Devletin bizzat savaşta olduğu haller ve mübadele dönemi hariç cumhuriyet dönemi boyunca Türkiye'nin dış türklerle ilgili politikası her Türk boyunun bulundukları coğrafyalarda kalması yönündedir.

Son yıllarda bunun değiştiği aşikardır. Değişmese Türk, gayri Türk milyonlarca göçmen örtülü yada açıktan ülkemize doluşturulmazdı.

Eğer bu dış türkler politikasının değiştiğinin bir sonucu ise göçmenler plansız programsız doluşturulmamalıydı. Her bir göçmenin; eğitimine, mesleğine, yaşına, çocuk sayısına vb sosyo-ekonomik vaziyetine göre nerede ikamet edeceği, ne iş yapacağı veya nerede çalışacağı, güvenliği, varsa çocuklarının eğitimi, Türkce öğretilmesi, herhangibir terör örgütüne dahil olup olmadığı, ileriki yıllarda ülkemizde terör örgütlerince suistimal edilip edilmeyecekleri, ülkemiz ekonomilerine getirecekleri yük veya katkıları, Türkiye'ye entegrasyonlarının nasıl sağlanacağı... vb sorunlarının çözümlerine dair programların hazırlanması gerekiyordu.

Eğer bu programlar yapılmadıysa (ki görünüşte yapılmamıştır) ekonomik, sosyal, kültürel, güvenlik, bütünlük vb bakımlardan ülkemiz bekası bakımından; bir zamanlar ortadoğunun yıldız ülkesi olan ve 1948'lerden itibaren filistinden gelen göçmenlerden sonra neredeyse yok olan LÜBNAN gibi, çok büyük tehlikeler barındırmaktadır.

Beka Doktrinine inanıyorsanız! Beka Doktrinine inanıyorsanız!

Dahada kötüsü; programlar yapılamadıysa durum devlet kurumlarının ne kadar vahim durumda olduğunun veya siyaset kurumuyla devlet kurumlarının birbirlerinden ne kadar kopuk yada uyumsuz olduğunun göstergesidir.

Siyaset, kamu kurumları, STK'lar ve tek tek vatandaşlar olarak aklımızı başımıza almamız ve akibetimizin hayrolması duasıyla.

Mehmet Yalburdak

Editör: Kerim Öztürk