SEVGİLİ ARKADAŞLAR;

Rubil GÖKDEMİR

İflah ve ıslah olmaz bir iyimser olarak, ülkeme ve milletime dair her ümidin ışığını ta ruhumun derinliklerinde hissetmenin heyecanıyla, ülkücü camiamız odaklı gelişmeleri bir bayram çocuğu sevinciyle sizlerle daha önce paylaşmaya çalıştığımız malumunuzdur.

İnandım ve düşündüm ki; muhalifi veya muktediri olarak mevcut şartların ve tarihin hepimizin önüne sunduğu millete ve insanlığa hizmet etme fırsatının heyecanı ve motivasyonu herkes için yeterli bir gerekçe teşkil edecek.

Düşündüm ki, gerektiğinde canımızı, kanımızı bile esirgemeyeceğimiz ideallerimiz adına yola çıkmış insanların, milletin ihtiyaç duyduğu umut hareketinin içinde yer almaları yeterli bir övünç ve motivasyon kaynağıdır.

Düşündüm ki; çocuklarımıza, torunlarımıza anlatacağımız hayatımızı anlamlı kılacak şekilde, "ben de o büyük değişim hareketi içinde bulunmuş, o heyecanı paylaşmıştım" demenin hazzı bize yetecekti.

Düşündüm ki; havasını, suyunu, ekmeğini yediğimiz bu ülkeye karşı ve mensubu olmaktan onur duyduğum milletimizin hareketimize yönelik canlı alakasına cevaben vazifemizin ağırlığını hissetmek bile yegane mutluluk kaynağımız olacaktı.

Düşündüm ki; daha bir kaç yıl öncesine göre biz ülkücülere "kırmızı görmüş boğa" gibi bakan toplum kesimlerinin bile, gönül kapılarını açarak bizleri umut ve çıkış kapısı olarak görenlerin taleplerinden yeni bir milli mutabakat, büyük bir uzlaşma tablosu çıkarabiliriz.

Düşündüm ki; bizi biz yapan milli değerlerimizle, evrensel ilkeleri harmanlayarak, bu topraklardan çıkacak yeni bir medeniyet projesinin heyecan kaynağını bu hareketin gönüllü neferlerinin feragat, feraset ve birikimi sağlayabilir.

Düşündüm ki; hak ve hakikat adına yola çıkanlar, önce bu değerlerin vazgeçilmezliğini kendi nefislerinde yaşarlar ve milleti yeniden yanıltmayacak şekilde bir fazilet ve demokrasi mücadelesine bayraktarlık yapacaklar.

Biliyorum ve baştan söylemiştim zaten; ıslah ve iflah olmaz bir iyimserim ben..

Yine de inanç, ümid ve heyecanımı kaybetmedim ama gördüklerimi ve hissettiklerimi de sizlerle tedbir ve uyarı maksadıyla paylaşmaya devam edeceğim.

Sevgili arkadaşlar;

Allah ve millet aşkına, bu ümid ve fazilet hareketini soğuk savaş döneminin mücadele alışkanlıklardan başka bir şey bilmeyenlerin komitacılıklarına, insaflarına terketmeyelim.

Milletin ihlaslı ve ehliyetli evlatlarının temsil etmesi gerekenler; bu kutlu yürüyüşün kaderini, kifayetsiz muhterislerin, emekli politikacıların, siyaseti bürokrasinin terfi mekanizması olarak görenlerin, müflis iş adamlarının yeni ikbal arayışlarına bırakmasınlar.

Hukuk ilkelerinin ancak medeni toplumlarda hayat bulabileceği inancıyla; hak, adalet ve demokrasi arayışımızı; "töre", "gelenek", "sadakat" kavramlarının gerçek anlamları dışında, bu kavramları işine geldikleri gibi kullananların bulanık amaçlarında boğulmasına izin vermeyelim.

Bu fazilet mücadelesini gündelik siyaset süreçlerinin aktörü olan kimselerin intikam, hesaplaşma veya hasetlik duygularının vasıtası yapılmasına izin vermeyelim.

Bugüne kadar her vatani göreve çağrıldığında, niye sorusu sormadan kanlarını dökmeye giden, milletin karşılaştığı her tehlikeyi önceden sezen memleket evlatlarına izin verin de, bu defa da ülke için kafa yormanın, çözüm üretmenin, ter dökmenin hazzını, mutluluğunu yaşasınlar.

İzin verin de; ilk defa bu milletin çocukları kendi kendilerine "gelin-güvey olmanın" keyfini ve öz güvenini yaşasınlar. Siyasetin, milleti dışlayarak devletin derin dehlizlerinde yapılan bir komitacılık faaliyeti olmadığını, siyasetin millet için ve milletle yapılması gerektiğini göstersinler.

İzin verin de, "kerameti kendinden menkul" önermeleriniz yerine, bilimsel verilere ve analizlere dayalı politik projeleri bu milletin çocukları ortaya koysunlar. 

İzin verin de, ülkücüler entrikacılık yerine rasyonel organizasyon gücü ve yüksek heyecanları ile teşkilatçılığın ne demek olduğunu millete göstersinler. İzin verin de; demokratik taleplerin yönetme işini zorlaştırmadığını, aksine büyük bir enerjinin ortaya çıkmasını sağladığını göstersinler.

Milletin derdiyle dertlenme saikiyle ve gönül sızısı halinde ortaya çıkan duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Arzu ve ümid ediyorum ki, hiç bir tarafı ve cenahı hedef almadan milletin varlığını önemsiyor ve esas alıyorsak, hareketimize yönelmiş bulunan bu yoğun teveccühün gereğini yerine getirmeyen, bu amaçla nefislerini aşamayanları mazlumlar adına vicdani sorumluluğa davet ediyor, aksi halde milletin bu heyecanını heba edecek müsebbipleri Allah'ın şaşmaz ve yanılmaz adaletine havale ediyoruz..