Gönüllerde Birlik Vakfı Başkanı Mahir DAMATLAR'DAN

'MUHSİN YAZICIOĞLU İLE HER ALANDA BERABERLİĞİMİZ VARDI' 
(Havva AKDAĞ MART 2019)

Muhsin Başkan’la 12 Eylül şartları ve cezaevi dönemimiz vardı. Vefatına kadar hiç uzak olmadık. Bu arada cezaevinden çıkışlarımız da yakın olduğu için hemen hemen aynı dönemlerde evlendik. Hepimiz birbirimizden izin alarak evlendik. Ticareten de halen ortağız. Birkaç arkadaş davayla, birkaç arkadaş da ticaretle uğraştık. Çünkü dava parasız yürümezdi; aç kalırdık. Şimdi vefatından sonra ailesi üzerinden beraberliğimiz devam ediyor.

Muhsin Bey’i diğer siyasîlerden tefrik eden hususiyeti neydi?
Muhsin Başkan’ın güvene dayalı bir ilişkisi vardı. Çıktığınız yolda asla yalnız kalmazdınız. Sonu nereye varacaksa varsın, güven ilişkisini zedeleyecek hiçbir davranışta bulunmazdı. Muhsin Yazıcıoğlu adı dava arkadaşlığının mührüydü. Dürüsttü ve pragmatizmden uzak bir soyluluk sahibiydi. Başkan olmasına rağmen baskıcı ve jakoben anlayıştan uzak duran, kolektif bir arkadaşlık ağına ehemmiyet veren, ülke ve memleket menfaatlerini ön planda tutan bir anlayışa sahipti. Muhakkak arkadaşlarıyla istişare ederdi. Hatta genel başkanlık yaptığı dönemlerde, “Ben fikrimi söylemeyeyim, sizin fikrinizin sözcüsü olayım” derdi. Kimseyi fikriyle etki altına almamak için yapardı bunu. Ben onu “delikanlı adam” tabir ediyorum. Sözünün eri, doğru konuşan, emanete hıyanet etmeyen bir adamdı. Bu zaten Müslüman Türk’ün şiarıdır. Müslümanlıkla münafıklık arasındaki fark da budur zaten. Muhsin Başkan asla yalan söylemezdi; şakası da uzun sürmezdi. 
Bir gün beni Almanya’dan aradılar. “Dudayev ölmemiş, Muhsin Başkan Dudayev’i saklıyormuş” dediler. Ben de dedim ki, “Dudayev şehit oldu. 
O, kimsenin yanında saklanacak adam değil. Eğer piyasaya ben saklandım diye çıksa millet onun yüzüne tükürür.” Sonra divan toplantısında bunu Başkan’a söyledim, güldü. “Evet, kaynak benim” dedi. O zaman Selçuklu Vakfımız var. Oraya bir hanımefendi röportaja gelmiş. Muhsin Başkan’ın arkasında Dudayev’in resmi var. Kamera çekim yaparken röportajı yapan hanımefendi, “Başkanım, arkanızda Dudayev’in resmi var; birbirinize ne kadar benziyorsunuz. Ama Dudayev öldü” demiş. O da “Siz öyle mi zannediyorsunuz?” demiş. Kadın merakla “Ölmedi mi yoksa?” diye sorunca Başkan da “Sağlam bir yerde” demiş gülerek, “Hem de çok güzel bir yerde, ölmedi”. Bu haber yayılmış, taa Almanya’dan bana ulaşıyor. Burada aslında “Şehitler ölmez, bilakis onlar diridirler, onlar Allah katında rızıklandırılırlar” mealindeki âyeti anlatıyor. Hanımefendi Muhsin Başkan’ın yalan söylemeyeceğinden hareketle tabii dünyevî düşünüyor.

Derleyen: Sefer EREN