Cumhuriyet 100. yılına girerken, herhalde yeni bir yılın tarihi ve başlangıcı hiç de bu kadar önemli olmamıştı...

Sadece cumhuriyetin kuruluşunun yıl dönümü olmasının heyecanı değil, yeni yıla yönelik hedeflerin gizemi açısından da 2023, Ocak ayının henüz ilk haftasından itibaren dikkat çekici olaylara, kaygılara sahne oluyor...

Oysa toplumun bir kesimi ne kadar da heyecanlı; Atatürk'ün, Kurtuluş Savaşı'nın ardından Aydınlanma Devrimi ile rotasını çizdiği cumhuriyet, bir sürü kalkışmaya, ihanetlere saldırılara ve darbelere maruz kalsa da, nihayet 100. yılına girebiliyor...

Sadece AKP ve devlet açısından değil, AKP'sinden CHP'sine kadar hiçbir belediye, kentlerde 100. yılın damgasını vuracak bir yatırım yapacakları konusunda sinyal vermese de; olsun, cumhuriyet başlı başına zaten kendi damgasını vurmuş Türkiye'ye...

Ancak bu damganın izini silme konusundaki çabalar özellikle Demokrat Parti'nin 1940'lardan itibaren iktidara gelmesinin ardından hiç durmadı...

En kahredicisi ise Menderes'in, "siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz" şeklindeki tavizinin ardından Türkiye'de yoğunlaşan tarikat-cemaat yapılanması, gerici ve ayrılıkçı örgütlenmeler 12 Eylül müdahalesinin ardından bile engellenemedi...

Oysa 20 yıllık AKP iktidarında, sürekli taviz verilen Fethullahçıların devlete darbeye kalkışması, cumhuriyet karşıtı örgütlerin ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha ortaya çıkarmıştı...

Cemaat darbeye kalkışmasına rağmen, devletin içerisinde halen tarikat örgütlenmelerinden söz edilmesi, bu arada onların Tevhid-i Tedrisat'a darbe vurmak için çırpınması, 100. yılına giren cumhuriyete yönelik öfkenin, fitnenin, ihanetin bitmediğinin işareti...

Peki; rejime yönelik tek tehdit tarikat, cemaat yapılanmaları, ayrılıkçı-bölücü örgütlerin cirit atması ve siyaset eliyle devletin yapısıyla, rejimi ayakta tutan Anayasa'yla oynanmaya kalkışılması mı?..

Gaflet, terör, kaygı!..

Dünyada kaç cumhuriyet var ki, gericiliğin, emperyalizmin ve cehaletin ortasında, bir aydınlanma meşalesi yakılmasıyla yüzüncü yılına ulaşabilsin?..

Ancak nice badireler atlatarak 2023'e gelen cumhuriyet ne yazık ki sadece dış tehditle değil, ülke içerisinde cirit atan gerici-bölücü örgütlerin taarruzlarının yanısıra, siyasetin de "gaflet, dalalet ve hatta hıyanet"iyle uğraşıyor...

Bir dönem birbiriyle Güneydoğu'da kanlı bıçaklı olan Hizbullah ile PKK'nın uzantıları, işte demokrasinin içerisinde siyaset yapıyorlar ama özellikle HDP'nin Türkiye ile kavgası bitmiyor...

2023'e girildiğinde, Selahattin Demirtaş'la PKK'lıların, "Öcalan'ın projesidir" dediği HDP işte bu yüzden kapatılmak isteniyor...

Anayasa Mahkemesi dün bu partinin Hazine'den aldığı paraları bloke ederken, savcının, "devletten alınan para terör örgütüne gidiyor" saptaması hiç kimseyi şaşırtmıyor!..

Ve işte bu paradoks yüzünden de, devlet 100 yıllık cumhuriyetin son 40 yılında halen ayrılıkçı terörle uğraşıyor, yurt içinde enterne edilen örgüt emperyalizmin desteğiyle Suriye sınırında ordulaşmaya çalışıyor...

Sadece PKK değil, artık terör örgütü olarak nitelendirilen Fethullahçılarla mücadele sürdürülse de, neredeyse her ay onlarca örgüt üyesinin yakalanması FETÖ'nün devletin içerisinde ne kadar yaygın yapılandığını kanıtlıyor...

Peki; PKK ve FETÖ gibiler yetmezmiş gibi, El Kaide ve IŞİD adı altında, artık Orta Doğu'dan çok, Cumhuriyetin 100. yılını tehdit eden Selefi yapılanmalara ne demeli?..

Hiç kuşkusuz AKP iktidarının 2011'deki Suriye iç savaşında yanlış safta durmasının ağır sonuçları, PKK'nın güçlenmesiyle, IŞİD'in eylemleriyle görülmüşken, 2023'ün bir başka sürprizi de Erdoğan'ın Suriye lideri Beşar Esad'la görüşeceğini söylemesi...

Sağda-solda ihanet!..

Evet; AKP'nin Suriye politikası, "açılım" nedeniyle PKK'ya yaklaşımı, FETÖ'ye verilen tavizlerin nelere yol açtığı ve cumhuriyetin korunması ile ilgili hataları çok ama, tüm bunlarla mücadele etmesi gereken muhalefetin son günlerdeki şoke edici eylemlerine ne denilmeli?..

Kim derdi ki, cumhuriyetin 100. yılına girerken, cumhuriyeti kuran CHP'nin genel merkezinde, Nuşirevan Elçi adlı bir genel başkan danışmanı, (hem de parti bayrağı önünde) "özerklik"ten söz edebilecek?..

Kim derdi ki, Şırnaklı o danışman, Barzani televizyonuna Kürtçe demeç verirken, CHP Genel Merkezi'ndeki Türk Bayraklarının kaldırılmasına sessiz kalınacak?!.

Ve kim diyebilirdi ki; AKP'yi tahttan indirmek için kurulan 6'lı Masa'nın üyelerinden DEVA Partisi, Türklük tanımını Anayasa'dan çıkarmayı, Devrim Kanunları'nı değiştirmeyi ve ana dilde eğitim kuralını bozmayı düşünebilecek?..

Sözün özü bellidir; geçmişteki darbeler, kalkışmalar, ihanetler ve çöküşler yetmemiş gibi, (toplumun büyük bölümü, cumhuriyetin 100. yılına girmesini coşkuyla beklerken) örgütlerden siyasete kadar ihaneti andıran tavırlar, laiklikten Aydınlanma Devrimi'ne ve hatta Atatürk'ün mirasından rejime kadar Türkiye Cumhuriyeti'ni taarruza uğratmaya devam ediyor...

Böyle bir atmosferde "29 Ekim 2023" coşkuyla kutlanabilecek mi sizce?..

Mehmet FARAÇ - Yeniçağ