Mensubu olmaktan ziyadesiyle memnun ve mutlu olduğumuz milletimiz üç yüz yılı aşkın süredir  yerinde sayıyor ve tabiri caiz ise yalpalıyor,bir türlü inkişaf edemiyor.

Akletmeyenlerin, sorgulamıyanların,soru sormayanların ilimde ve  fende ilerlemeleri mümkün olmadığı gibi bilgi  sahibi olmadan herkonuyu bilenlerin, anlamayanların, görmeyenlerin, duymayanların, meselesizlerin ,   düşünmeyenlerin" ülkesinde cehaletin   neticesi: sürüden meydana gelen bir toplumdur.

Dervişe sormuşlar: “En zor olan nedir?” “Sözdür” demiş. “Anlatması da zor, anlaması da...”

İçinde bulunduğumuz durumu anlamak  veya anlatmak beyhude bir çabadır . Bir toplum düşününüz ki, herkes her konuyu biliyor.
Herşeyi bilen insana bir şeyler anlatmak zordur.!
Zaten herkesin söyliyeceği bir sözü var...

Ancak;
Dervişe sormuşlar; “İnsanın başına gelecek en güzel nasip nedir?"

Derviş demiş ki; “Herkesin bir şeyler anlatmak istediği şu yalan dünyada, seni dinlemek isteyen birine rastlamaktır…"

Ali Fuat Başgil Diyor ki:

-“Kanaatim şudur ki, biz Türkleri, gerek fert ve gerek cemiyet olarak, Garplılardan ayıran ne zekâ, ne kabiliyet, hatta ne de çalışkanlıktır. 
Kudret eli, Türke, terakinin temel şartı olan bu üç nimeti bol bol ihsan etmiştir. Daima söylediğim gibi biz Türkler, yeryüzünün en zeki en kabiliyetli milletlerinden biriyiz. *Bununla beraber, yüz elli seneden beri ilerlemiyor, bocalıyoruz. *

O halde başka bir eksiğimiz var. İlerlemeye engel olan illete maluluz. İşte bu eksiğimiz ve bu illetimiz, tenkide tahammülsüzlüğümüz, hür fikre karşı düşmanlığımız, bir kelime ile taassubumuzdur. 

Bu illetimiz kâh dini, kah laik, kâh siyasi, kâh içtimai, çeşitli şekillerde depreşmekte ve bizim enerji kaynaklarımızı tüketip kurutmaktadır. Onun için biz de yüksek tefekkür hayatı doğmuyor, yüksek ilim ve mütefekkir yetişmiyor.

İlim ve fikir adamları cemiyet yolunu aydınlatan ışıklardır. Hür fikre ve yaratıcı tenkide tahammül gösteremeyen cemiyetlerde bu adamlar yetişmez. 

*İlim ve fikir adamlarının hakaret gördüğü memleketlerde bu adamlar siner, her biri kendi kabuğuna çekilir. Nihayet bilgileri ile birlikte mezara gömülür. Bundan cemiyet ve insanlık zarar görür. *

Şarkta ve Garpta, hemen bütün dünya milletlerini tanıdım. Kendi milletimi de gayet iyi tanırım Bütün bu tanıdıklarım arasında en müsamahasız, maalesef kanaate karşı en merhametsiz, hülasa en mutaassıp, maalesef biz Türkleriz. Moda fikirlere en çok ve en erken de katılan biziz. Ve kapıldığımız fikrin neticeleri gözler önüne serilmiş birer felakette olsa, taasup da devam ederiz. İşte bunun için ilerleyemiyoruz.

*Fikirden korkmayınız. * 

Emin olunuz ki yeryüzünde zararlı tek fikir, tenkit süzgecinden geçmeyendir. Tahammül ve müsamaha gösteriniz. Kabul ediniz ki sizden başka ve belki daha iyi düşünenler vardır. 

Müsaade ediniz fikirler serbestçe münakaşa edilsin, yaratıcı tenkit rolünü serbestçe oynasın. Fikirler çarpışsın, çürükleri dökülsün, sağlamları millet hayatı için birer rehber olsun. İlim, terakki, medeniyet bundan doğar.

Eh..! Hal böyle olunca;kuru ideolojilik bilgilerle,  hamaset dolu İçi boş,içi kof sözlerle
yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımız da taslarını başka çeşmelerden dolduruyorlar,başkalarının türkülerini söylüyorlar artık.!

Elazığ'a ait  hoyratın bir bölümü şöyledir: 
Güne düştüm güne düştüm/
Gölgeden güne düştüm/ Felek gözün kör olsun/ Dediğin güne düştüm...

Ne yapalım, biz de düştüğümüz günü yaşayoruz. Bakalım âyine-i devrân  bize ne sûretler gösterir.

*(İlmin Işığında 
Günün Meseleleri Yağmur Yayınları 2.baskı shf 255-256)