Epiktetos’un şu sözünü hiç unutmayalım “Hayat bir sahne ve bizler de yazarın senaryosunu oynayan oyuncularız.  Bu oyun kısa da sürebilir, uzun da. Size bir dilenci rolü yazıldıysa bu rolü bile iyi oynamalısınız. Sizin göreviniz size biçilmiş karakteri iyi oynamaktır. Kimin neyi oynayacağı başkasının kararıdır.”
   Hayattaki konumumuz genellikle bizim elimiz de değildir. Bazılarımızın doğuştan gelen ayrıcalıkları ve imtiyazları vardır. Bazılarımızın ise zor bir hayat şartları vardır. Bazen istediğimiz fırsatlar çıkar karşımıza, bazen büyük yükleri taşımak zorunda kalırız. 
   Hayatımız boyunca başımıza ne gelirse gelsin, konumumuz ne olura olsun, yapmamız gereken şey şikayet etmeden, sızlanmadan rolümüzü kabullenmek ve başarıyla onu tamamlamaktır. Olanı kabullenelim ve keşke olmasaydı demeyelim. Oyunu elimize gelen kartlara göre en iyi şekilde oynamaya çalışalım. Her zaman da şükür içinde olalım. 
  “Dünya büyük bir tiyatro sahnesi gibidir. Herkes rolünü oynar ve rolü bitince de bu sahneyi terk eder.” diyen William Shakespeare haksız mı? Ne dersiniz? 
  Bir de Yüce Kur’an’ın “Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir.” (Ankebût- 64) ayetindeki mesajını anlamaya çalışalım. 
 Bilgeler bize rol model veya ilham kaynağı olsun. Bilgeleri izleyelim: Bu kişiler nelerden kaçınıyor ve nelerin peşinde koşuyor? 
     Hangi şartlar altında olursak olalım. Her zaman kontrolümüz altında olan şeylere odaklanalım. Oyunu bize gelen kartlara göre oynayalım. Hem büyük resimde hem de küçük resimde her zaman seçme özgürlüğümüz vardır. İster hapishanede olsun, ister sarayda…

Irmağının “siyanürlü” akışına, ölürsün Türkiyem! Irmağının “siyanürlü” akışına, ölürsün Türkiyem!

Dr. Zülfikar Özkan

Editör: Kerim Öztürk