29 Aralık akşamı bir olay yaşadık. Ülkemizde büyük bir çoğunluğun içini ferahlatan, ümitlendiren bir olay yaşadık. Hem öyle bir olay ki, bütün dünyanın ilgisini çeken ve tarihe mühür kazan bir olay.

İslam devletlerinin ve özellikle Arapların lideri konumunda kendisini gören Suudi Arabistanda bu olayı yaşadık. Bu ülkede Türk Milletinin tarihindeki en bilinçli Türk Milliyetçisi olan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü istemediklerini söyleyen Suudi Arabistan yönetimine bütün dünyanın gözü önünde, hiç tereddüt etmeden ve çok sert bir tokat vuruldu.

Tokadın sesi bütün dünyada yankılandı.

Kim o tokatı vuran?

Fenerbahçe ve Galatasaray takımlarımız! Bu takımların Başkan ve yöneticileri!

Kutluyorum, tebrik ediyorum her iki takımımızı, yöneticilerini ve başkanlarını.

Hem de Ali KOÇ tarafından söylenen şu sözlerle tokat vuruldu:

“ATATÜRK yoksa, Türk Milleti de yok, o zaman biz de yokuz.”

Suudi Arabistan yetkilileri ne istemiyorlarmış?

Galatasaray tarafından açılacak “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” afişini, Fenerbahçe tarafından açılacak “Ne Mutlu Türküm Diyene”afişini istemiyorlarmış. Yapma ya! Başka ne istemiyorlarmış? Futbolcuların ATATÜRK tişörtü ile sahaya çıkmalarını istemiyorlarmış. Yapma ya!

Suudi Arabistan yöneticileri, sizler ATATÜRK ismini isteseniz ne olur istemeseniz ne olur...

Büyük Türk Milleti her şart altında ve her durumda onu bağrına basmışken, bütün dünya ona yüzyılın en büyük dünya lideri diye saygı duyarken siz kabul etseniz ne olur etmeseniz ne olur...

Neden önceden oraya gidilmeye göz yumuldu falan filan gibi iç tartışmaları yapmayı şu ortamda hiç de uygun görmüyorum. Hatta sürekli ATATÜRK aleyhine yayınlar yapan bir takım basın yayın organlarının ve birilerinin “ATATÜRK Kırmızı çizgimizdir” gibi beklemediğimiz söz ve yazılarını şu ortamda açmaya gerek görmüyorum. O konular bizim iç meselemizdir. Biz o konularda tartışırız, dövüşürüz içimizde kalır.

Şimdi, bütün dünyaya Türk Milletinin Mustafa Kemal ATATÜRK etrafında nasıl birleştiğini gösterme zamanıdır ve bu gerçeklik de en iyi bir biçimde gösterilmiştir hem de olağanüstü duygusal sayılacak sahnelerle.

Bu sahneleri, takımların yurda dönüş anında o kadar güzel yaşadık ki! Takımların kafilelerini diğer takımların taraftarları beraber karşılıyor ve hem de birbirlerine sarılarak, tek bir ağızdan “Mustafa Kemalin askerleriyiz” diye bağırarak ve müthiş bir kalabalık ile gece yarısı. O sahneler insanı gerçekten inanılmaz duygulandıran sahneler idi.

Kutluyorum, tebrik ediyorum Türk Milletini.

Suudi Arabistan, istemeden öyle bir iyilik yaptı ki, ne demeli bilemiyorum.

Neden böyle diyorum?

Ülkemizde, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK hakkında 30 yıldan beri yazılar yazıyorum, televizyon programları yapıyorum, ülkemin bir çok yerinde konferanslar veriyorum. İtiraf etmeliyim ki; bütün bu gayretlere rağmen 29 Aralık 2023 akşamında yaşadıklarımızın yarattığı ortamı yakalamayı hayal bile edemezdim. Elbette böyle olsun isterdim ama zamanın bu kadar çabuk geleceğini düşünmemiştim. Bu nedenle Suudi Arabistan yetkilileri istemeden insanımızın birlikteliğini, uyanışını, aydınlanışını çabuklaştırmış oldular.

Yazımın başlığı nedir?

ATATÜRK, yenilmez, yener.

Türk Milliyetçiliğinin siyasi ve entellektüel savruluşu ve kurtuluşumuz! Türk Milliyetçiliğinin siyasi ve entellektüel savruluşu ve kurtuluşumuz!

Peki, sadece duygusal olarak bu dünya liderine bağlılığımızdan mı kaynaklanıyor bu sözler. Hayır!

Neden kaynaklanıyor biliyor musunuz?

ATATÜRK;

Samimiyettir,

Mücadeledir,

Türk Milletine olağanüstü bağlılıktır ve güvenmektir,

Sabırdır,

Mertliktir, yiğitliktir

Korkusuzluktur.

İnanmışlıktır

Akıldır,

Bilimdir,

Gerekmedikçe savaşmamak ve barıştır.

Yani ATATÜRK yenilirse bütün bu değerler yenilir. ATATÜRK yenilirse insanlığı ayakta tutan bu değerler ortadan kalkar demektir.

Bu durumda ATATÜRK yenilir mi? Yenilmez ve hep yener.

Böyle baktığın zaman zaten olayları görmek o kadar kolaylaşıyor ki...

Gelelim tarihsel bir konuya...

Araplar, Türkleri sevmez değil se-ve-mez. 29 Aralık akşamından beri yaşadıklarımız bunu anlatmaya çalışanların ne kadar haklı olduğunu açık-seçik göstermiştir. Hiç ayrıntılarına girmeye gerek bile yok. Tekrar ediyorum: Araplar, Türkleri se-ve-mez. Bu gerçeği tereddütsüz, şüphesiz kabul edeceğiz. Osmanlı Devletimize karşı ayaklanan Araplar, ATATÜRK için neden yasaklar getiriyor? Yani Osmanlı Devletimize mi karşılar, Cumhuriyet Devletimize mi karşılar? Hangisini istemiyorlar? Demek ki, Devletimize karşılık değildir düşmanlıkları. Türk Milletine karşı gelmektir. Diğer bir ifade ile, devletimizle değil, Milletimizle mücadele etmektir amaçları.

Bir ülkenin iki takımını ülkene çağır, büyük reklamlar yap, ama onlara de ki, benim istediğimi yapacaksın. Olur mu, akıl alır mı? Bugüne kadar kime böyle bir çirkinlik, çiğlik, pişkinlik, kindarlık yapmışlar acaba?

İç işlerimize şimdilik ortam gereği çok fazla dokunmamaya çalıştım. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı derhal istifa etmelidir. Diğer üst yöneticiler de bu durumdan ders almalıdır. Liyakatsiz ve sadece bizden olsun anlayışının nelere mal olabileceği bundan böyle düşünülmelidir(!).

Yeni yılınızı kutlar, yeni yılın ATATÜRK bağlılığının sağlık ve huzur içerisinde en yüksek seviyelere çıkmasını dilerim.

Av. Halil Altıparmak

Editör: Kerim Öztürk