Türk milletinin en büyük güç kaynağı ve varlığının yegâne güvencesi Millî birliktir. Millî birlik ve beraberlik, toplumun bütün bireylerini aynı amaç etrafında birleştiği değerler zinciridir. Milletin sahip olduğu, milli birlik ve egemenlik hakkı, milli iradenin tek ve asli sahibi aziz Türk milletidir...

Millet olarak bizi bir arada tutan aynı ülkü uğrunda hizmet etmemizi sağlayan,  diğer bir unsur ise Milli Kültürdür. Kültürün, millet dediğimiz topluluğun oluşmasında büyük önemi vardır. Kültürel gücü olmayan topluluklar millet olgusuna erişemezler. Tarihsel varlığın korunması ya da oluşması kültürel birikimle gerçekleşir. Milli kültür devlet olgusunu güçlendireceğinden, toplumların varlığının devam etmesi içinde olmazsa olmazdır. Anadolu coğrafyasında milli kültürünü unutup sadece çanak ve çömlekleri ile anılan birçok medeniyet vardır.

Âşık Veysel’in “millet olma şuuru”nun şiirde işlenmesi milli kültürümüzün önemli örneklerindendir. Veysel’in ifadesi ile Millî kültürün en gür ırmaklarından biri de şüphesiz“türkü”lerdir. “Türkü”, “Türk’e özgü, Türk’e mahsus” manasına gelir. “Türk Milletini anlamak için türkü dinlemek gerek” anlayışına sahiptir.

 Veysel’in Azerbaycan’da da çok bilinen türküsünde / şiirinde Veysel şöyle söyler: “Dünya dolsa şarkıyılan  / Türk’üz türkü çağırırız / Yola gitmek korkuyulan / Türk’üz türkü çağırırız // Türk’üz, Türkler yoldaşımız / Hesaba gelmez yaşımız / Nerde olsa savaşımız / Türk’üz türkü çağırırız // Türklerdir bizim atamız / Halis Türk’üz, kanı temiz / Şarkı, gazeldir hatamız / Türk’üz türkü çağırırız...

Millî birlik ve beraberliğin ülke içinde sağladığı huzur ve güvenlik dışında ahlâki ve manevi değerleri de güçlendireceği çok açıktır. “Kültür birliği” olmayan topluluklara “millet” adı verilemez. Dolayısı ile milletleşmeyen topluluklar kabileye benzer, ya devletsiz ya da yurtsuz yaşamaya mahkumdur. Atatürk’e göre milli varlığın temeli, “Milli bilinç ve milli birlikte bulunmaktadır. “

Milli kültür, bir topluluktaki fertlerin ve sosyal grupların aynı duygu ve ülküler çevresinde birleştirerek sosyal akrabalık oluşmasına katkıda bulunur. Milletleşme rastgele kendiliğinden oluşmaz. Bu nedenle, diğer milletlerden farklılaştıran maddî ve manevî her türlü bilgi, beceri, kabul ve davranış birliği oluşumunu millî kültür” sağlar.

Mehmet Akif Ersoy'un: "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez/ Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez."  beyitlerini kendimize şiar edinmeli, farklılıklarımız üzerinden değil tek ortak kaygımız olan “Milli Devlet” gerçeği üzerinden hareket etmeliyiz...

Milli devlet felsefemizde birey için toplum feda edilemez. Milli konularda sen-ben kavgası bırakılmalıdır. Türkiye geleceğini sağlamlaştıracak milli şuura ulaşmalıdır, herkesin bu ortak payda da buluşması vatandaşlık görevidir...

Türk Devletinin varlığının devamını, daima kalıcı olmasını sağlayan temel düstur şüphesiz Türk milletinin karekteridir. Bu konuda ünlü Türk düşünür ve yazar, H. Nihal Atsız’ın şu sözleri paylaşılmaya değerdir:  "Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun devamıdır. Osmanlı İmparatorluğu, İlhanlı Devleti’nin uç beyliğinden doğmuştur; demek ki onun devamıdır, İlhanlı Devleti Anadolu’daki Selçuklu devletinin devamıdır. Anadolu’daki Selçuklu Devleti ile Batı Türkistan ve İran’daki Harzemşahlar Devleti Büyük Selçuklu Devleti’nin devamıdır. Büyük Selçuklu Devleti; Karahanlıların, Karahanlılar Uygurların, Uygurlar Gök Türklerin, Gök Türkler Aparların, Aparlar Siyenpilerin, Siyenpiler Kunların devamıdır. Bu devamlar kesintisiz, aralıksız bir tarihin kadrosudur. Yani biz, biri yıkılıp biri kurulan ayrı ayrı devletlerin değil, bir bütün halinde sürüp gelen bir devletin milletiyiz."

Devlet Ebed Müddet ideali Türk Milletinin üst kimliğidir, nasıl ki İngilizlerin tarih sayfalarında yerini alan “Güneş batmayan ülke” sözü var ise Türk devletlerinin de “Devlet Ebed Müddet” söylemi her zaman var olmuş ve olacaktır.

Fahri Yağlı - 12.08. 2022