AKP iktidarıyla gündeme gelen ve yoğun bir şekilde 250 bin dolara vatandaşlık konusuna biraz değinmek istedik.

Bu adamların en az 4 eşi var 
Bu eşlerden 5 er çocuk düşünün 25 nüfus 250 bin dolar.
Kişi başı 10 dolara vatandaşlık alıyor.
Göç idaresine göre 17. milyon  mülteci kaçak göçek var.
100 milyar dolar (2,7 trilyon TL) devleti kasasından harcama yapılmış. 

Erdoğan'ın en büyük eseri Kamplarda kalan Suriyelilere çocuk üretme fabrikası kurdu.

Üniter devlet yapılarının yok edilmeye çalışıldığı, küresel tehlikelerle her devlet ve milletin milli benliğini kaybetme noktasına geldiği bir zaman dilimini yaşıyoruz. 

Bu sebeple de küresel tehlikelere karşı kendi bütünlüğünü koruma noktasında da büyük küçük her toplum kendine göre önlemler almaktadır. 

Tarihsel süreç içerisinde sürekli göçler yaşayan topluluklar, gücü nispetinde göçtüğü toplumları kendilerine benzetmiş, tabir yerindeyse gittiği yerleri ele geçirmiştir. 

Bu insanlığın doğasında var olan bir özelliktir. 
Bu sebeple her toplum göçlere ve sığınmacılara karşı çok temkinli davranmışlardır. 

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti dünyada eşi benzeri görülmemiş bir tehlike ile karşı karşıyadır. 

Sınırları delik deşik olmuş, hemen hemen dünyanın her yerinden ülkemize sığınmacılar gelmiş, Muhacir ve Ensar gibi sözüm ona dinsel ve kültürel çeşitli kılıflarla yaşanan göçlere bahaneler üretilmiştir. 

Devlet Bahçeli’den Mehmet Şimşek’e sert çıkış: Müfsit Devlet Bahçeli’den Mehmet Şimşek’e sert çıkış: Müfsit

Sadece bunlarla kalınmamış çeşitli yollar üretilerek para karşılığı vatandaşlık verilmeye başlanılmıştır. 

Bizce en tehlikeli olan da para ile satılan vatandaşlıklardır. 

Dünyanın hangi milletine ait olursanız olun belli bir oranda para verirseniz ya da belli bir oranın üstünde gayrimenkul alırsanız kolayca Türk vatandaşı olabiliyorsunuz. 

Değerli dostlarım para ile ya da başka menfaat karşılığında vatandaşlık alanların bu topraklara verebileceği bir şeyin olması mümkün değildir. 

Milli benliğe, milli bir ruha sahip olmayan, yaşadığı topraklara aidiyet duymayan birilerinin o topraklar için fedakârlığa katlanması asla mümkün değildir. 

Aidiyet duygusu da öyle kolay kolay kazanılan bir duygu değildir. İnsanların gittikçe daha bencilleştiği, daha dünyevileştiği, inanç ve kültür değerlerinin gittikçe bozulduğu bir zaman diliminde yaşadığımızı unutmamak gerekir. 

Türk Milleti olarak asırların birikimi olan milli ruhumuzdan adım adım uzaklaştığımız şu dönemde bir de bizden olmayan birilerini bizdenmiş gibi vatandaş kabul etmek kendi elimizle kendi sonumuzu hazırlamak demektir. 

Devletimizi idare edenleri, milletimizin aydınlarını, vicdan sahibi her Türk vatandaşını bu tehlike karşısında uyanık olmaya davet ediyoruz. 

Lütfen sonu hüsran olan bu yoldan hemen dönün…

Derviş Ortak - Ülkücü Türk milliyetçileri grubu

Editör: Kerim Öztürk