Başka mucizeyle, bilim Tekniğin mucizelerle birleşen sanat perdelerden, ekranlardan, gelen ağlardan taştı. 
Sanata bigâne kalarak milliyetçilik-insanlık olamaz.
         *                *                   *
On yıl önce, yüz yıl önce, bin yıl önce, Altı bin yıl önce, tarihimiz bizi yoğurur. Bizi yoğurur ve "biz" yapar, tasada kıvançta bir "millet" yapar. Çanakkale öğle anlardan biridir. 93 harbi de öyle anlardan biridir. Osman Paşa marşını sesinizin bütün gürlüğüyle söylemeye devam ediyoruz edeceğiz. Mohaç öyle, İstanbul'un fethi öyle, Malazgirt öyle anılardandır. Yahya Kemal'in Akıncılar şiiriyle, Arif Nihat Asyanın Fetih marşı ile, Niyazi Yıldırım'ın Malazgirt Marşı ile sonsuzluğa yazılmıştır o anlar. Kür şad isyanı bir romanla sonsuzluğa yazılmıştır. Efsanevi hükümdarlarımız Atilla, Cengiz ve Oğuz Han, Gökalp'ın Turan şiiriyle. 
Halk ozanı Aşık Veysel'in benim sadık yarım karatoprak-gidiyorum Gündüz gece gibi deyimler sanatın eseridir. Dadaloğlununda Ceritler Şakası Türküsüde Türk Tarihindeki başka bir sanatın oluşudur. 
Sanatın olmadığı yerde hiçbir dava yükselmez. Sanatın bulunmadığı yerde millet olmaz.  Sanatın olmadığı yerde bir ot bile bitmez. Otun bitmesi, civcivin yumurtadan çıkması, genç bir kadının hamile kalması,  bir kurdun aya doğru uluması...bütün bunlar yaratılışın, oluşumun mucizeleridir. İnsanlık daha 150-200 kişilik topluluklar halinde yaşarken bu mucizeleri sanata döktü. Dans etti, şarkı söyledi, mağara duvarlarına resim yaptı, taştan, kemikten, ağaçtan küçücük heykelcikler yonttu yaradılışın mucizeleri sanatla birleşti....

NİZAMETTİN ARAS