Merhum Mustafa Çalık’ı 1970’lerin sonunda tanıdım. Ankara’da avukattım. Merhum Alparslan Türkeş’in avukatı olarak da onun hakkında açılmış veya onun açtığı davaları da takip ediyorum.

Anafartalar’daki büroma birgün Mustafa Çalık geldi. Hemen dirayet ve bilgisi dikkatimi çekti. Ülkücüleri eylemden kültürel çalışmaya yöneltmeye çalışan gençlik liderlerinden biriydi. Sonra profesör olan Mümtaz’er Türköne, Naci Bostancı, Vedat Bilgin, Senail Özkan, Kemal Görmez, Mehmet Öz… Ve o zaman gencecik bir ülkücü olan Rubil Gökdemir yakın arkadaştılar. Rubil Gökdemir bugün Demokratik Değişim Hareketi’ne öncülük ediyor.

DOKTORA TEZİ

Mustafa Çalık 1989’da “Türkiye Günlüğü” dergisini ve “Cedit Yayınevi”ni kurdu. Üç ayda bir yayınlanan “Türkiye Günlüğü”, bütün tarihimizde yayınlanmış en yüksek akademik ve entelektüel kalitede dergilerden biridir.

Evet hamasi ve siyasi değil, akademik ve entelektüel...

Böyle bir dergiyi enerjisiyle ufkuyla ancak Mustafa Çalık çıkarabilirdi.

Çalık, 1992’de “MHP Hareketi, Kaynakları Gelişimi, 1965-1980” konulu doktora tezini tamamladı. Tez hocalarının Ergun Özbudun, Ahmet N. Yücekök ve Oya Araslı olması, yüksek kalitesi hakkında bir fikir verir.

Sosyoloji ve siyaset bilimi metotlarıyla yapılmış bir araştırmadır. Çalık kitap olarak yayınlanan bu doktora tezinde Alexis de Tocqueville, Duverger, Sartory, Huntington, Eisenstadt gibi Batılı siyaset bilimcilere atıflar yapar. Milliyetçi akademisyen ve düşünürlerimizden en çok atıf yaptığı iki isim, Mümtaz Turhan ve Erol Güngör’dür. Turhan, Güngör ve Başgil benim de düşünce dünyamın mimarlarından üçüdür.

Güngör’ün “sosyologlar çizgisi” dediği milliyetçilik anlayışı, Çalık’ın milliyetçiliğinin de temelini oluşturur.

KENAR’DAN MERKEZ’E

Çalık kitabında, Gümüşhane’de bine yakın sayıda MHP’lilerle ‘derinlemesine mülakat’ metoduyla görüşmeler yaparak “neden ve ne suretle MHP’li yahut milliyetçi-ülkücü oldunuz?” sorusunun cevabını araştırır. Merhum Türkeş’i “gayet otoriter, ciddi ve çok erkek adam” olarak görmeleri, komünizmle onun başa çıkacağını düşünmeleri önemli bir motivasyondur. m(s. 132 vd.)

Tabanda sosyolojik anlamda kenar’ın merkez’e, geleneğin moderniteye tepkisi ve mitolojik unsurlarla pederşahi otorite anlayışı önemlidir “Hiyerarşik bir otoriterlik ve tavizsiz bir disiplin kültü” vardır. “Meşruiyetin kaynağı hukuk ve nizama değil, temel ‘değerler’ ve siyasi ideolojiye dayandırılmıştır.” Çalık, MHP kültürünün bu yönlerini anlatırken, sol tarafından “faşizm” diye nitelenmesinin yanlış olduğunu da izah eder. (s. 201-206)

Bu otorite anlayışı, bizde hemen bütün ana akımlarda vardır. Bir yanda “devrim”in, diğer yanda “dava”nın hukuktan üstün görülmesi, hukukun devrim ya da dava yönünde araçsallaştırılması…

Çalık bu konuda İttihat ve Terakki ile Tek Parti geleneklerini hatırlatır kitabında.

SİYASET VE FİKİR

Kırgızistan, Kanadalı şirketin işlettiği Kumtor altın madeninin kontrolünü devraldı Kırgızistan, Kanadalı şirketin işlettiği Kumtor altın madeninin kontrolünü devraldı

Türkiye’deki bütün ana akımlar, aynı siyasi kültürün ve aynı sosyo-ekonomik safhanın çeşitli tezahürleridir. İşte, 21. Yüzyıldayız, hala hukuk siyasetin elindeki bir araçtır!

Fikirlerin de siyasette araç haline getirilmesi, entelektüel ve akademik seviye kaybına sebep oldu. Artık ne İslamcılarda Sait Halim ne milliyetçilerde Mümtaz Turhan ne de devrimcilerde Niyazi Berkes var.
Erol Güngör hocamın, kafasını parti disiplinine teslim eden akademisyenleri, entelektüelleri eleştiren elli yıl önce yazdığı şu satırlar bütün hareketlere bir uyarıdır:

“Aramızdan politika hayatına giren ve bir parti mensubu olan meslektaşlarımızla çok defa aramızın açılmasında bu tavır farkının önemli rolü vardır. Yahya Kemal’in hatıralarını okuyanlar, Ziya Gökalp gibi âlim ve faziletli bir insanın bile İttihat ve Terakki fırkasındaki rolü yüzünden bazen nasıl zihin esnekliğini kaybettiğini, hatalı yolda ısrar ettiğini görürler.” (Sosyal Meseleler ve Aydınlar, Ötüken, s. 374)

Mustafa Çalık, bağımsız bir milliyetçi aydındı, kendi yorumlarının sahibiydi. Hür vicdanıyla konuşur ve yazardı. Vefatı bütün Türkiye için ‘hür düşüncenin kaybı’ oldu. Daha yazabileceği, söyleyebileceği çok şey vardı.

Aziz Kardeşim Mustafa, sana Allah’tan rahmet diliyorum, mekânın cennet olsun. Yazdığın, yayınladığın eserlerin okuyucusu bol olsun, inşallah.

Taha AKYOL - Karar

Editör: Kerim Öztürk