Her ne kadar internet sitemiz büyük ilgi görmekte ise de; üye ve dostlarımızı bir araya getirmeye de ihtiyacımız olduğundan salon toplantılarını da sürdürüyoruz.

            27 Aralık 2022 Salı günü Edirnekapı Şehitliği’nde saat 14’de Milli Marşımızın şairi, “Allah Türk Milletine bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diyen vatanperver, örnek ve faziletli insan Mehmet Akif Ersoy’u kabri başında anacağız.

            Aydınlar Ocağımız İBB Zeytinburnu tesislerinde bir faaliyete daha imza attı. Değerli üyemiz Av. Özcan Pehlivanoğlu İzmir’den gelerek Adalarla Balkanlardaki gelişmelerle ilgili görüntülü bilgi verdi. Türk Adalarından Balkanlara bakışı ele aldı. Soydaşlarımızın bazılarınca pek fark edilmeyen sorunları üzerinde durdu. Bu bölgedeki tarihi eserlerimizin durumunu görüntülü ele aldı. Toplantıya gösterilen yakın ilgiye teşekkür ediyoruz.

            Tarafımızdan değişik ülke sorunları ile ilgili faydalanılabilecek bir kitap listesi hazırlanarak ilgilenenlerin ve öğrencilerin istifadesine sunuldu. Bu liste internet sitemizde de yayımlanacaktır. Aslında her evde belirli çapta bir kütüphaneye ihtiyaç vardır. Kütüphanesiz bir ev ışık almayan bir binaya benzer. Çocuklarımızdan bazen şikayet ederken yetişkinlerin onlara yeterli derecede rehber olup olamadıklarını da düşünmek durumundayız. Bilhassa Türk Dünyası ile ilgili bilgilerimizi takviye etmeliyiz. Nerede ne kadar soydaşımızın olduğunu öğrenmek durumundayız. Adalar denizindeki adalarda ve Balkanlar’daki soydaşlarımız hakkında yeterli bilgiye sahip olmalıyız. Rahmetli büyüğümüz Prof.Dr. Turan Yazgan’ın onuncu ölüm yıldönümünde de ifade ettiğimiz gibi, orta öğretimde müfredata Türk Dünyası’nı tanıtıcı bir ders konmalıdır. Türk diasporası ile ilgili çalışmalar hızlandırılmalıdır. Yurt dışı tatil seyahatlerimizde ucuzdur diye Yunanistan gibi ebedi ve ezeli Türk düşmanı ülkelere giderek gülünç duruma da düşmeyelim. Yunanistan’ın ekonomik sorunlarını işgalci Almanya ve ABD çözemiyor ki bizler çözebilelim.

            Türkiye’den giden bir gurup Yunanistan’da Rumlar’la tanışıp arkadaşlık kurar; içki sofraları kurulur; sohbet koyulaşınca  ev sahipleri Atatürk düşmanlığının Türkiye’de bulunmasından memnun ve mutlu olduklarını söylerler. Atatürk’ün onları İzmir’de denize dökerek sözde soykırımı yaptığından bahsederler. Buna bizimkiler ne demişlerdir bilemiyorum ama herhalde içlerinden birinin “bir bakıma doğru, O da çok ileri gitmişti” diyebileceğini tahmin ediyorum. Batı ülkelerinin taşeronu olarak Anadolu’yu işgale kalkan ve kullanılan Yunanlılar’ın acaba orada ne işi vardı? diyebilen birisi de çıkmamış olabilir. Farklı coğrafyalara turist olarak giden bazı vatandaşlarımızın gerekli incelemeyi yapmayıp Türkçe konuşan soydaşlarımızı görerek “Yahu burada Türk var mı?” sorusunu sorduklarını da bilenlerdeniz. Eksiklerimizi giderme çabaları görülmektedir ama bunları yaparken garip bir çekingenlik ve utanma tavrı içine de girmeyelim.

            Türkiye’nin mesafe alması savunma sanayiindeki güzel ve çarpıcı örnekler başta sözde müttefiklerimizi çok rahatsız etmektedir. Türkiye de çok oluyor; laf dinlemiyor çarpık anlayışı bize parası verilmiş F-35’lerin teslimini ve F-16 satışlarını engellemiştir. Parasını bile verdiğimiz F-35’lerin biz verilmemesi bir çeşit dolandırıcılıktır. ABD bir NATO üyesini diğer bir üye ülkeye karşı kışkırtmaktadır. Ukrayna’da Rusya’yı tuzağına düşürüp Ukrayna ile çatıştıran ABD, Türkiye’yi de Adalar üzerinden Yunanistan ile çatıştırmaya çalışmaktadır. S-400’ler dahil birçok bahane ileri sürülmektedir. Aslında Türk Adası olan bir çok ada Lozan paspas yapılarak silah ve mühimmat deposu olmuştur. İşi erbabına vermezseniz liyakat yerine sadakati ve sadece belirli bir okul mezunlarını görevlendirirseniz iftihar ettiğimiz füze ve savaş uçaklarını ortaya çıkaramazsınız. Çok şükür bunun tersi yapılmıştır. Ürünlerde %80 yerlilik oranı herkesi mutlu etmelidir.

            Sözde geçici koruma altına aldığımız Müslüman kardeşlerimizden bazıları iyi niyetimizi ve fedakarlıklarımızı yok sayarak Türkiye düşmanlığı yapmaktadırlar. Biz kimseyi zorla Türkiye’ye getirmedik. Suriye’den Türkiye’ye sığınanlar ölmemek için gelmişlerdir. Buna rağmen, bazı Suriye’li işverenler; bizi geri gönderemezsiniz; BOP projesi ve vatandaşlık işleri yürüyor; Suriye’liler Türkiye’nin lokomotifidir. 10-15 sene sonra fabrika ve holdingler de bizim olacak. Biz bu topraklarda TC hegemonyasını yıkmak için varız. Bizi Allah gönderdi. Birçok yerde çoğunluktayız. Türkiye’ye şeriat gelecek. Okullarda İngilizceyi atın, Arapçayı koyun. Sultan Erdoğan bizimle… Kemalist düzen yıkılacak. Yapay sınırları tanımayız. Biz şeriatın sesiyiz. Emir bekliyoruz. Atatürk öldü; beton oldu gibi sapık ifadeler karşısında acaba savcılarımız toptan tatile mi çıktı?     Türkiye genel seçimlere gidiyor. Önümüzdeki engelleri ve kuşatmayı kıracak bir siyasi iradeye ihtiyacımız devam edecektir. Türkiye’nin güçlenmesini önleyecek veya tehlikenin farkında olmayıp kısır çatışmalara girebilecek siyasetçi tipine ihtiyacımız yoktur. İşbirlikçi Damat Feritlere değil, milli bağımsızlık hassasiyetine sahip genç Mustafa Kemallere ihtiyacımız vardır.  

Prof. Dr. Mustafa E. Erkal